poyrazoğlu otomotiv etiler
6 Haziran 2020 Cumartesi

Nİ’METLER İÇİNDEYİZ 

Mustafa Örki

28-05-2019

“Allah'ın nimetini saymaya kalksanız bile onu sayamazsınız. Allah affedicidir; merhamet sahibidir.” Nahl, 18

“De ki: O,sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar az şükrediyorsunuz” Mülk, 23

Şerif Cürcani Ta’rifat adlı eserinin ön sözünde şöyle der: Bilmiş ol ki, Yüce Tanrı'nın

Nimetlerinden başka ni'met yoktur. Hamd övülmeye layık olan Allah'a mahsustur. Nimeti ise şöyle tarif eder. Kendisiyle bir garaz ve karşılık değil de, iyilik ve fayda kastedilen şeydir.

Şükür için Cürcani şöyle demiş: Gerek dil, gerek beden ve gerekse kalb ile olsun, ni'mete karşılık olan ma'ruftan (=iyilikten) ibarettir. Denildi ki, şükür; İhsan edeni, ihsanını zikretmekle

övmektir. Kul, Allah'a şükreder. Yani O'nun ni'meti olan ihsanını zikretmekle O'nu över. Allah da kul için şükreder. Yani kulun taatı olan ihsanını kabul etmekle onu över.

Nimetin yokluğunda nimet daha anlaşılır, olması gereken ise nimet sahibi iken o ni’meti ve vereni bilmek gerekmez mi? Elbette

Nimetler içindeyiz görmeli farkına varmalı ve şükretmeliyiz. Tüm ibadetler ilkeli davranışlarımız şükür cinsindendir. Tüm bunları yaparken zorlanmadan yapmak, yapmaya çalışmak gerekiyor. Hz. Muhammed sav verirken zorlanmadan verdiğini söylemişler. O kendisine verilenlerin emanet olduğunun farkında. Ramazan ayında cömertliğinin arttığını rivayet edilmiş. Sevincini sevinç katmış ve vermek O’na yakıştığı da muhakkak.

Etrafımda olan bazı insanların davranışları yapmacık olmadığın samimi olduğunu hissederiz, tabiidir. Böyle davranmakla onlar Allah için yapıyorlar Allah’ın kendilerinin bu tür davranışlarını Rabbimizin övdüğünün farkındadırlar.

“eğer şükreder ve iman ederseniz Allah size niye azap etsin ki?" (Nisa, 147) ayetinde şükretmek iman etmekten önce getirilerek adeta “iman ederek" insanın şükrünü eda etmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir.

Bir gün Hz. Aişe (r.a) validemiz Rasulullah sav ile sohbet ederken onun oldukça yorgun ve yıpranmış olduğunu fark edince dayanamaz ve “ya Rasulallah, ne olur ibadetini biraz azalt; zira senin geçmişe ait bir günahın yok, masumiyetin sebebiyle gelecekte de günahlara karşı koruma altındasın" mealinde şeyler söyler. Bunun üzerine Rasulallah (sav) hüzünlenir ve ona: “yâ Aişe, ben Allah'a şükreden bir kul olmayayım mı?" (Buhari, Teheccüd, 6) diye cevap verir. Hz. Aişe validemizin bu sözünün bir sebebi vardı. Rasulallah sav yükü o kadar ağırdı ki, esasında vahyin gelmesi ve onun tebliği bir insana verilebilecek en ağır vazifeydi. Allah Resulü’nün yükü bu kadar ağır iken ibadetlerinde de herkesten daha öndeydi, beş vakte ilave olarak gece namazı ve nafileler, uzun secdelerle alnında secde izleri oluşmuştu ve bunu “Allah'a şükrünün bir ifadesi" olarak değerlendiriyordu.

Son söz yine Curcani’den olsun. Denildi ki: Şâkir, rahatlık ve refah halinde şükredendir. Şekûr ise bela ve musibet halinde şükredendir. Şâkir, bağış ve ihsana karşılık şükredendir. Şekûr ise, mahrûmeyyet hâlinde şükredendir.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - Nİ’METLER İÇİNDEYİZ 
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları