etiler poyrazoğlu otomotiv
20 Kasım 2019 Çarşamba

OSMANLICA İLE MİNİ GEZİNTİ

Atilla Sezener

11-09-2019

Ben büyüklerimize bayılırım. Hem hiçbir şey bilmezler hem de bilmediklerini bilmezler. Sorgulama kültürünün yanından geçmemiş milyonlar da bunları alkışlar durur. Böylece her iki taraf da hayatlarından memnun yaşar giderler.

Bu kesimin sahneye koyduğu son eser, Osmanlıca okunup yazılması olmuştur. Apaçık yazıyorum. Bunların hiçbiri ne Osmanlıca bilirler ve ne de Osmanlıcadan anlarlar.

Gelin bu konuda mini, bir gezinti yapalım.

Şair Eşref (1847-1912) çok ünlü ve büyük bir hiciv (yergi) ustasıdır. Bizi yönetenler ve yönetmeye talip olanlar çok şanslı. Eşref , şimdilerde yaşasaydı, bunların çoğunun analarından emdikleri sütü burunlarından getirirdi. Hem onlara sıkışınca gündem değiştirmenin ne olduğunu ve akan nehri geriye çevirmenin bedelini bir güzel ödetirdi. Tabii bu arada olan Eşrefe de olurdu. Çok zaruri imiş gibi, sabaha karşı evi basılır, yaka paça götürülürdü. Bu işlemin adına da “İleri Demokrasi” derlerdi. Sevsinler tümünü .

*

Şimdi Eşreften arkadaşların hemen ve kolayca anlayacakları iki kıta yazayım:

Kusuru mazhar olsun afve rindan-ı mey-aşamın,

Şehidan-ı arakın pek çoğu erbab-ı gayrettir.

Budur kanun-i cemde muktazayı hükm-i işret kim,

Dün akşamki geçen ahvali zikretmek rezalettir.”

Kolayca anlaşıldığına eminim. O zaman alın bir tane daha:

Ekseri hicvimle tayin-i esami istemem,

Fikr-i mahsusumca bu halin şudur ki mucibi

İsterim herbir deniye kabil-i tatbik olup,

Kullanılsın herbiri bir numrasız gözlük gibi.”

*

Sizi hiçiv kesmediyse sarayın da şairi Bakiden bir gazel verelim:

Nedür hu handeler bu işveler bu nüz-u istiğna,

Nedür bu cilveler bu şiveler bu kamet-i bala,

Nedür bu piç piçü cin cinü ham-be-ham kakül,

Nedür bu turralar bu halka halka zülf-i müşg-asa …”

Hemen anlayıp bayıldığınızı hissettim.

Şimdi de çok daha kolay anlayacağınız bir mersiyeden bölüm vereceğim. Baki, bunu Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümü üzerine yazmıştı. Tam Osmanlıca. Buradan buyurun:

Ey pay-bend-i dam-geh-i kayd-ı nam-ı neng

Ta key heva-yı meşgale-i dehr-i bi-direng.

Kuşkusuz tüm okuyucular bunu anında anlamışlardır. Ben yine de belki anlayamayanlar olabilir diye, bu mersiyenin bugünkü Türkçe ile anlamını yazayım: “Ey şan ve şöhret tuzağına ayağı bağlı olan, bu kararsız dünyanın işleriyle uğraşma hevesi daha ne zamana kadar sürecek.”

Denizli’nin çok değerli ve kültürlü bir kesimi bizim gazetede yazmaktalar ( özellikle Pamukkale Üniversitesi eğitim Fakültesi öğretim üyeleri ). Onların bile maksimum üç tanesi bunları çözebilir. Türkiye’de ve bu şehirde bizi yönetenlerin yüzde birinin bile bunları anlayacağına asla inanmıyorum. Ayrıca Osmanlıcanın şimdi kullandığımız Latin harfleri ile değil, Arapça eski yazı ile yazıldığını önemle ilave edeyim.

Gördüğünüz gibi Osmanlıca öğrenmek son derece gerekli ve kolaydır. Latin harfleriyle okuma ve yazma öğrenen bir öğrenci 3 veya 4 ay sonra bir gazete okuyabiliyor. Eski yazı ile Osmanlıca öğrenirsek 3 yılda bile okuyup yazamayız. Olsun varsın, Vakit öldürme genel kültürümüzden sayılır.

Yüce insanımız çok bilen büyüklerimizin yol göstermesini ciddiye alır da Osmanlıcayı öğrendi mi, tutmayız bizi o zaman. Art arda Nobel ödülleri bizimdir. Her alanda çeşitli buluşlar, inavasyondaki şahlanmalar keza bize ait olacaktır. Diğer yandan Hukuk Devleti- İnsan Hakları- Çağdaş Demokrasi de dünya lideri oluruz. Bomboş olduklarını anlamadan bizi yönetenler ve yönetmeye talip olanlar, halka konuşurlarken ayrımcılık yapmamağa başlayacaklardır. Ötekileştirme tarihe karışacaktır. Hiç kimse gerilmeyecektir. Adalete de iş düşmeyecektir. Her şey tamam, iş yalnız Osmanlıca öğrenmeye kaldı.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - OSMANLICA İLE MİNİ GEZİNTİ
Atilla Sezener - Diğer Yazıları
Bütün Atilla Sezener Yazıları