etiler poyrazoğlu otomotiv
19 Temmuz 2018 Perşembe

ORMAN GÜLLERİ VEYA RHODODENDRONLARI SEVENLER DERNEĞİ

Tarık Barbaros Pilevne

08-02-2018

“Anne bak çiçekler ne güzel!” diye bağırdı çocuk... Köroğlu Dağlarının batı uzantısında, Akçakoca – Düzce arasındaki dönemeçli dağ yolunda otobüsle ilerliyorduk. Bir zamanlar sık kayın ormanları ile örtülü olan bu dağlar fındıklık açmalarıyla orman bütünlüğü bozulmuş, bölünmüş ağaçlıklardı şimdi. Yöre halkının aşırı arazi kullanımı, üretime endeksli orman işletmeciliği, uygulanan yanlış türde ağaçlandırmalarla yok oldu bu ekosistemler. Sarp yamaçlarda oyuntularla başlayan erozyonun yıkıcı etkisi, ormansızlaşma süreci ile birlikte başladı. Zamanla eşsiz biyolojik çeşitliliğini ve kendini yenileme konusundaki yaratıcılığını yitirdi bu alanlar.

Aydınlık bir bahar günüydü anımsadığım. Çocuğun heyecanla annesine gösterdiği bitkiler, mor çiçekli ormangülleriydi. (Rhododendron ponticum) Orman tabanında mor dalgalı bir deniz gibi yayılmıştı çiçekler. Kapalılığın kırıldığı ve ışık yoğunluğunun arttığı alanlarda, öncü bitki olarak yerleşen ve bir daha kolayca o yeri terk etmeyen Karadeniz’in bu yaygın vejetasyonu, çok iyi duygular çağrıştırmıyordu bende. Güçlü kök – yaprak sistemi ve salgıladığı kimyasallarla yanına başkasını yaklaştırmayan, kendinden başkasına yaşam hakkı tanımayan, paylaşım ve dayanışma sağlamayan bu türü sevmiyordum. Yaralanan ekosistemin, sarsılan doğal dengenin ortaya çıkardığı yayılmacı bir bitki, yaşamın olumsuz bir gerçeğiydi. Doğa yasalarını yansız ve acımasız olarak uyguluyordu. O müthiş dengeye dış etkenlerde bulunursanız, ortaya çıkan boşluğu bu tür arsız, bencil ve asalak bireyler dolduruyor, sonuçta çevresel zenginlik ve çeşitlilik yok oluyordu. Tıpkı insan topluluklarındaki gibi!

Sahilde Mayıs’ın ilk günlerinde, yükseklerde ise temmuz ortalarına dek çiçek açmayı sürdürüyor ormangülleri. Batı Karadeniz’de mor çiçekli, Doğu Karadeniz’de sarıçiçeklileri yetişiyor. Ağaçlardan dökülen tohumların toprağa ulaşmasını engelleyecek kadar sık üreyen ve yayılan bu bitki, Kayın gençleştirme çalışmalarının en büyük engelini oluşturuyor. Uygulamada başarılı olabilmenin tek yolu sökülerek, köklenerek sahadan uzaklaştırılması… Bu da güç ve masraflı bir yöntem... Bir zamanlar Ormancılık Araştırma Enstitüsünce kalorifer yakıtı olarak değerlendirilmek üzere bir fizibilite çalışması başlatılmıştı. En sık yayılış gösterdiği yerlerden birisi olan Karadeniz Ereğli ormanlarında deneme alanları oluşturarak dekar bazında ölçümlemeler yapmıştık. Her nedense yaşama geçirilemedi bu proje. Belki bu sayede ekonomik bir değer ifade edeceği için kesilerek değerlendirilir ve orman örtüsü bir nebze olsun rahatlatılabilirdi.

Çiçeklerinden üretilen bala, yörede “delibal” adı verilmekte. Polenlerinin içerdiği bazı toksinler nedeniyle insanlar tarafından çokça tüketildiğinde, geçici bir zehirlenme yaratıyor. Halk arasında bu bitkiye “ağu” denilmesinin bir nedeni var elbette. Hatta yaprakları ezilerek orman içi dereciklere atıldığında, dağalalarının sersemleyerek suyun yüzüne vurduğunu söylerdi köylüler. Dağ alabalıkları, Karadeniz’in yüksek ve bakir ormanlarındaki sularda yetişirdi. Dünyanın en güzel yaratıklarından ve en leziz balıklarındandı. Üzerlerindeki mavi kırmızı pullarla ve bir renk cümbüşü içinde pırıl pırıl dereciklerde keyifle yüzerlerdi. Yıllarca böylesine zehirlenerek, balık otu ve dinamit atılarak, serpme ağ kullanılarak katliama uğradılar. Bu gün yaşayabilecekleri karlı temiz sular da yok, dağ alaları da. Yalnızca Munzur Çayı vadisinde ve Rize yaylalarında birkaç yerde barınabildiği söyleniyor bu balıkların, korkarım yakında onlar da yok olacaklar!

Ormangüllerinin dünyada 600’den fazla türü bulunuyor. 400 kadarı yalnızca Himalayalar’da. Yüksek, serin ve bol yağışlı yöreleri tercih ediyor, Türkiye’de beş türle yayılış gösteriyorlar. Başlıcaları sarıçiçekli ve mor çiçekli olanlar. Otobüsteki çocuk gibi çiçeklerinin güzelliğine aldanan İngilizler, 19. yüzyıl sonlarında Kuzey Anadolu’dan ülkelerine götürüyor tohumlarını ve bugün ormanları ve ulusal parkları, bu bitki tarafından istila edilmiş durumda. Mücadele ediyorlar bu yayılmacı bitkiyle. Buna karşın demokrasinin beşiğinde karşıt görüşlüler de hemen örgütlenerek, ‘Rhododendronları Sevenler Derneği’ni kuruyor ve salt bu bitkiyle donatılan parklar, bahçeler oluşturuyorlar; Londra’da, Edinburg’da...

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ORMAN GÜLLERİ VEYA RHODODENDRONLARI SEVENLER DERNEĞİ
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları