etiler poyrazoğlu otomotiv

MEĞER BEN NE ENAYİYMİŞİM!..

Ramazan Canural

15-01-2019

Sevgili okuyucularım,

İki buçuk ay sonra Belediye Başkanlığımız bitiyor. Böylece 37 yıl süren kamu görevimiz de bitmiş olacak. . Şöyle arkamıza dönüp baktığımız zaman, sanki bir çırpıda geçiveren 37 yıl elbette bize çok şey kattı. Hassasiyetimizi, belki aşağıdaki yazıda olduğu gibi“ Üzerinde TC Hükümeti yazan kurşun kalemleri, silgileri, kağıtları sadece resmi hizmetlerde okşar gibi kullanırdım…” boyutuna kadar indirgeyemedik ama, aşağı-yukarı alttaki yazıda anlatılanlara benzer bir anlayışla kamu görevimizi tamamlıyor olmanın vicdani rahatlığı içindeyiz.

Gözyaşları içinde birkaç kere okuduğum bu yazıyı, noktası virgülüne dahi dokunmadan, bu haftaki köşeme taşımak istedim. Öyle sanıyorum ki, ülkemiz ayakta duruyorsa ve insanlık hala “yaşıyorsa” bu, işte şuradaki gibi mübarek insanların yüzü suyu hürmetinedir.

Efendim, bu yazının sahibi olan güzel insan; Başbakanlık Müsteşarlığı, Milli Eğitim Bakanlığı gibi üst düzey görevlerde bulunan ve geçen yıl kaybettiğimiz rahmetli Hasan Celal Güzel’dir. Ne mutlu O’na! Rabbim rahmetiyle muamele eylesin!..

MEĞER BEN NE ENAYİYMİŞİM!..

Efendim, artık 68 yaşında, su katılmamış bir avanak, hakikî bir budala ve gayrikabil-i ıslah bir'enayi'olduğumu itiraf ediyorum. Bana küçük yaşımdan itibaren'beytülmal'ın mukaddesliğini öğretmişlerdi. Hiç kimse'Devlet malı deniz, yemeyen domuz'dememişti.

Bütün ömrüm tâbir-i âmiyanesiyle'eşşek gibi'çalışmakla geçti. Çalışma hayatımda tek gün dahi izin kullanmadım. Bir gece bile doyasıya uyuyamadım. Kimileri bana'uykusuz müsteşar'adını takıp uçup kaçtığımı söylerdi ama'Ne akılsız adam yahu!'şeklindeki fısıltılar, her gün yüzlerce telefon konuşmasıyla çınlayan kulaklarıma kadar gelirdi.


Üzerinde'T.C. Hükümeti'yazan kurşun kalemleri, silgileri ve kâğıtları, sadece resmî hizmetlerde, âdeta okşar gibi incitmemeye çalışarak kullanırdım. Çocuklarım devlet malına ellerini dahi süremezlerdi. Plakaları kırmızı ve siyah renkli resmî arabalara bir defa dahi binmediler. Yüzlerine bakmaya kıyamadığımMustafamveElifim, bir saat daha az uyuyup belediye otobüsleri ve okul servisleriyle okula gittikleri esnada, bendeniz müsteşarlık ve bakanlık yapıyordum. Bırakınız eşime araba tahsis etmeyi, evde devletin personelini çalıştırmayı; idarecilik ve siyaset hayatımda lojmanda oturmadım. Koruma görevlisi de kullanmadım. Arabamın önünde ve arkasında fiyakalı eskortlar hiç bulunmadı.
Meğer ben ne enayiymişim!...

***

Yaptığım enayiliklerin haddi hesabı yoktur... Meselâ, bendeniz milletvekiliyken -birkaç zarurî toplantı dışında-Meclislokantasında yemek yemezdim. Zira, burada çalışanlar kamu personeliydi ve çok ucuz olan yemekler milletin kesesinden sübvanse ediliyordu. Sonra, çok beğendiğim halde, aynı gerekçelerleTBMM Sigarasıda içmedim. Ceplerim şıkır şıkır metal jetonlarla dolu olarak dolaşır, özel görüşmelerimi kulisteki ankesörlü telefonlarla yapardım. O zaman'beleş'cep telefonlarımız da yoktu.


Hiçbir hediyeyi kabul etmez; ya reddeder veya demirbaşa kaydettirerek devlete intikal ettirirdim. Yıllarca üst yöneticilik, müsteşarlık, bakanlık yaptım; hâlen evimde bu dönemlere ait -bronz plaketler dışında tek bir hatıra eşya göremezsiniz.


Benim anladığım mânâda siyasete'Zengin girilir, fakir çıkılır'. Biz enayiler, devlet hizmetini ve siyaseti böyle anlıyoruz. Siyasî hayatımda önüme çıkan yüzlerce fırsatı teperek mal mülk edinmedim. Bilâkis,ANAP'taki Genel Başkanlık mücadelesinde, Bond çantalarda getirilen paraları reddederek, eşiminSSKkredisiyle aldığıOran'daki daireyi;YDP'nin kuruluşunda da babamdan kalanMalatya'daki ev ile dedemden kalanGaziantep'teki evin bana düşen hisselerini harcadım.


Bu arada, eşimin uzmanlığıyla ve alın teriyle hak ettiği'Vakıflar Genel Müdürü'olarak tayin kararnamesini, nasıl engellediğimi de unutmayayım.
Sadece bununla kalsa neyse...ANAPdöneminde, şiddetle muhalefetime rağmen çıkarılan'kıyak emekliliği'reddedip tek maaşa devam ettim. Bu haksız uygulama hâlen devam ediyor.Başbakanlık Müsteşarı'yken, milletvekili maaşlarının buna göre ayarlanmasını gerekçe göstererek kendim için sözleşme yapmadım ve üç yıl müddetle emrimdeki daire başkanlarından bile daha az maaş aldım.
Meğer ben ne enayiymişim!..

***

Şimdi 70'ine merdiven dayadım. Hâlâ kirada oturuyorum. Kendime ait tek mülküm kitaplarım... Yani, sizin anlayacağınız, gerçek anlamda'Dikili ağacım dahi yok'.Hizmet hayatım boyunca, muhatabımın bıyık altından gülerek dinlediği,'Bu fukara millete ben bu masrafı hiç yaptırır mıyım?'lâfım vardı.
Sevgili okuyucularım, bu yazdıklarımı okuyup da sakın bütün bunlardan pişmanlık duyduğumu sanmayınız. Enayilik öylesine içime işlemiş ki geriye dönmek mümkün olabilse gene aynısını yapardım.
Beni bütün'enayiliğime'rağmen kimseye muhtaç etmeyen Yüce Allah’ıma hamd ediyorum.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - MEĞER BEN NE ENAYİYMİŞİM!..
Ramazan Canural - Diğer Yazıları
Bütün Ramazan Canural Yazıları