poyrazoğlu otomotiv etiler

KORKAKLIK  ÜZERİNE  DÜŞÜNCELER

Atilla Sezener

14-03-2020

William Shakespeare diyor ki “İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.

Sevilmekten korkuyor, kendini sevilmeye layık görmediği için.

Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.

Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.

Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.

Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.

Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.

Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için.”

KORKAKLIK ZALİMLİĞİN ANASIDIR. Korkak insan, kendine, ailesine ve gerektiğinde ülkesine zarar verir. Ayrıca korkaklar kendi çıkarları için başkalarını kullanmak isterler. Örneğin birilerine gelip “Şunu yaz ama, benim kimliğimi gizle” derler. Hep gizlilikte hep karanlıkta kalmak onlar için yaşam alışkanlığı olmuştur.

Korkunun yaygın bir genetik yapılanma olduğunu sanmıyorum. Ama, beyin yıkanmasında öncelikli olduğu da tartışmasızdır. İnsanların en bağlı olduğu din, akıl ve sevgi ile değil, bizde korku ile öğretiliyor. Şeytan çarpacak- Cehennemde yanacaksın-Sırat Köprüsünü geçemezsin-sürekli günah işliyorsun, bunun hesabı sorulacak, vs. gibi. İnsanlara dini korku salarak değil, sevdirerek öğretin ve aşılayın. Yoksa onarılmaz şekilde çoğunun yaşantısı ve kişiliği bozuluyor. Kıymetli kafanızı biraz kaldırın, en tepelere bile tırmanan sayısız emsal göreceksiniz.

Birçok yerde aile eğitimi de korku üzerine inşa edilmiştir. “Dayak Cennetten çıkmadır” saçmalığından “Kızını dövmeyen dizini döver” densizliğine ve hatta dangalaklığına kadar. Böylece korkan, edilgen ve kişiliksiz bireyler ortalığı doldururlar. “Dayak terbiye metodudur” diyen herkim varsa, acil tedaviye alınmalıdır.

Türkiye’de sayısız insan, sayısız ayrı nedenlerden ötürü korku içindedir. Önce şunu hemen belirtmek isterim. Ülkemiz asla bir hukuk devleti değildir. Burada güçlü olan haklıdır. Böyle olunca tahammül olunmaz tablolar ortaya çıkıyor. Örneğin iktidardaki partinin belediye kuruluşlarına müfettişler gitmezken, muhalif belediyelerde karargah kuruyorlar. Sayısız kez Anayasa ihlal ediliyor. Demokratik sistem oturmadığından pek çok yasa çıkarılıyor ve daha uygulanmadan bile, yapılan değişikliklerle kalbura dönüyor. Ülkenin temeli olarak Adalet Dağıtıcısı olan hakim ve savcıların dahi güvenceleri yok. Resmi kuruluşlarda denetim hak getire. Birçok çarpıklık yapanın yanında kalıyor. Hep güçlünün dediği oluyor. Yürütme, iflah olmaz şekilde yasama ve yargıyı denetimine almak istiyor.

Sessiz, yılgın ve korkak bir çoğunluk ortalığı kaplamış durumda. Martin Luther King “Beni kötülerin zulmü değil, iyilerin sessizliği korkutuyor” demişti. Bu şapka bize çok uyuyor.

Şu kesinlikle bilinmelidir ki “Şimdiye dek, hiçbir korkağın kahramanlık heykeli dikilmemiştir.” Yine ayrıca bilinmelidir ki bir ABD atasözünde söylendiği gibi “Pek çok kimse kaçmaktan korktuğu için cesur sayılmıştır” Kafanızı sağa sola ve özellikle yukarıya çevirin bunlardan tonlarcasını yakalarsınız.

Ülkemizin korkudan mezarlıkta ıslık çalanlara ihtiyacı yoktur. Kim etrafına korku salıyorsa, kendisi korkağın padişahıdır.

Türkiye bu kabuslardan kurtulmadığı sürece, çağdaşlık bir rüya ve masal olmaktan başka bir şey olamaz.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - KORKAKLIK  ÜZERİNE  DÜŞÜNCELER
Atilla Sezener - Diğer Yazıları
Bütün Atilla Sezener Yazıları