etiler poyrazoğlu otomotiv

KABADAYI MEHMET, KÜRT CEMALİ, DÜNDAR KILIÇ VE ÖTEKİ HACETTEPE

Tarık Barbaros Pilevne

01-02-2018

Hacettepe’yi anlatmaya önce kabadayılarından başlamalı. Ramazan geceleri radyoda Karagöz ve Hacivat’ı seslendiren Hayali Küçük Ali’nin gerçek adı, Mehmet Muhittin Sevilen’di. O zamanlar dahi çok yaşlıydı. Oğlu “Karagöz Kemal” lakabını babasının icra ettiği sanattan alıyordu. Semtin ünlü bir kabadayısı ve spor kulübünün hamisiydi. Rüzgârlı Ankara akşamlarında, evimizin tam karşısındaki Çiçek Lokantası’nın bahçesinde avenesiyle çilingir sofrasını kurar, küçük havuzun fıskiyesinde dönen pinpon topuna karşı nargilede esrar çeker, demlenirdi. Gece ilerlediğinde, Hacer Buluş’un Dörtyol’daki çay bahçesini basıp haraç almak üzere kalkarlardı. Diğer ünlü kabadayılar ise, “Sarı Veli” ve “Kabadayı Mehmet”ti. Lakabı gibi soyadı da “Kabadayı” olan Mehmet, mahalleli tarafından son derece mert, iyiliksever olarak bilinmesine karşın; zamanında çok sert, acımasız ve gaddar olabiliyordu. İlkokuldaki en iyi arkadaşım Ahmet Kabadayı, Mehmet Kabadayı’nın (Kabadayı Mehmet) yeğeniydi...

Yakın koruması Dündar Kılıç olan Kabadayı Mehmet’in ünü, Hacettepe’nin dışına taşmış, işlettiği kumarhanesiyle şehrin gayrimeşru hayatını kontrol eder olmuştu. Ancak kuşkusuz dönemin Ankara'sında yalnız değildi. Altındağlı Kürt Cemali de şehrin güçlülerindendi. Üzerinden elli yıl geçmesine rağmen halen nasıl olduğu bilinmeyen müthiş bir cinayetle Kürt Cemali öldürüldü. Kabadayı Mehmet' in açtığı kulübe davetli olarak kumara gelen Kürt Cemali, bir tartışma sonrası ateşlenen silahlardan çıkan kurşunların hedefi olmuş ve oracıkta ölmüştü. Cinayetten sonra Ankara kaynayan bir kazana dönmüş, infial içindeki Kürt Cemali'nin yakınları ve Altındağlılar yürüyüş yapmış, intikam yemini etmişlerdi. Cenazesi büyük bir kalabalıkla kaldırılmış, gazeteler günler boyu bu olayı manşetten vermişlerdi. Hacettepe’nin dar ve tozlu sokaklarında yanık yanık Kürt Cemali ağıtını söyleyip, saman kâğıda basılmış “destan” satanları anımsıyorum. Hatta Haldun Taner’in “Keşanlı Ali Destanı” adlı oyun kahramanının aslında Kürt Cemali olduğu söylenir. Yıllar sonra Dündar Kılıç “O anda bizi yakalayanı Ankara’ya vali yaparlardı” diyecektir. Bu olay Kabadayı Mehmet’in yakasını ölünceye dek bırakmaz. Teslim olup cezasını yatmaya başlayacak, ardı sıra o günlerde “Karadenizli Bir Genç” olarak tanınan Dündar Kılıç da, cinayete iştirakten yargılanarak cezasını Ankara Ulucanlar Cezaevi’nde çekecektir. Bu arada Mahalle, Sarı Veli’ye kalır. Mahallelinin “Veli Dayı” dediği Sarı Veli, Kabadayı Mehmet’ in en yakın arkadaşıdır, içtikleri su ayrı gitmez. İki kabadayı sırt sırta verip tüm dövüşlerden çıkmış, aynı cezaevinde aynı yatağı paylaşmış, can dostlarıdır. Ama Kabadayı’nın cezaevinden çıkmasından sonra ne olmuşsa olmuş, iki arkadaşın arasına çekememezlik girmiş, yolları ayrılmıştır. Ardından belki de Hacettepe tarihindeki en dramatik olay yaşanır ve Kabadayı Mehmet, en yakın arkadaşı Sarı Veli’yi öldürür...


Bu kabadayıların her biri birer efsane olarak dilden dile anlatılan olayların kahramanıydılar. Bunların elinden çıkan bir cinayet, kız kaçırma, yaralama olayı bir kahramanlık öyküsüne dönüşüverirdi. Bunda mahalleliye karşı bonkör ve korumacı tavırların etkisi vardı. Hatırı sayılır bir kabadayı bir gün gelip mahalleden ayrılmak zorunda kalsa bile mahallenin üzerinden “elini çekmiyordu”. Örneğin zamanında Kabadayı Mehmet’in adamlarından olan Dündar Kılıç, Mehmet’in öldürülüşünden sonra İstanbul’a göç etmiş ve mahalleden kırk yılı aşkın bir süre ayrı kalmış olmasına rağmen, muhtaç Hacettepelilere ayni ve nakdi yardım sağlamış, iş imkânı yaratmış, okutmuştu. Mahallenin namlı kabadayıları kendilerine mallarını, namuslarını, hatta canlarını emanet etmek isteyenleri geri çevirmezlerdi. Kabadayılar, dışarıdan hemen tanınabilecek biçimde giyinirler, yakın arkadaşları ve korumalarıyla birlikte dolaşırlardı: Kabadayı Mehmet, belde kuşak, bir tarafta tabanca, bir tarafta bıçak ve ceket omuzda hatırlanıyor. Kabadayı Mehmet, yeraltı ve suç dünyasıyla ilişkilerine karşın; içki, sigara ya da esrar kullanmayan, namus ve adalet gibi kavramlarla kurallar koyan, oldukça karizmatik biriydi. Kabadayı Mehmet, Kürt Cemali’nin adamlarınca vurulur. “Ölümün ve raconun çocukları” artık birbirlerine de kıymakta, ailelerin arası açılmaktadır. Kabadayı Mehmet’ten sonra mahallenin hamisi olan Karagöz Kemal'in zamanla kabuğuna çekilmesi, bir geleneğin bitişinin de habercisidir. Sonraları, “İstimlâk Günleri”dir…

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - KABADAYI MEHMET, KÜRT CEMALİ, DÜNDAR KILIÇ VE ÖTEKİ HACETTEPE
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları