etiler poyrazoğlu otomotiv
19 Kasım 2018 Pazartesi

İMAN

Mustafa Örki

04-01-2018

“İşte o Allah’tır, tekdir” 112,1

İmanı bilgi islamın en önceliğidir, Başta Allah ve diğer imana ait olan bilgiler doğru-sahih olursa bu bilgi inancı besleyecek sonra eyleme dönüşecektir. Tevhit denilen bu kriteri iyi anlamalıyız, Allah sadece yaratıcı ve tapınılan bir varlık değil ayni zamanda O hayata hâkimdir. Güzel-çirkin, iyi-kötü, helal-haram ne varsa bize gösterendir. O bunu kitap göndererek elçi eli insanlara göstermiştir.

O’nun her emri bir değerdir o sebeple biz Müslümanlar yalnız O’na ibadet ederiz ve O’ndan yardım bekleriz.

İnsan insana yardım eder ama asla Allah’ın yerine geçemez. Allah’a iman tanımadan, sevmeden ve güven duymadan tam olmaz. O bizi kitabında kendini tanıtır, Rahman ve rahim oluşu tüm iyiliklerin kaynağı kendisine aittir. O’ndan ne gelirse iyilik ve güzelliktir. Bu gerçeği bilen ve iman eden müminde iyilik elçisi, merhamet ayağı olarak ayağa kalkandır.

Ne kadar O’nu tanırsak seveceğiz “Oysaki iman edenler en çok Allah'ı severler” 2,165

Çünkü Allah yarattığı ve her şeyi emrine veren kulunu şereflendirmiş, güvenmiştir. O “Vedûd'dur” 84,16 seven ve sevilendir, sevilmek onun hakkıdır. İmanın gereği bir mümin önce Allah’ı sonra peygamberi ve sevilecek diğerlerinin sırasını da bilmelidir.

Güvenmek imanın ahlakı boyutudur. İnsan Allah için yeryüzünün halifesi olarak kendini ve çevresini iyi davranışlarda bulunmak için vazifelendirilmiştir. İman etmemek suiistimal etmektir niye kendini güvene rabbine ihanet etmesidir.

Şimdi biz durum tespiti yapalım, önce şu kuralı belirtmeliyim bilmeliyiz ki, Özetle Bizim gibi inanmayanların, bizim gibi düşünmeyenlerin, bizim gibi yaşamayanların, biz Müslümanların dertlerini derman olacağına beklemek ham hayaldir.

Aşağılık kompleksinden bir an evvel kurtulmalıyız. Hikmet müminin kaybolmuş malıdır, nerde ve kimde bulursa alır. Ama bilmelidir ki, kendi dışından bulduklarını mutlaka virüs taramasını tabi tutmalıdır.

Batıdan ve doğudan gelen ne varsa kabullenirsek imanımızı zarar verebilir. Yılbaşı kutlamasını neden ve niçin yaparız? Ne kazanıyor ve ne kaybediyoruz? Eğlencenin dozu ne olmalıdır?

Şu an egemen olan batı kültürünün bu uygulamasını meşru bir tarafı yoktur. Bu taklit neyin nesidir? Peygamberimiz "Özgür iradeleriyle bizden başkasına benzemek isteyenler bizim çizgimizde değildirler." buyurmaktadır. (Ebu Davud Libas 5)

"Müslümanlardan" batıl dîn ve ideoloji bağlısı topluluklardan biri veya bir kaçına, onlara ait inanç ve hayat kurallarında ya da onları çağrıştıran özelliklerinde onlara isteyerek benzemeye çalışanlar, Biz'im çizgimizde değildir; benzemeye çalıştığı toplulukların yolundadır." buyurmaktadır.

İnançları ve değer yargılarında yabancılara benzemesi, benzeme şekline göre Mekrûh (Sakıncalı), Haram, Küfür (İslâm Dîni'nden çıkarıcı) ve Mubah (olabilir/yapılabilir) şeklinde olabilmektedir.

Ne yapacağız? Üstelik yılbaşı kutlamaları da geçmişken bunun ne faydası var? Kendimizi sorgulamalıyız imanımız yara adlımı kontrol etmeliyiz. Hayat devam ediyor şayet yanlış yolda gidiyorsak dönmeli ve bir daha o sokaktan geçmeme kararı almalıyız.

Biz kimin hangi hayat tarzını karışmıyoruz yalnız uyarıyoruz, hatırlatıyoruz. Bu bizim insan olarak vazifemizdir. Ne kazandık? Ne kaybettik? Mutlumu yuz? Ve unutmayalım öleceğiz ve hesap vereceğiz. Ve bizi bekleyen bir uzun bir hayat var. Bu yaşadığımız hayatın öldükten sonra telafisi yok.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - İMAN
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları