etiler poyrazoğlu otomotiv
23 Eylül 2018 Pazar

MODERNLEŞME ADI ALTINDA 

Gülistan ÇÖVÜT

18-04-2018

Modernleşmeyi salt bir “ilerleme” kavramı olarak ele almamız mümkün değildir. Batı ideolojisinden kaynaklanan muhtevasını, dikkate almamız gerekir. Her şeyden önce, modernleşme kuramı “modern” ve “geleneksel” olarak nitelenen iki toplum tipinin karşılaştırılmasına dayanmaktadır. Türkiye'nin geçmişte olduğu gibi günümüzde de Batılılaşma/modernleşme sancısını derin bir biçimde yaşadığı söylenebilir. Gecikmiş bir modernleşmenin getirdiği sorunlarla, iddialı bir varsayım olmakla birlikte, "belki de çok uzun bir süre, hatta hep yaşayacak" olduğu da söylenebilir. Hedef ise, özellikle Cumhuriyet tarihi boyunca, ne kadar tartışmalı, ne kadar sorunlu olursa olsun "Batılılaşma/modernleşme/çağdaşlaşma" olarak kondu. Ancak ok bunca zamandır hedefine, yani Batıya ulaşamadı.

Yıllarca süren modernleşme çabaları şunlar için yapılmıştır:

* Modern bir bilince ve teknolojiye sahip olmak

* Resmi sözleşme ilişkilerinin egemen olması

* Dini, ekonomik, politik alanlar birbirinden ayrılması

* Kadın erkek eşitliğinin olması

* Bireyselliğin gelişmesi

* Yazılı kültür ve aktarım mekanizmaları egemen olması

* Okur-yazar oranının yüksek olması

* Demokrasiyi gerçekleştirebilmek olmak

* Aydınlanma deneyimini yaşamış olmak

* Laik ve akılcı olmak

Batılılaşmayı, bizi uygarlığa götürecek yegane kurtuluş yolu olarak algılayan Osmanlı elitleri, bu amaca hizmet eden her vasıtayı da aynı heyecanla benimseme yoluna gitmişlerdi.

Günümüzde modernleşme kavramı çok yanlış yerlere çekilmektedir. Modern yaşama kapsamı içinde işyerlerinin isimleri yabancı isimle anılmaya başlandı. Güzel Türkçemiz bozulmaya başladı. Yeni nesil arasında muhabbetin argo kelimeler, hatta küfürlü ifadeler üzerine kurulması son zamanların modası. Gençsen arkadaşına istediğin gibi hitap etmen sanki mubah!
"Bir bahar akşamı rastladım size / Sevinçli bir telaş içindeydiniz / Derinden bakınca gözlerinize / Neden başınızı öne eğdiniz?"

Fuat Edip Baksı'nın bu dörtlüğü dilde yaşanan değişimin en belirgin resmi. Kaldı mı böyle ifadeler? Elbette hayır. Ecdadımız sevgiliye bile sen demeye imtina ederken, öğretmenine, kendisinden onlarca yaş büyük insanlara "canım" diye hitap eden gençlere tanık oluyoruz. Konuşurken kelimeleri hoyratça harcadığımızı, yabancı sözcükleri baş tacı edip, Türkçeye uzaklaştığımızı, yazışmalarda sesli harfleri attığımızı da tartışır olduk. Son zamanlarda bir de argo, hatta küfürlü kelimeler moda! Yolda, sokakta, AVM'lerde, sinemada gençlerin konuşmaları tahammül sınırlarını zorluyor. Hikâyeler küfürle anlatılıyor, sevgi sözcüklerinin yerini argo kelimeler alıyor. Biz kavga ettiklerini düşünsek de gençler böyle geçinip gidiyorlar. Dilimiz argolaşmıyor, Amerikanlaşıyor!Batılılaşma haraketlerinden en çok etkilenen dilimiz oldu maalesef. O zaman birinci şart konuşma lisanımızdaki gerek yabancı gerekse de acayip kökenli kelimelere halkın sevebileceği, kolay Türkçe karşılıklar bulmaktır. Sonra tüm okullardaki öğretmenlere ve televizyon kanallarında haberleri sunan sunuculara bu kelimeleri gönderip kullanmalarını tavsiye etmek gerekir. Belli bir süre sonra halk arasında yapılacak bir anket (ki artık internet üzerinden çok basit) o sözcüğün kullanılıp kullanılmayacağına karar verilmesini sağlar.
Hatta sözcüklerin tespiti sırasında da internetten yararlanmak faydalı olur. Bir sözcüğe iki veya daha fazla karşılık bulup halka en çok hangisini beğendikleri sorularak seçileni aday sözcük olarak kullandırmak mümkündür.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - MODERNLEŞME ADI ALTINDA 
Gülistan ÇÖVÜT - Diğer Yazıları
Bütün Gülistan ÇÖVÜT Yazıları