etiler poyrazoğlu otomotiv
26 Ağustos 2019 Pazartesi

O, İŞİTEN, GÖREN VE BİLENDİR

Mustafa Örki

04-04-2019

“Şüphesiz Allah her şeyi işitir,her şeyi görür" Lokman/31,28

Kâinat/âlemin merkezinde Allah vardır. Kâinatı şöyle tarif etmişler: Duyu ve akıl yoluyla kavranılabilen veya mevcudiyeti düşünülebilen Allah dışındaki varlık ve olayların tamamına denilir. TDV İslâm Ansiklopedisi.

Yer ve gökyüzü ise insanın hizmeti için yaratılmıştır. İnsanın bir misyonun/vazifesinin olması da kaçınılmazdır. İnsan yeryüzünün imarı vazifesi verilmiştir, bu görevi yapabilmesinin ilk şartı Allah’ı bilmesi ile mümkündür. Yoksa ben kimim, neden buradayım, işim ne der dolanır durur. O bizi kendini tanıtır. O işiten, gören ve bilendir. Doğru bilgileri biz ancak Kuran’dan öğrenebiliriz rabbimiz bizi kendini tanıtır.

İlim sahipleri derler ki: Kur’an kelimelerini diğer hususlarda olduğu gibi bu takdim tehir sanatında da en mükemmel şekilde hak ettikleri bir tarzda kullanma konusunda zirveye ulaşmıştır. Misal (Sem=işitme) kelimesinin kullanımında olduğu gibi. "sem" yani işitme olgusunun ,"basar" yani görmeden önce getirilmesi üzerinde düşünülmesi gereken bir husustur.

Ayette, "summ (sağır)" kelimesi "umyan (kör)" kelimesinden önce getirilmiştir. Bu işitmenin, görmeden daha üstün olması sebebiyledir. Şüphesiz peygamberlerin en önemli görevleri, Allah’tan aldıklarını tebliğ etmeleridir. Görmeyen kimsenin, gören gibi elçiliği, tebliğ etmesi ve onu kavraması mümkündür. Ancak işitmeyen kimsenin, kolay bir şekilde tebliğ yapması mümkün değildir. Zira sağır olan, anlama konusunda genel anlamda kör olandan daha zayıftır. Bu yüzden, sağır olanların aksine kör olanlardan büyük âlimler ortaya çıkmıştır. Bu hususun tebliğle ilgisi sebebiyle işitmenin öncelikle zikredilmesi daha uygundur.

İşitmenin görmeden önce zikredilmiş olmasının, üstünlük dışındabaşka bir sebebinin de olması mümkündür. O da şudur; Gerçekten işitmenin etki alanı, görmenin etki alanından daha azdır. Bu sebeple,derecelendirmede kısadan uzuna bir sıralama olmak üzere daha az olandereceyi öncelikle zikretmiş olmaktadır

“Dedi ki; korkmayın, hiç şüphesiz ki ben sizinle beraberim işitir ve görürüm.”(Taha/46)

Ayette işitmeyi önce zikretti çünkü işitme yakın olmaya işaret eder. Zira seni işiten kimse normalde sana yakın olur. Ancak seni gören böyle değildir, o uzak da olabilir. Tabi ki Allah’ın işitmesinden hiçbir şeyin kaçıp kurtulabilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte bu psikolojiyi insana yaşatması, manevi destek anlamında oldukça önemlidir.

Yine, Kur’an da “sem (işitme)” kelimesinin “ ilim” kelimesinden önce getirilmesi de bunun örneklerindendir “ve 0 işitendir, bilendir.”(bakara/137)

Bu söz korkutma ve tehdit içeren bir haberdir. İşitme ile söze başlandı çünkü onun sesler ve hareketlerin hışırtısı gibi yakın olan şeylerle ilgisi vardır. Hiç şüphesiz senin hissettiğini ve sesinin gizli olanını işiten kimse normalde “o biliyor” denilen kimseden sana daha yakındır. Tabi ki Yüce Allah’ın ilmi, gizli ve açık, yakın ve uzak olan her şeyi kapsar. Ancak korkutma makamında “işitenin” önce zikredilmesi, “bileni” zikretmekten daha etkilidir. Öyleyse onu öne almak daha uygundur. Şöyle denmesi de mümkündür; Şüphesiz “işitme”, ilmin (bilmenin) araçlarından bir tanesidir bu sebeple öne geçmiştir.

Allah’ın işitmesinden hiç bir şeyin kaçıp kurtulma şansının bulunmamasına rağmen, dilde ifade edilen böyle bir yakınlık, bu belagati fark edebilene bir huzur vermektedir.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - O, İŞİTEN, GÖREN VE BİLENDİR
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları