etiler poyrazoğlu otomotiv

İZMİR

Tarık Barbaros Pilevne

11-05-2017

Ege topraklarına göçen ilk Yunanlılar olan Aiol'lerin kurdukları İzmir, daha sonra İon ve Dor istilasına uğrar. İnsanlığın Demir Çağında oluşan bu hareketlenme, “Ege Göçü” diye bilinir. Batı Anadolu’yu yolgeçen hanına dönüştüren bu göç dalgalarını takiben, günümüzden 2300 yıl önce, Makedonyalı Büyük İskender kenti alır. Generali Lysimachos'a bugünkü Kadifekale’yi yaptırır. Kıyıdaki Liman Kalesi ve çevresindeki Smirna kenti ise bir Levanten krallığı, serbest gümrük bölgesi gibi gelişir.

Çaka Bey' in kısa süreli egemenliğinden sonra, 1317'de Aydınoğlu Mehmet Bey’in fethi ile oluşan Kadifekale’deki Türk Mahallesi, kentin sosyal dokusunu iki merkezli hale getirir.

İki kale idi İzmir ol zaman / Birini Mehmet Bey almıştı nihan

Biri anun dopdoluydu Frenk / İşleri dün ü gün İslam ile cenk!

İşte o tarihlerde Kadifekale Türklerin, Liman kalesi de Gayrimüslimlerin elinde olduğundan, aşağıdaki İzmir, “Gâvur İzmir” diye anılmaktadır. 1402'de Timur istilası ile yıkılan Liman Kalesinden sonra, 1472’de liman girişindeki Gümrükönü'ne Ok Kalesi yaptırılır ve korsan saldırılarına karşı kesin güvenlik sağlanır. Ne var ki, bu kalenin civarında oturan ve ticaretle uğraşma hakkı korunan Hıristiyanlarla, Kadifekale’den aşağıya inen Türkler arasındaki çekişmeler sürüp gidecektir.

1654 tarihinde bir ay süren depremle ilgili olarak Gezgin D'Arieux şunları kaydeder: “Frenkler yanlarına para ve kıymetli eşyalarını alarak daha güvenli sandıkları limandaki gemilere giderler. Türkler daha cesurdurlar, kadere inandıklarından Tanrı’ya dua ederek evlerinde beklerler. Yahudilerse evlerini terk ettiklerinde yağma edilir korkusuyla, mallarıyla birlikte ölmeyi tercih ederler.”

15. ve 16. yüzyılda pek çok gezgin İzmir'i anlatmışsa da, bizim Evliya Çelebi’miz 1671'de gördüklerini şöyle nakleder: “Bu şehrin Müslüman, kefere, Yahudi, Ermeni ve Kıpti mahalleleri vardır. Toplam 10 300 adet mükellef, mükemmel, mamur ve müzeyyen kâgir bina ile lale bahçesi misali bir parlak şehirdir. Frenk mahallesinin çarşı ve pazarı gayet süslüdür. Bütün kefere evleri şehrin kuzeyinde, liman kenarında olup, büyük ve çok katlıdırlar.”

İzmir'e gelmiş gezginlerin dilinde “Frenk Sokağı”nın övgüsü oldukça büyüktür. Bu sokak İzmir’de sanki ayrı bir diyar, federatif bir devlet gibidir. İngiliz, Fransız, Ceneviz, Venedik, Hollanda Konsolosları kendi uluslarına ait tacirlerle birlikte yarım fersah uzunluğundaki bu büyük ve güzel sokağın başında, yani deniz kıyısında yaşarlar. Bahçeler içinde güzel, gösterişli köşklerde…

Ermeniler, Rumlar ve Avrupalılar bir bölgede toplanınca, orta kesimde Yahudiler ve tepelerde ise Türkler kalmıştır. Zaten tepeler, Kadifekale’nin fethedildiği 1317’den itibaren Türk yerleşim alanıdır. Camiler, tekkeler, çeşme ve sebiller buradadır. Servi dolu mezarlıklar Türk mahallelerinin en belirgin özellikleridir. Tek katlı olan evlerin malzemesi kerpiçtir. Dış cepheleri kırmızı aşı boyalı veya boz renklidir. Çarşı ve evlerin yerleştiği sokaklar eğri büğrüdür. Ünlü gezgin Moltke şöyle der: Eğer gökten bir avuç küçücük kırmızı ev, birkaç cami ve çeşme düşse, imar planı bu şehirdekinden daha karmaşık olamazdı.

Bin yılı aşkın bir süreyi denizlere ve ticarete sırtını dönerek geçiren insanımız, artı değer yaratamadığı için toplumsal yaşamını zenginleştiremedi. Kentleşme sürecinde ise konar-göçer yaşam tarzıyla yerleşik toplumlardan geride kaldı. Lester Brown diyor ki: “Ekilebilir topraklar yalnız tarımın değil uygarlığın da temelidir.”

Tarihsel süreçte su boylarında gelişen Mezopotamya, Mısır, İon gibi uygarlıklar bir rastlantı değildi. İslam sosyologu İbn-i Haldun, kısa dönemde çobanların çiftçileri yönettiğini, ancak yerleşik toplumların uzun dönemde akıncı topluluklara olan üstünlüğünü vurguluyordu.

Konuya bu boyuttan bakıldığında bize düşen, yurdumuz topraklarını refah ve kalkınma yolunda iyileştirmek, kırsal ve kentsel dokuyu toplumsal yararlanma ilkeleri ile donatmaktır. Bunun için de geçmişten yola çıkıp geleceği planlamak gerekir.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - İZMİR
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları