etiler poyrazoğlu otomotiv

MAHMUDİYE – ÇEFTELER VE EĞİTİM SAVAŞI

Tarık Barbaros Pilevne

25-01-2018

Mahmudiye yeşillikler içerisinde bir yerleşim merkeziydi. Adını Osmanlı’nın yenilikçi hükümdarı Sultan Mahmut’tan almıştı. Erzurum dolayından sürgün gelen Zorba Salih’in oğlu Kumarcı Mustafa, önceleri tutarlı ve adil davranışlarla çevrede kendini sevdirmiş ve büyük topraklara sahip olmuştu. Zamanla Ayan seçilip siyaseten de güçlenmiş, arazisini daha genişleterek halkı zorbaca sömürmeye başlamıştı. İki milyon dönüme ulaşan topraklarıyla ünlenen derebeyi, Sakaryabaşı’nda Kumarcı Adası diye anılan yerde bir de şato yaptırmıştı.

Zamanın bir yerinde artan baskı ve yakınmalar üzerine, yörede söz sahibi olan bir diğer kişi, Kozanlızade Hacı Abdurahman Ağa, Mustafa’ya karşı Devlet’ten yardım istedi. Bir güç zehirlenmesi yaşadığı anlaşılan Kumarcı, daha önceki birkaç olaydan ötürü Osmanlı ile sorunluydu, Saray’a asiydi. Bu bağışlanamaz bir durumdu; Yıl 1814’dü ve tahtta 2. Mahmut oturmaktaydı... Bursa’dan Mustafa Paşa komutasında gönderilen kuvvetlerle Kumarcı’nın malikânesi basılır ve yakılır, kendisi ve adamları öldürülür; malına mülküne el konulur. Yakın köylere kışlalar yapılır ve asker oturtulur.

Bütün bu birliklerin maaşını ve iaşesini karşılayan Abdurahman Ağa’ya Devlet Nişanı ile birlikte armağanlar gönderilir, takdir edilir. Köyün adı bu dönemde “Çifteler” olur. “Mahmud San-i Vakfı” adına Saltanat yönetimine alınan bu geniş topraklardaki Çiftlikat-ı Hümayun’un merkezi; bataklık, sıtma ve sivrisineklerin yol açtığı sağlık sorunları nedeniyle, 1914 yılında Mahmudiye’ye taşınır. Arazi, eskiden olduğu gibi tarımda, at ve koyun yetiştiriciliğinde kullanılır. Mahmudiye, Kafkasya’dan gelen Çerkezlerin ve daha sonra Balkanlardan göçenlerin iskânıyla birlikte büyük bir köye dönüşür ve zamanla nahiye merkezi olur.

1. Dünya Savaşında ve İstiklal Savaşı’nda yöre halkının milli birliğe katkısı ve mücadele azmi tamdır. Sosyal ve kültürel dokunun okuma yazmaya ve yeniliklere karşı ilgisi iyidir. 1936 – 37 öğretim döneminde ülkede ilk eğitmen kursu Mahmudiye Köyü’nde açılır. Modern tarım tekniklerinin uygulandığı Mahmudiye Devlet Üretme Çiftliği, uygulamalı dersler için öğrencilere uygun bir ortam sağlamıştır. Eğitmen adayları altı aylık bir kursa tabi tutulup, Ankara köylerinde staja gönderilir. Yine ilk Köy Öğretmen Okulları, 1937 – 38 öğretim döneminde Çifteler ve Kızılçullu’da başlamış, bu okulların sağladığı altyapı ve deneyim, Nisan 1940’da yasalaşan Köy Enstitüleri düşüncesini oluşturmuş, okulsuz ve öğretmensiz 12 milyon Anadolu köylüsüne önder yetiştirme ülküsüne dönüşmüştü.

Çok azının okur – yazar olduğu köylüler; çetin topraklarda kaya oyuklarına sığınmış, dağların başındaki kartal yuvalarına çıkmış, bozkırlar ortasında köstebek yuvalarına girmişlerdi. Doğanın her türlü zulmüne boyun eğmeye mahkûm ve alışkın olan bu insanlar, tüm uygarlık bağlarından çok uzaktı. Mustafa Kemal, daha 1922’de konuya şöyle değinmişti: “Bu memleketin gerçek sahibi ve sosyal yapımızın ana unsuru köylüdür. İşte bu köylüdür ki, bugüne kadar eğitim nurundan yoksun bırakılmıştır. Bizim uygulayacağımız eğitim politikasının temeli, ilk önce var olan cehaleti yok etmektir. Genel olarak bütün köylüye okumak, yazmak ve vatanını, milletini, dinini, dünyasını tanıtacak kadar coğrafya, tarih, din ve ahlak bilgileri vermek ve dört işlemi öğretmek eğitim programımızın ilk amacıdır.”

Altyapı ve insan malzemesindeki yetersizlik nedeniyle Anadolu köylerine eğitim götürmek çok zordu ve bunun için çeşitli yollar aranıyor ve deneniyordu...

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - MAHMUDİYE – ÇEFTELER VE EĞİTİM SAVAŞI
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları