etiler poyrazoğlu otomotiv
19 Temmuz 2018 Perşembe

İNSAN VE ÇEVRE 2

Tarık Barbaros Pilevne

14-12-2017

1789’da Fransa’da yaşanan sosyal ve siyasal devrim, İngiltere’deki sanayi devrimiyle birleşince, Avrupa’da köşe taşları yerlerine oturmaya başladı. Kapitalizm’in teorisyenlerinden Adam Smith’in, “lesse fer, lesse passe” (bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler) ilkesi ile özetlenen ekonomik dünya görüşü, toplumun güç odaklarını ve yetki alanlarını belirledi. Dağınık sermayeler birleşti, sistemin önerdiği karlı ve akılcı davranış biçimleri gelişti. Bireycilik ve girişimcilik yükselen değerler olarak ortaya çıktı. 20. yüzyılın ilk yarısında yaşanan iki ayrı paylaşım savaşından sonra, ülkeler arasındaki soğuk savaş ortamı bir ekonomik güç arenasına dönüştü.

Batıda çok uluslu şirket yatırımları ve ortaklıklar ile modern kapitalizmin temelleri atıldı. İletişim ve ulaşım olanaklarının artması “küreselleşme” kavramını geliştirdi. Daha çok tüketmek anlayışını körükleyen reklâm, tanıtım ve özendirme kampanyaları; bireysel mutluluğu, sahiplenme güdüleri ile özdeşleştirdi. Satın alma dürtüleri gelişen insan, israf ve tüketim ekonomilerinin elinde oyuncak oldu. Üretemeyen, tüketemeyen ve paylaşamayan, halklarının yaşam umutlarına yanıt veremeyen sosyalist ülkeler ise, teslim bayraklarını sulandırılmış dünya görüşleri ile yıkayarak 21. yüzyılı karşıladı. Aynı sistemin çevresel konulara bakışı da pek sağlıklı değildi. Aral Gölü’nü çöle çeviren, ilkel nükleer santralleri ile sınırlar ötesi radyasyon tehlikesi yaratan, insanlığı yıllarca nükleer tehdit altında tutan sosyalist sistemler, kapitalizm önünde dış kredi ve yatırım ricaları ile dize geldi. Satın alma talebinin sürekli canlı tutulduğu, insanların tüketime teşvik edildiği toplumsal yapılanmalarda, tüketim artıklarından kaynaklanan atıklar yok edilemedi. Doğal kaynakların yanlış ve aşırı kullanımı, enerji, mekân, besin gibi her türlü lüks tüketimin sınırlandırılamaması, çevresel sorunlar yarattı. Hava, toprak ve su gibi temel elamanlar kirletildi. Dağlar, denizler, okyanuslar, ormanlar, çöller ve diğer ekosistemler, insanlığın çöp dağlarının gizli ve gözden uzak adresleri haline geldi.

Dinozorların yok olduğu 65 milyon yıl öncesinden bugüne, yeryüzünde bu ölçüde bir tür çeşitliliği kaybı yaşanmadı. Son yüzyılda yaklaşık 40.000 bitki ve hayvan türünün yok olduğu gözlendi. Süreç hızla devam ediyor, günümüzde her gün üç canlı türünün soyu tükeniyor. Dakikada elli dekar orman alanı dünya üzerinden siliniyor. Yağmur ormanlarının yarısından çoğu birkaç yıl içerisinde yok olacak, bu ekosistemlerde barınabilen birçok türle birlikte. 1950 ve 1980 yılları arasında dünya ormanlarının dörtte biri yok edildi. Kullanılan 70 000 farklı kimyasal maddenin %70’i sağlık açısından denetimden geçirilmedi. Yalnızca ABD’de her yıl bir milyon ton kimyasal madde doğaya terk edilmekte.

İnsanlığın nüfus artışı ve bu artışa karşılık veremeyen doğal kaynaklar nedeniyle, 21. yüzyılın ilk yarısında 800 milyon insanın öleceği ve bunun yarısının beş yaşın altındaki çocuklar olacağı söyleniyor. Nil, Amazon, Ganj, Mississippi, Huang Hi, Mekong gibi dünyanın en büyük akarsuları taşıdıkları topraklar nedeniyle sapsarı akıyor. Tanımlanabilen 24 bin türle omurgalıların en büyük ailesi olan balıklar, hızla azalıyor. Kirlilik, yok edilen kıyı ekosistemleri, tahrip edilen mercan adalar ve aşırı avcılık, diğer deniz canlılarını da tehdit ediyor. Şu anda dünya denizlerindeki tüm balıkların üçte biri yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Kuşlar ise yaşam alanlarının bozulması, kimyasal gübre ve tarım ilaçları, bir de acımasız avcıların kurbanı... İnsan tek başına yaşayacağı çorak ve kıraç topraklar üzerinde ne kadar zengin ve mutlu olabilir ki!

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - İNSAN VE ÇEVRE 2
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları