poyrazoğlu otomotiv etiler
19 Aralık 2018 Çarşamba

LÜTUF

Mustafa Örki

01-11-2018

“O, rahmetini dilediğine has kılar. Allah büyük lütuf sahibidir” Alı İmran/3, 74

“İnsan zayıf yaratılmıştır” Nisa/ 4, 28 ama sahipsiz değildir ve bu hâli aleyhine değil lehinedir. İnsan kendini güven içinde olmayı ister evler, duvarlar, kaleler sınırlar bunun için vardır. Ama en büyük tehlike insana insandan gelmektedir.

Allah cc güç kuvvet sahibidir. “Allah’ın kadrini gereği gibi takdir edemediler. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, güç sahibidir” Hacc 74 yine o “ Zul kuvvetin metindir” Zariyat/58,58. Bu kuvvet lütüf olarak kendini gösterir. Allah kulunu zorlamaz ve çaresiz bırakmaz. O’nun mutlak bilgisi irade ve kuvveti insan için tehdit kaynağı olarak görülemez. Yine kuran Allah’ı “semanın ve yerin nuru/ güç kaynağı, yaşamam enerjisi” Nur/24,35 olarak bizi kendini tanıtır.

İnsanoğlu garip bir varlık islâm öncesi ve karşıtı olarak kullanılan cahiliyye döneminin ahlak anlayışını mürüvve kelimesi ile izah etmişler. Mürüvvetin içerdiği cömertlik, cesaret, ağırbaşlılık (hilim), metanet, kahramanlık, ahde vefa, dayanışma, darda kalanı koruma gibi duygu ve davranışları erdem sayıp yüceltir, aksine davrananları ayıplarlardı.

Araplar bu anlayışı cehl ile değersizleştirdiler. Cehl kısaca kibir, övünme, hoyratlık, saldırganlık, baskın ve yağma gibi yıkıcı tutum ve eğilimlerin tümünü birden kuşatan bir kavramdır. Aynı kültürde ‘cehl’in tam karşıtı ise hilm’dir. Câhiliye edebiyatında hilim üzerine övgüler yağdıran şiir, nasihat, nutuk ve atasözlerinin bol miktarda bulunduğunu görürüz. Ama şunu da görürüz ki, bu övgüler önemli ölçüde retorikten ibarettir. Su ve ürün kıtlığı gibi doğal zorluklarla koyu kabilecilik, savaş ve talan gibi acımasız sosyal şartların ve geleneklerin dayatması yüzünden o dönemde hayatı yöneten hilim değil,cehl yasasıidi.

Câhiliyye Arabı, sadece saldırgan tutumlarında değil, yukarıda sıralanan erdemlerinde de yalnızca onuru ve itibarını korumayı, insanları kendine hayran ve minnettar bırakmayı, gerektiğinde ne kadar dayanıklı veya âlicenap olduğunu kanıtlayıp bunlarla övünmeyi amaçlardı. (Mustafa Çağrıcı)

Devir değişti ama insan fıtratı değişmedi.insandan insana tehdit devam ediyor, güclü-zalim düzenaz olan zayıfı korumuyor. Mazlum olan ise aşkını şevkini yaşama isteğini yitiriyor.

Yahya Kemal merhum bir şiirinde der ki: “Hulyâsı kalmayınca bu hayâtın ne zevki var?/ Bitsin hayırlısıyla, bu beyhûde son bahar.” Der insan yaşama zevkini kaybederse umudu kalmaz şair sonrasını şöyle dillendirir. “ Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi/ Müşkül budur ki evvel ölmeden ölür kişi”

Peki ne yapacağız? Hayelimiz ümidimiz olmalı Allah’a dayanmalı ve güvenmeliyiz. Ve çalışmalıyız. Nasıl olsa öleceğiz, islâm ve cahiliyye belli, sonra ah çekenlerden olmamalıyız. Cahilliyye dönemi insanları çelişki içinde kalmamalıyız. Ve yanlışlara sesimizi çıkartmalı ahlaksız insanlar kadar cesur olmalıyız.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - LÜTUF
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları