etiler poyrazoğlu otomotiv
19 Temmuz 2018 Perşembe

NEYZEN TEVFİK

Tarık Barbaros Pilevne

20-04-2017


Daha üç gün önce bir referandum sürecinden geçtik. Toplum çok gerildi, ajite oldu. Bugünlerde gerilimi azaltmalı ama buna dair bir emare yok ortada. Aksine söylemler giderek sertleşiyor. Gelecekten kaygılıyım. Bu konuda yazılacak, konuşulacak çok şey var ama buna henüz ben de hazır değilim. İyisi mi farklı zaman ve mekânlardan bir sese, bir nefese kulak verelim ve karabulutları dağıtalım bir nebze.

Filozof Tevfik Kolaylı, 1879 yılında Bodrum'da dünyaya geldi. Sekiz yaşında iken Bodrum'un Tepecik Kahvesi’nde duyduğu ney sesi onu büyüledi. O günden sonra gece gündüz sevgilisini koynundan ayırmadı. Çocukluk yıllarında baş gösteren ruhsal çırpıntılarını, muhteşem bir doğa ve neyin dinlendirici nağmeleri ile teskin etmeye çalıştı. Bodrum Rüştiyesinden sonra, babasının memuriyeti nedeniyle bulunduğu Urla’da gençlik dönemini yaşadı. İstanbul’a gelerek Fatih Medresesi’nde dört yıl okudu. Bu arada içkiyle tanıştı, yaran meclislerinde ney üfledi. Yaşam felsefesini; servete, şöhrete, makama itibar etmemek, çıkar için kimsenin önünde eğilmemek üzerine kurdu. Yobazlığa ve riyaya öfkelendi. Kof, içeriksiz ve çıkarcı insanlarla alay etti. Kirli ellerde görünce, paradan iğrendi. Kendi gerçeklerini kendince ve özgürce haykırdı. Aradan geçen bunca zamanda, sosyal dokumuzda fazlaca bir değişiklik olmadığı, dizeleri okundukça anlaşılıyor:

Sanma ciddiyet ile sarf ederim sanatımı,

Ney elimde suyu durmuş kuru musluk gibidir.

Bezm-i meyde süfehanın saza meftun oluşu,

Nazarımda su içen eşeğe ıslık gibidir.

Düşeli derdi firakınla sevdaya meye

Müptelayım deliyim sinmişim esrar-ı neye

Feleğin kahpe başında paralansın parası!

Ben güzel sevmeye geldim, değil ekmek yemeye

Asrın yeni bir umdesi var, hak kapanınındır.

Söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır.

Geçmez ele bir pâye, kavuk sallamayınca,

Kürs-i liyakat pezevenk, puşt olanındır!

Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler

Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus dediler.

Künyeni almak için partiye ettim telefon,

Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler.

Hayliden hayli kalınlaştı yobazlık yeniden,

Softalık zorlu anırtı ile aldı yürüdü.

Kara bir kinle taassup pusudan çıktı yine,

Yurdu şahane cehalet yeni baştan bürüdü.

Delikli demirin vurmazı olmaz, / Ardına geçip de göz uydurmalı.

Şu insanoğlunun kanmazı olmaz, / Özünü bilip de söz uydurmalı.

Felsefemdir kitabı imanım / Taparım kendi ruhumun sesine

Secde eyler hakikatim her an / Kalbimin ateş-i mukaddesine

Her ne yap yap, becerip izzet-i nefsinle geçin.

Kimseden bekleme yardım, iki el bir baş için.

...

Türkü yine o türkü sazlarda tel değişti.

Yumruk yine o yumruk bir varsa el değişti.

Tasavvufa derinlemesine hâkimdi, fakat bazen her şeyi reddetti. Ruh ve düşünce dünyasını kasıp kavuran bu zıtlıklar ve çelişkiler, birçok kez onu yaşam yokuşunda sendeleterek akıl hastanelerinin koğuşlarına sürükledi. Zamanın Bakırköy Akıl Hastanesi Başhekimi Mazhar Osman’ın özel tedavisi ile iyileşti ise de, bu dönemler çok uzun sürmedi. Yaşam tarzı ve çevresi onu alkolün uğursuz kollarına çekti, bırakmadı. Yine bir tedavi sonrası İstiklal Caddesinde karşılaştığı Mazhar Osman, Neyzen’in elindeki bir şişe büyük rakıyı göstererek sordu:

“Bu ne Tevfik Bey?”

“Valla, Çallı’yla birlikte aldık, yarısı onun.”

“O zaman siz kendi hissenizi dökün bakayım!”

“Dökemem, benim hissem şişenin altında!”

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - NEYZEN TEVFİK
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları