poyrazoğlu otomotiv etiler
6 Haziran 2020 Cumartesi

ORUÇ VE İMAN

Mustafa Örki

13-05-2019

“Ey iman edenler size oruç farz kılındı” Bakara/183

Farz kelimesi ile şart arasında ufak bir ayrım var. Namaz ve abdest fıkhı açıdan farzdır. Ama abdest namazın şartıdır. Abdest olmadan namaz olmaz. Aynı husus ibadetler için de şart olan imandır, ibadetlerin şartı imandır.

Her ramazan ayı bizim için iman tazelemedir bir bakıma, nasıl? Oruç tutmanın farz olduğunu bilen ve inanan mümin özrü yoksa ramazan ayı geldiği için sevinir ve oruç tutar. İmanî zaafı olan oruç tutmasa bile suç işlediğinin farkındadır. İman açısından sorunu olanın derdi farklıdır.

Yüce olan Allah oruç tutma konusunda "ey iman edenler" buyurmak suretiyle müminleri muhatap tutmuştur. Bu bir mümin için şereftir, çünkü Allah müminlere hitap etmiştir. Bir mümin islâmî değerlerden rahatsız olmaz. Ramazan- oruç namaz-ezan vs konulardan ancak iman zaafı olanlar rahatsız olur, küfrünü artırır, sizin dininiz size diyemez. Problem güven-itimat noktasındadır.

Genelde ibadet yükümlülüğü olan kişiler ve oruçta olduğu gibi iman olmaksızın ibadetlerle yükümlü değildir. Tüm ibadetler için iman akıl ve bu ibadetlerin nasıl yapılacağını bilmeleri peygamberlik müessesesini benimsemesi gerekir.

Aklı olan niçin inanır ve neden ibadeti olur? Çünkü o her şeyden önce iman etmiştir. İman kuru bir söz veya kalbi bir tasdik değildir. İmanın içini bilgi ile doldurmuştur, imanın ne olduğunu bize Kur’an söyler. Bu konuda ilim sahipleri şöyle der: Muhtelif isim ve fiil türevleriyle 879 kez geçen "iman" lafzı sözlükte "güvenmek, kendini güvende ve korkudan emin hissetmek, birinin ihanetinden emin olmak" gibi anlamı vardır.

Hem güven duygusu içinde olmak hem de birine güven verip korkudan emin kılmak anlamına gelir. " Emn" in (güven) zıddı "havf” (korku), "emanet"in zıddı "hıyanet"tir

Kur'an'daki kullanıma göre "iman" lafzının zıddı "küfür" olsa da gerçekte bu lafzın Arap dilindeki karşıtı "havf", yani korkudur. Emn-havf (güven-korku), iman güven verme-korkutma) te'mln güvence verme-korku yaratma) karşıtlığı Kureyş/106,4. ayetteki

(ve-amenehüm min havf) ifadesinde gayet sarihtir.

Günümüz Türkçesinde de kullanılan "emin" (güvenilir), "eman" can ve mal güvencesi " teminat" (güvence), "emniyet" (güvenlik) gibi kelimelerin tümü "güven itimat" anlamı içerir.

Haşr 59/23. ayette Allah'ın isim/sıfatı olarak geçen "mü'min" lafzı da "korku ve endişeden emin kılan, kendisine güven duyulan" anlamına gelir. Başka bir ifadeyle, Allah'ın "mü'min" ismi "tasdik eden" değil,"korku ve endişeden emin kılan, güven sağlayan" veya "hem insanlara zulmetmeyeceği hem de mü'min kullarını azabdan koruyacağı hususunda güvence/garanti veren" manasına gelir. Fakat birçok kaynakta Allah'ın "mü'min" ismi "Kendisinin tek gerçek mabut olduğunu tasdik eden" diye te'vil edilir

Blaise Pascal'ın (ö. 1 662) iman konusunda şöyle der: iman ispattan farklı bir şeydir. İspat beşeridir; iman ilahi bir inayettir. İman akılda, zihinde değil, kalptedir. Yine iman, kendisini yüreğinde taşıyan insana "biliyorum" sözü değil, "inanıp güveniyorum" dedirtir. Tanrı'yı hisseden kalptir; akıl değil. İşte iman denilen şey budur. Ayrıca Tanrı'yı bilmekle O'nu sevmek arasında dağlar kadar fark vardır. Akıl bilmekle, kalp (gönül) sevmekle maruftur.

İtaat içinde yaşamak Allah’ın varlığı ile ilgili değil. Tam tersi O’na güvenme itimat etme, güven içinde olacağını kabullenmekle ilgilidir. Söz bitti iş icraatta, yapılacak olan belli, hiç etrafımıza bakmadan doğru yolda yürümek. İnancımızın harekete geçmesidir, bu bizim imanımızı tazelemedir, yenilemedir.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ORUÇ VE İMAN
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları