etiler poyrazoğlu otomotiv
19 Eylül 2018 Çarşamba

KOCA SEYİT'İN ÖYKÜSÜ: ODUN KÖMÜRÜ VE ORMANCILAR

Tarık Barbaros Pilevne

05-07-2018

O’nu köyünde öldü bilmektedirler. Çanakkale cephesinden terhis olduğunda, Havran’daki köyüne kadar, 145 kilometreyi on üç günde yayan yürür; geldiğinde evine giremez. Çünkü aradan geçen dokuz yılda belki karısı yeniden evlenmiştir. Akşamdan sabaha kadar evini göz hapsine alır. Sabah koyunlarını çıkarmak için gelen bir akrabası ile karşılaşır:

-Sen kimsin?

-Ben Seyidim.

-Biz seni öldü biliyoruz.

-İşte sağ döndüm. Benim hanım evli mi?

-Hayır, evli değil. Bir çocuğun var içeride, korkutursun. Bağırarak git, haberi olsun.
Kapıdan eşinin ismini seslenir. Bir kız çocuğu kapıya gelir; “Anne, kapıda sakallı biri var korktum!” Annesi gelir kapıya bakar ki, adamı; “Korkma kızım o senin baban.” O kız, sonradan nine olduğunda torunlarına; “Baba deyip de bir müddet kucağına oturamazdım” der.

Koca Seyit namı, Seyit Ali Çabuk tam adı...

Çanakkale’de 276 kiloluk top mermisini tek başına sırtlayıp İngiliz zırhlısını vuran kahraman. 1889'da Balıkesir'in Havran ilçesine bağlı bir orman köyü olan Manastır köyünde doğan Seyit Ali, Yörük çocuğudur. Gariban Anadolu köylüsü; keçi güder arada kaçak odun kömürü yapar satar...

1909’da askere gider, 1912’de Balkan Savaşı’na katılır. 1914’te Birinci Dünya Savaşı başlayınca Çanakkale cephesine topçu eri olarak katılır. 18 Mart 1915'te Müttefik donanması Çanakkale Boğazı'nı geçmek için saldırıya geçtiğinde, Seyit Ali, Rumeli Mecidiye Tabyası'nda görevlidir. Savaşın en kritik anlarından birinde Queen Elizabeth zırhlısından atılan bir top mermisi Tabyaya isabet eder. Mecidiye Tabyası'nın pozisyonu çok kritiktir. Boğazdan geçen düşman savaş gemilerini vurmak üzere oradadır. Ve hedef alınan tabyada geriye sadece iki er ve tabya komutanı kalır. Seyit, 276 kiloluk bir mermiyi, mataforası yani vinci bozuk olan topçu bataryasına tek başına sırtlayarak yerleştirir. Ocean zırhlısını dümeninden vurmayı başarır; gemi sürüklenir ve Nusrat’ın döşediği mayınlardan birine çarparak batar. Bu başarısından ötürü onbaşı rütbesine yükseltilir, bir de ödül olarak çift tayın verilir. Bir hafta sonra arkadaşlarının yanında kursağından geçmeyince çift tayın hakkından vazgeçer Seyit Ali…

1915’teki zaferden sonra üç yıl daha Çanakkale cephesinde askerliğe devam eder. 1909'da gittiği askerden, 1918'de onbaşı olarak döner. Savaştan sonra köyünde hiç kimseye savaş ile ilgili bir şey anlatmaz, yaşadıklarını kendine saklar. Kolay değil, kanlı savaş herkeste büyük yaralar açmıştır.

1929’da Mustafa Kemal Atatürk, bir açılış için Havran'a gelir. Açılıştan sonra Havran Nahiye Müdürü’ne der ki; “Burada bir Seyit Onbaşı olacaktı onu görmem lazım." Ancak, Havran Nahiye Müdürü O’nun hangi köyde olduğunu bilmez. Edremit askerlik şubesinden Seyit’i sordurur; Manastır köyünde bulunur. Şubeden çift jandarma köye salınır. Koca Seyit, dağa kömüre gitmiştir. Jandarmalar evinin önünde akşama dek bekler. Akşam geç saatte evine gelen Seyit, onları görünce, kaçak odun kömürü yaptığı için geldiklerini sanır. Askerlere; “Suçum ne ki?” diye sorar. “Hayır, suçun yok biz seni bekliyoruz. Seni Paşa çağırıyor.” Seyit, sevinir...

Gece yarısı vardıklarında nahiye müdürü, Seyit’i perişan vaziyette görünce, önce onu bir güzel yıkatır, berberde saç sakal traşı yaptırır. Sabah da elbisesini verir. Atatürk’ün yanına çıktığında, biraz sohbetten sonra Paşa; “Ne istersen iste, sen büyük kahramanlık yaptın.” der. Maaş bağlatılmasını teklif eder. Seyit Ali, “Hayır paşam, biz görevimizi yaptık maaş için değil!” der. Yine de bir isteği olur Atatürk’ten; “Ben dağda kaçak odunla kömür imal ediyorum. Havran ve Edremit'te gece satıyorum. Senin emrinle o dağdaki ormancılar baltamı almasa. Rahat çalışsam.” Atatürk, nahiye müdürüne talimat verir; “Seyit’e dokunulmasın!” diye.

Seyit Ali Onbaşı, bir süre daha dağda odun kömürü yapar. Yaşlanmaya başlayınca zorlanır, Havran’da bir fabrikada hamallığa başlar. Seyit Ali Çabuk, 1939'da 50 yaşındayken, zatürreeye yakalanır ve yaşamını yitirir. Köyündeki mezarlığa gömülür. Koca Seyit’in öyküsü, bir yerde Türkiye’nin tüm kahramanlarının öyküsüdür...

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - KOCA SEYİT'İN ÖYKÜSÜ: ODUN KÖMÜRÜ VE ORMANCILAR
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları