etiler poyrazoğlu otomotiv

HİKMET DERİN KAVRAYIŞ SAHİBİ

Mustafa Örki

02-11-2017

“O, dilediğine hikmeti verir ve kime hikmet verilirse o kimse birçok hayra nâil olmuş demektir. Bunu ise ancak derin kavrayış sahibi olanlar düşünüp anlarlar.” 2,269

“Hikmet” için: İsabetli hüküm verme yeteneğidir ve her bir insana verilmiştir ve bir servettir. Ama bunun için derin bir kavrayış olmak gerekiyor. Hikmet Allah için kullanıldığında “bir şeyi yerli yerinde yaratmak” kul için kullanıldığında “bir şeyi yaratıldığı yerde tutmak demektir.

Allah’u Teâlâ tüm kullarına iyi-kötü, güzel-çirkin nedir ve bu tür şeyleri birbirinden ayırt etme yeteneği vermiştir.

Vahiy insana fıtrata çağırır, üzeri örtülse bile aslı durur. Yeter ki insan vahye kalbini açsın selim akıl sahibi herkes derin bir kavrayış sahibi olabilir. Elbette ilim sahibi ile normal bir insan arasında derece farkı olur. Bu normaldir ve olması gerekir, bu toprakların sahiplerinden hikmet sahibi derin kavrayış olgun insanlar çıkmıştır ve çıkacaktır.

Bir misal verelim: Hâlâ Anadolu’nun birçok yerinde eşler uluorta birbirlerine sarılmazlar anne-babalar başkaları yanında kendi çocuklarını öpmez-sevmez kucaklamaz. Niye? Bu kuru bir âdetmidir? Yoksa arkasında başka bir gerçek mi vardır?

Çanakkale savaşına gidenler tamamı şehit olmamış bir kısmı gazi olarak dönmüşler. Çanakkale’ye giden Mehmetçiklerin bazıları türküsünde olduğu gibi nişanlı kimi evlidir. Evli olanların çocukları olanlarda var. Çanakkale gazisi işte bu pozisyonda olanlar üzülmesin diye kendi çocuklarını insanlar içinde öpmemiş sevmemiş. İnceliği nasıl anlatacağız? Bu hangi duygunun eseri? Bu nazik insanlar hangi okulda okumuşlar?

Halkımızın eğitim düzeyi fazla değil ama empati yapmasını biliyorlar, fıtratları az kirlenmiş.

Balkan, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’nda toplam 14 yıl savaşan, İstiklal Madalyası sahibi ve 1994 yılında 110 yaşında iken “dünyanın en yaşlı son Çanakkale gazisi” unvanıyla ölen Hüseyin Kaçmaz dedemizdir.

Turgut Kaçmaz, babasıyla ilgili bir anısını da şöyle ifade etti: “1991 yılında Londra’da yapılan Anzak törenlerine davet edilen babam, 76 yıl önce çarpıştığı İngiliz, Avustralya ve Yeni Zelandalılarla tanışma fırsatı bulmuştu. Tören programına göre 100 metrelik bir mesafeyi yürümesi gerekiyordu. Savaşa katılan diğer tüm gazilere olduğu gibi kendisinden de tekerlekli sandalye ile tören alanından geçmesi istenmişti. Ancak babam, ‘Ben galip bir devletin askeriyim yürürüm’ diyerek buna karşı çıkmıştı. Geçiş sırasında da bastonuyla izleyenleri selamlamış, ayakta alkışlanmıştı. Akşam yapılan törende kendisine bir konuşma yapma fırsatı verilmişti. Tercümandan söylediklerini harfiyen çevirmesini isteyerek, ‘Siz İngilizler öyle bir milletsiz ki, yine yapacağınızı yaptınız! Analarımızın, bacılarımızın altınlarıyla, gözyaşı, göz nuru dökerek yaptıklarıyla bedelini ödediği iki gemimizi bize teslim etmediniz. Bunun karşılığında o gemilerle arkadaşlarınızı Çanakkale’ye gönderdiniz ve onlar Çanakkale’nin derin sularına gömüldüler. Şayet bizim gemilerimizi verseydiniz şimdi onlar da burada sizlerle beraber oturuyor olacaktı. Siz yine yapacağınızı yaptınız ama ilahi adaletten kaçamadınız’ sözleriyle konuşmasını tamamladı. Salondakiler, bu içtenlik karşısında ona bir şeyler vermek, bir şeyler yapmak istediler. Babam hiçbir maddi teklifi kabul etmedi. Ama çok ısrarcı biri 10 paund uzatıp hiç olmazsa bunu anı olarak saklamasını isteyince onu kırmayıp aldı ve parayı ortasından ikiye bölüp, ‘Al diğer yarısı sende hatıra kalsın’ dedi.”

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - HİKMET DERİN KAVRAYIŞ SAHİBİ
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları