etiler poyrazoğlu otomotiv

KARACAOĞLAN

Tarık Barbaros Pilevne

29-06-2017

Karacaoğlan çağlar boyunca, Türkmen’de yaşayagelmiş, Türkmen’le bütünleşmiştir. Karacaoğlan büyük bir kişiliktir, elbette ki köklü bir geleneğin sonucudur. Bu halk, Karacaoğlan’ı yüzlerce yıl su altında kalmış bir çakıl taşı gibi arındırmış, güzelleştirmiştir.

(Yaşar Kemal / Gökyüzü Mavi Kaldı)

Mersin’in Mut ilçesinin Çukur köyünden ve Barak boyundan olduğu sanılıyor. Ozanın gerçek adının Hasan ve güney illerimizin konar-göçerlerinden olduğu ise kesin. Çukurova ve Toroslar başta olmak üzere, Anadolu’nun her yerini âşık geleneği ile gezen Karacaoğlan, yaşadığı 17. yüzyılda da ünlüydü. Bugün de Toroslarda, türkü söylemek yerine, “Karacalamak” deyimi kullanılır. Beş yüzü aşkın şiir bıraktı, birçoğu bestelendi. Bazıları, durduk yerde belleğin sarp yamaçlarından arı duru bir Türkçeyle akar gelir:

Dinle sana bir nasihat edeyim / Hatırdan gönülden geçici olma

Yiğidin başına bir iş gelince / Onu yâd ellere açıcı olma

Karacaoğlan’ın aşkı, insancıl sevgi üzerineydi. Bir bitmeyen yanık türkü, bir kara sevdalı düştü onun peşinde gezdiği. Karlı dağlarda, kekik kokulu yaylalarda, tozlu göç yollarında dolandı, arandı. Duldalı kavil yerlerini, çam oluklu pınar başlarını bekledi. Kınalı keklik sekişli, kuğu boyunlu, ceren yürüyüşlü, ince belli, hilal kaşlı, yayla çiçeği kokuşlu, yavru balaban bakışlıydı o güzel. Gâh ala gözlü benli, gâh kömür gözlü işveliydi. Lakin bir yaşam boyu ele geçmedi, al küpe kulaklı Türkmen güzeli.

Nedendir de kömür gözlüm nedendir / Şu geceki benim uyumadığım

Çetin derler ayrılığın derdini / Ayrılık derdine doyamadığım

O halkıyla coştu, çağını dolu dolu yaşadı. Omzunda sazı, dilinde sözü, yüreğinde közüyle bir yayla yeli gibi esti geçti. Bizlere, kültür dağarcığımıza; aşkı, sevdayı, insan ve doğa sevgisini miras bıraktı. Günümüzün maddeci, medya bağımlısı ve yüzeysel insanı her gün bir koşmasını okumalı bence. Karacaoğlan’ın yiğit ve tok sesi, Torosların yüceliklerinde, Çukurova’nın sazlıklarında, Anadolu’nun bozkırlarında yankılanıyor, geçmişi ve geleceği sorguluyor bu gün:

Şu yalan dünyaya geldim geleli

Tas tas içtim ağuları sağ iken

Kahpe felek vermez benim muradım

Viran oldum mor sümbüllü bağ iken

Aradılar bir tenhada buldular

Yaslandılar şıvgalarım kırdılar

Yaz bahar ayında bir od verdiler

Yandım bittim ala karlı dağ iken

Farımaz da deli gönül farımaz

Akar gözlerimin yaşı kurumaz

Şimden geri benim hükmüm yürümez.

Azil oldum güzellere bey iken

Karacaoğlan der ki, bakın geline

Ömrümün yarısı gitti talana

Sual eylen bizden evvel gelene

Kim var imiş biz burada yoğ iken

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - KARACAOĞLAN
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları