etiler poyrazoğlu otomotiv
22 Eylül 2018 Cumartesi

MAO'DAN Şİ'YE ÇİN GERÇEĞİ 

Ufuk GÖKMEN

21-12-2017



"Hangi Avrasya" isimli yazılarım devam ederken Trump, güvenlik belgesini yayınladı.

Bahse konu güvenlik belgesinde ABD tarafından, Çin, Rusya, İran ve Kuzey Kore, ABD çıkarlarını tehdit eden ülkeler olarak tanımlanıyor.

Avrasya bölgesinin Asya tarafında kalan lokomotif ülkeleri ABD için resmen hedef oldular.

Aslen uluslararası ilişkiler konusunda eğitim alanların ilk öğrendikleri konu; Çin ve Rusya'nın konuşlandığı bölgelerin "Merkez" olduğudur.

Dünya hakimiyet teorilerinin büyük çoğunluğunda genel geçer bir kural vardır; "Merkeze yani Asya'nın ortasına hakim olan dünyaya hakim olur."

Mackinder bu düşüncesini Merkez'i ele geçirmek üzerine, Spykman da kenar kuşağa hakim olmak üzerine yorumlamıştır. Mahan ise Merkez'i denizden çevirmeye dayalı bir teori üretmiştir.

Bu teorileri herkesten iyi bilen SSCB, var olduğu dönemde karşı saldırılarla direnmiş, Mao'nun Çin'i içine kapanmayı tercih etmiştir.

Kurulduğu 1949'dan 1976'ya kadar Çin Halk Cumhuriyetini yöneten Mao Zedung, bütün liderlerden farklı bir profil çizmiştir. Kendi mesleğini sınıf öğretmeni olarak isimlendirse de onu okuyan pek çok kişi için felsefe üretmiş bir düşünürdür.

Marksist ya da Leninist ideolojiden farklı olarak; Komünist düşüncenin, köyden şehire geçişini daha yararlı bulmuştur.

Onun üç dünya teorisi daha farklı tanımlar getiriyor; ABD ve Rusya emperyalist Birinci Dünya, arada kalıp fayda sağlayan İkinci Dünya , ezilenler de Üçüncü Dünya olarak tanımlanıyor.

Mao, Çin'in kendine münhasır özellikleri olduğunu kabul ederek ideolojisini yaymaya çalışmamış, ittifaklar kurmayı denememiştir.

Dünyanın hedefinde olma gerçekliği nedeniyle Stalin'i kader ortağı olarak görmüş onun ölümüne kadar SSCB'ye yakın durmuştur.

Stalin sonrasında yayılmacı politikalara yönelen SSCB ile uzak durmuştur.

Çin'i dev bir insan laboratuvarı olarak farz eden Mao, sosyal deneyler yapmış ve çoğunda başarısız olmuştur.

1957'de başlattığı "Çin'in büyük kalkınma hamlesi", bir sosyal deney olmaktan öteye gidememiştir

Başarısızlıklar onun yönetimini tehdit ettiğinde, "Kültür devrimi" modelini ortaya koymuş, bu sayede gençleri yani orduyu elde tutmak amacında ilerlemistir.

Kültür devrimini kendi açısından yorumlayan genç militer güçler, kendi fikrinde olmayanlara saldırmaya başladığında kültür devrimi diğerlerinden daha acı bir hüsranla sonuçlanmıştır.

Mao Zedung bütün yaşam serüveninde Çin'in lideri olarak kalmayı başarmış ve büyük hedeflere ulaşamamış olsa da ülkeyi birlik içinde ayakta tutabilmiştir.

Birlik içinde bağımsız olarak ayakta kalan Çin, bu günlerde dünyanın en güçlü ülkesi olmaya aday durumdadır.

Şimdiki Çin yönetimi onun düşüncesinden çok farklılaşmış olsa da meydanlardaki dev Mao heykellerini halen muhafaza etmektedir.

Rusya'nın Stalin heykellerini yıktıktan sonra olduğu gibi aidiyet duygusunun dağılmasını istemedikleri için Mao'nun hatıralarına saygıyı korumaktadırlar.

Şimdi postmodern bir yaklaşımla atılım için kolları sıvayan Çin Komünist Partisi, devlet başkanı Şi Jinping'i olağanüstü yetkilerle donatmıştır.

Şi, 19'uncu ÇKP kongresinin açılış konuşmasında; "Çin ulusunun yeniden güçlendirilmesi için çalışmalıyız" derken Mao'nun 1957'deki kalkınma hamlesine vurgu yapmaktadır.

İzleyelim bakalım.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - MAO'DAN Şİ'YE ÇİN GERÇEĞİ 
Ufuk GÖKMEN - Diğer Yazıları
Bütün Ufuk GÖKMEN Yazıları