poyrazoğlu otomotiv

MEHMET AKİF VE SABIR

Mustafa Örki

14-03-2019

“Rabbin için sabret” Müddessir/74,7

“Rahmetle anılmak ebediyyet budur amma/ Sessiz yaşadım, kim, beni nerden bilecek?” M. Akif Ersoy

Mehmet Akif de her fikir adamı gibi döneminin adamıdır. Akif, Arnavut baba tarafından vakar, dik duruş, inat, isyan ruhu; Buharalı ana tarafından ise sanatkârlık, tevazu, sessizlik, sabır gibi kendini kendi dışında her şeye adama özelliklerini almıştır.

Şiirlerinde sabır kelimesini katlanmak değil göğüs germekten öte daha çok isyan etme olarak kullanmış. Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?/Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı! Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!/'Yandık! 'diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!

O’nun bugün çağdaşlarından farklı olarak aramızda canlı ve dipdiri olmasının sebebi isyan ruhu ile beraber bu büyük tevazusudur. O gün insanlığın ve Müslümanların acı içinde oluşlarının bir sebebi var. Çıkışın da mümkün olduğu bir gerçek ama nasıl sorusunu O bize isyan etmekle mümkün olduğunu söyler. Müslümanların çalışması gerekmektedir, eğitim sistemi Medrese ve Tekkeler tekrarcı ve sorgulamayan bir anlayışa sahiptir, bu iki anlayışa tepki kor. Geçmişi reddetmez, geleneğimiz var, inkâr edilemez ama yenilenmezsek dertlerimiz bitmeyecek.

Zaman içinde birçok şeyde olduğu gibi ne yazık ki sabır kelimesi anlam kaybına uğramış. Akif merhumun itiraz etmesi de bundan dolayıdır. Peki, sabır nedir?

İlk nazil olan Sûrelerden biri de Müddessir suresidir. Rabbimiz mealen şöyle buyuruyor:“ Ey örtülere-sorumluluğu üstlenen, kalk uyar/ kendini ada, Rabbinin adını yücelt; O’nun büyüklüğünü anlat, içini ve dışını temiz tut, yaptığın iyiliği başa kakma ve sabret” Müddessir/74, 1.2.3.4.5.6.7

Hz. Muhammed As davet ve tebliğe başladığında ilk iman edenler var, arkadan esen bir rüzgâr var. Ama bir de önden rüzgâr esiyor, önceleri yavaş sonra gittikçe şiddetleniyor, öyle ki iş öldürmeyi olmadı savaşa dönüşüyor. Bedir, Uhud, Hendek gibi.

Elbette bu durumlar insanda travma oluşturacaktır. Yalnız davet karşılığında bir bedel istenmiyor, insanın dayanma gücü olur ve bir noktaya kadar gider. Bu arkası kesilmeyen saldırılar karşısında insan vazgeçebilir, yolu değiştirir. Amma olmaması gerekiyordu, anlam kaybına uğrayan sabır güçlü olmaktır direnmek ve çare üretmektir. Sabrın zıddı telaş, yakınma, şikâyet ve çirkin söz ve davranıştır.

Hz. Muhammed As sükûnetini muhafaza etmesi gerekiyordu. Risalet görevi bir şerefti elbette zorluğu ve bedeli olacaktı. Pasif kalamazdı şikâyet etmeden mücadelesini görevini sona erdirdi.

Zaman içinde ne yazık ki Müslümanlara bir hal oldu, pasifleştiler bir lokma bir hırkaya razı oldular. İlim yuvalar tekrardan başka iş yapmaz, düşünmez, üretmez ve sorgulamaz oldular. İslam’ın düşmanları ise boş durmadılar adını ne denirse densin galip geldiler ve zülüm ettiler.

Mehmet Akif Ersoy bir dava ve fikir adamıdır, çağını okuyandır rahmetle ve minnetle andığımız bu günler de Âsım Nesli olmak durumundayız. Müslüman kendi değerlerini sahip çıkandır, İslam ve Müslümanlar izzet içinde olmalı gerekir.

O günler de Akif merhum gibi insanları üreten İslam yeni Akifleri üretir, üstelik bugün daha çok ihtiyacımız var. Akif hani “sessiz yaşadım, kim, beni nerden bilecek” diyordu ya insanlar bilmese Allah bilir.

Hz. Muhammed As ve Akif merhumun izinden yolundan giden hizmet mücadele eden inançlı insanlara selam olsun.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - MEHMET AKİF VE SABIR
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları