poyrazoğlu otomotiv

KÖŞEME BİR MOLA…BANA MÜSAADE..

Ömür Eke

25-09-2018

Yaz kafasından, yazı kafasına geçemedim mi hala?

Eylül’de görüşecektik ya, hani her yaz ayrılışlarında "çüüüüz anacığım", derken, bir yere ayrılmıyorum, tatile gidip gelicem mesajı veriyordum ya, ne oldu da, caanım Eylül’ü bitire yazdım, hala kalemimden tık yok?Yılladır kahrımı çeken hoşgörü insanı yazı işlerinden sevgili Kenan Aköz'ün ve, "yazı gelecek mi?" sorusuna ödevini yapmamış bir çocuk gibi bol bahaneli ezilme hali.. "Şeyy, ben daha 'yaz'da kaldım 'yazı'ya gelemedim "gibi..

Heyecanla şevkle okul yoluna koşan çocuk misali "ben geldimmm" yazısı nerde kaldı?. Güneş hala yakıyor daa, deniz halaılıcık, sarı yaz hala kumsaldan şemsiye ve şezlongları kaldırmadı da… E tek terki diyar eden sadece sevgili Şerif hoca mı (ki yazıları aynı şevkle devam) benim de terklerim var, duygu göçlerim var mevsimlik, içinde su olan yerlere, git gellerim, git kal'larım var, desem de...

Yok öyle bahane yemezler! Sarı yaz da, esen rüzgar da, uçuşan kızıl yaprak da yazdırdı mı öyle güzel yazdırır ki hazanı, güzü… Değme romantiklere çıkartır taşı, çıkartır değil mi? Ee, yer zaman önemli mi? Öyleyse işte kalem, işte kağıt, hadi o mazide kaldı diyelim, aç diz üstünü, döşen şöyle en kızılından, en sarısından bir sonbahar tiradı…

İçinde bol sevgi barındıran,bol dostluk kardeşlik bulunduran ve bir de barışa dair döşendin mi şöyle...Klişesinden…

Arkasındangeliverir huzura dair en süslüsünden, cilalısından cümleler..

Yok gelmiyor… Gelmiyor işte… Kandıramam kimseyi, bu kelimeler çok sık kullanılıyorsa bilki, yoksunluğundandır. Sevgiyi mesela, ne çok kullanır olduk, o kıymetli kelimeyi. Sevgisizlik arttıkça, zulüm sıradanlaştıkça, duygusuzluk sardıkça joker gibi her mutsuzluğun yerine koyduk, maskeledik, kimse görmesin ruhsuzluğumuzu, değil mi ya…? Barış da çok kirlenen kelimelerden oldu, birbirimizi ötekileştirdikçe, düşmanlıklar depreştikçe, komşu-komşudan, kardeş-kardeşten nefret ettikçe

toplumsal ve sınırsal barış infilak ettikçe kullandık bu "nadide" kelimeyi. Vicdan unutuldu…

Sevgisiz, huzursuz bir dünya ilham perilerilerini kaçırtıyor. Yanlış mıyım? Yanlışım! Birinci ve ikinci dünya savaşları, bunalım yılları en güzel eserleri yazdırdı Hemingway'e, Virginia Woolf'a, Stefan Zweig'a …Sonunda pes edip hepsi intiharı seçti ama… Bu kötü zayıflık örnekleri bahane olamaz değil mi? Hayat güzel, hep güzel …

Öyleyse ne? Çok mu yoruldum? Öyle ya, 20 yıl oldu şu gazetede kalem oynatmışlığım. Gelenekleri yazdım, bayramları yazdım, anneler gününü, 10 Kasım'ları, askere gidenleri, gidipte dönmeyenleri, seçimleri yazdım, kimbilir kaç kere, umutları yazdım, beklentileri.. Kimbilir kaç kere... Hüsranları, kim bilir kaç kerelerime türk tipi, şark kurnazı, köşe dönücü, soyguncu, takiyyeci insan modelleri girdi, atın ölümü arpadan olsunlar girdi, kadın dayakları, töre cinayetleri girdi, bebelerimiz girdi, yürek dağlayan istismarların bini binler…Kalbim titredi, ruhum tekledi, gülünç şeyler buldum bunlardan, gülmek gözyaşından daha umut yeşertici diye…

Ülke manzarası işte, rütujla kamufle bu kadar oluyor işte..

Bir başlarsan arkası gelir demişti bir dost, e başladım, bakalım gider mi bu itekle..

Gider, gider yazma eylemi mutlaka gider ama burda, ama orda burda. Anladınız herhalde sevgili, çok sevgili okurlarım bir mazeretim var, asabi değilim haşa. Bir yola çıktım, zor doğum, bir kitapla, adı "Mavi Kalem", o da bir kardeş ister, kitap işini tuttum galiba, ama bir sorun var, ZAMAN !!. Anladınız siz. Evet uzun lafın kısası sizden bir ricam var, ben şu kitap işini halledeyim, belki gelirim yine… Öyle aç, kapa köşecilik olmaz, bir var, bir yok!!

Şimdilik bana bir müddet müsade, yani bir mola istiyorum, süresiz, belki bir değil, bir kaç kitapla dönerim bakarsınız, söz sizi bırakmayacağım, insan dert ortağını bırakır mı? Birbirimizin omzunda az mı ağladık, güldük!!

Deha 20 gazetesinin üzerimde çok emeği var!!Teşekkürlerim azdır.

Hamiş; Benim de kendime yeni bir kitap sözüm var. Sonra, çook resim yapmam lazım çoook!

Hatırlatırım yazarcılıktan önce ressamcılığım vardı.

Tekrar görüşene dek "kalın sağlıcakla", pardon, "muhabetle", pardon, "sevgiyle kalın", amaan , onca zaman kendime bir bitiriş cümlesi hala bulamamışım, ama anladınız siz, sizi çok SEVİYORUM sevgili okurlarım...

Sevgili Atilla hocam, ustam, yine kısa bir yazı olmadı. Yani henüz ustalaşmamışım …

Söz, bu süreçte "ustalığa" çalışacağım..

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - KÖŞEME BİR MOLA…BANA MÜSAADE..
Ömür Eke - Diğer Yazıları
Bütün Ömür Eke Yazıları