poyrazoğlu otomotiv etiler

KURAN VE KALP

Mustafa Örki

24-05-2019

Kuran insanın kalbine hitap eder. Nüzul olayı peygamberlerin kalbine iner, böyle gerçekleşir. Biz Kuran-ı Kerim okunduğu zaman ses olarak dinliyoruz. Elbette bu bir ziyafettir. Yalnız kulak nasibini alırda bu lafzın manasını kalp hissetmezse iş eksik kalır.

İlk vahiy geldiğinde ilk dönem için bir rivayete göre Peygamberimiz unutmayayım diye heceliyordu. Kıyamet suresinin 16. 17. Ayetleri net olarak bildirir. “O’nu okumak bellemek O’nu kalbinde toplamak işini Allah'u Teâlâ kendisinin yapacağını söyler”

İbadetlerin olmazlarından niyet işi de kalbindir. İman ve inkârda kalbin bir eylemidir. 23 yıllık dönem içinde vahiy Peygamber Efendimize gelmiş tamamlanmıştır. Yalnız kalplere olan nüzulü devam etmektedir.

Bu ayeti yeni anladım deriz. Veya ben araştırıyorum şu ayet veya şu sure beni etkiledi. Teslim oldum diyenleri biliyoruz. Sözü uzatmadan sözlerin hem güzelini hem en doğrusuna bir bakalım. Kuran ne diyor? Bakara 97. “…… Bir rehber ve insanlar için bir müjde olan vahiy senin kalbine Allah’tan aldığı izin sayesinde indirmiştir”

Vahyin indiği yer insanın merkezi olan kalptir. Vahyin merkez üssü burasıdır. Ve kalbin tamamını kaplamıştır. Güneş gibi. Vahyin kalbin üzerine indiği insanlardan biri de Bilal'ı Habeşi’dir. Çok enteresan bir hayatı var. O bir köledir. Sahibi kuvveti esas olan Ümmeye bin Halef’dir.

İlk Müslüman 7 kişi içinde olan Bilal r,a. Bir eşya gibidir. Ümeyye’nin gözünde. O’nun imanı bu işkencelere dayanır. Sonra Hz. Ebubekir ra. Satın alır ve hürriyetini eline verir. Habeş’e hicret müsaade edildiğinde gitmez ve sevdiği insan Hz. Muhammed’in yanında kalır.

O’nun hayatında çektiği sıkıntıların arkasındaki zihniyeti iyi bilir. Ümeyye de bir insandır. Lakin onun kalbine vahiy girmez. O kapıyı kapatmış. Kendisini sığaya çekecek bir güç yoktur. Ölecek daha sonrası ise yoktur. Doğru kendisidir.

Hz. Bilal ra. Ezanla özdeş olmuş biridir. Kurtuluşun nereden geçtiğini ta kalbinin derinlerinden gelen bir sesle, Haydin salaha, haydin kurtuluşa diyerek söylediği için, Onun bu sesi hala kulaklarımızda. Günde beş kez minarelerden çınlıyor.

İman etmek bilmek sevmek marifet ve muhabbet için o nurdur, hem de kuvvettir diyenler yanılmamışlardır. Doğrudur. Şimdi bize gelelim ve kendimizi bir gözden geçirelim. Kuran’ın kılıfına gösterdiğimiz saygıyı içindekilere göstermezsek bir yanlışlık var diyebiliriz. Veya dönüp ona hiç bakmıyorsak, değer vermiyorsak asıl yanlışı işlemiş olmaz mıyız? Hayatın dışına attığımız bu kitap bizden yarın davacı olacağı bir gerçek. Kuran’ı hayatın dışına atmanın iki yolu var. Biri hiç görmemek ikincisi kutsayıp dokunmayın şekline dönüştürmek. Veya okuyun ama lafzını. Anlamak ve hayata geçirmek için nazil olan bu kitap artık kalbimize inmeli. Ön yargılar ile perde oluşturulmamalı. Ramazan bu açıdan müthiş bir imkândır.

Kuran kalbimize de yer ederse bağını oluşturursak iş biter. Bilal r.a. Bu bağı köle iken keşfetmiş. O hala gönüllerde bir sevgili olarak yaşarken Ümeyye ise bir İslam düşmanı olarak zihinlerde duruyor.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - KURAN VE KALP
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları