etiler poyrazoğlu otomotiv
19 Temmuz 2018 Perşembe

MARTİNİMİN PULLARI

Tarık Barbaros Pilevne

07-09-2017

At martini Debreli Hasan dağlar inlesin

Drama mahpusunda dostlar dinlesin...

***
Kara çadır is mi tutar / Beylik martin pas mı tutar

Ağlar ise anam ağlar / Elin kızı yas mı tutar...

***
Martinini yağladın mı / Karadağ'ı boyladın mı?

Yalın ayak başı kabak / Nöbetlerde ağladın mı?.

***
Martinimin pulları / Gece geçtim yolları

Aslan Mican geliyor / Takmaz karakolları...

***

Çadır kurdum şu yaylanın düzüne

Aynalı martin koydum ben de dizime

Varın söylen o yosmanın kızına

On beş sene az geliyor gözüme...

Ne çok Martin'li türkümüz var değil mi? Neden bunca türküye, öyküye konuk olmuş, kültürümüze girmiş bu tüfekler; araştırdım, paylaşıyorum: Ordusunun tüfek ihtiyacını Avrupa ülkelerinden karşılayan Osmanlı Devleti, iç savaş (1861-1865) sırasında silah sanayii çok gelişen ABD’ne yöneldi. Kuzeyin zaferi ile biten savaştan sonra yeni silahlara ihtiyaç yoktu. Yenik Güney ordusu dağıtıldı; zaferi kazanıp ABD birliğini yeniden sağlayan Kuzey ordusu ise azaltıldı. İşte tam bu sırada Osmanlılar ortaya çıktı. Winchester tüfekler için 1866’da ilk sipariş verildi. Seri atışlı 44 kalibrelik ve 200 metreye yakın menzili olan bu tüfekler, Osmanlı süvarilerince kullanıldı. Ancak piyadeler için uzun menzilli tüfeklere ihtiyaç vardı. 1869 yılında bu konuda görüşmeler yapmak üzere ABD’ne bir heyet gönderildi. Yeni geliştirilen “Peabody-Martini-Henry” veya bizdeki söylenişi ile “Martin” tüfeklerinin alımına karar verirdi. Bunlar, 1300 metreye ulaşan etkili menzilleri, kalitesi ve kullanım kolaylığı ile Osmanlı devletinin en büyük hasmı olan Rus ordusunun tüfeklerinden daha üstündü. 1871 yılında Amerikalı silah üreticisi ile kontrat yapıldı. Tüfeğin tanesine 1500 dolar, ayrıca her süngü için de 125 dolar daha ödenecekti. Böylece tüfeklerin tanesi 1625 dolara geliyordu. 1872 yılından başlamak üzere beş yıllık bir süre içerisinde 600 000 adet Martin tüfeği Osmanlı ordusuna verildi. Özel olarak üretildiği için nişangâhındaki rakamlar Arapça kazınmıştı. Ayrıca tüfeklerin sağ gövdesinde Sultan Abdülaziz Hanın tuğrası ve onun altında da seri numaraları kazınmıştı.

93 Harbi (1877-1878) sırasında Martin tüfekleri görevlerini başarı ile yaptılar ama Pilevne Savaşı sonunda 50.000 tanesi ve Kars Kalesinin düşmesi sonucu 40.000 tanesi Rus ordusunun eline geçti. Ruslar, kendilerinkinden daha üstün olan Martin tüfekleri ile askerlerini silahlandırdılar. Türk Martinlerinin 9000 tanesini de 1882 yılında Japonlara sattılar. Japonlar bu tüfeklerin üzerine İmparatorlarının mührünü kazıdılar nişangahtaki Arapça rakamların üzerine de Japonca rakamlar kazındı. Osmanlılar ise kısa süre sonra Almanya’dan son model Mauser (Mavzer) tüfekleri almaya başladılar. Birliklere yeni Mauserler gönderildikçe artık modası geçmeye başlayan Martinler depolara konulmaya başladı.

1890’ların başında Ermeni ayaklanmacılara karşı Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Hamidiye Alayları kuruldu. Depolardaki Martin tüfekleri yeni oluşturulan bu birliklere dağıtıldı. Bugün Anadolu’da tek tük de olsa rastladığımız Martin tüfekleri büyük olasılık ile Hamidiye Alaylarını oluşturan gönüllü yöre halkına dağıtılan silahlardır. Hekimoğlu'nun, kendi nesli için yaptırdığı "Aynalı Martin"in öyküsünü de ayrıca araştırmak gerek...

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - MARTİNİMİN PULLARI
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları