etiler poyrazoğlu otomotiv

HEİMTEXTİL 

Asil Türk

19-01-2018

Dünya üzerinde insanoğlu çoğalıp ayrışmaya başlamasından sonra ilk devletler kurulmuş ve devletlerarası ilişkiler ile ticaret gelişmeye başlamıştır. Gerek Selçuklular Dönemi ve öncesi ve gerekse Osmanlı döneminde çeşitli pazarların kurulduğu, bu pazarların günümüzde olduğu gibi haftalık yerel pazarlar, yaklaşık üç ayda bir kurulan ve daha geniş kitlelerin katıldığı pazarlar ve yılda bir kez kurulan ve farklı ülkelerden gelen insanların katıldığı büyük pazarlar kurulmuştur. Şu son söylediğimi günümüzün uluslararası fuarlarına benzer olarak kabul edebiliriz diye düşünüyorum.

Kurulan bu uluslararası katılımla gerçekleşen pazarlarda ülke malları tanıtıldığı gibi, eğlencelere dayalı etkinliklerin de yapıldığı bilinmektedir. Bir işletme dünyaya açılacaksa bana göre kendi alanında uluslararası fuarlara mutlaka iştirak etmeli ve ürününü tüm dünyaya tanıtmanın yollarını aramalıdır. Bunun için en iyi fırsatlardan bir tanesi fuarlardır. Almanya’nın Frankfurt il merkezinde her yıl Ocak ayı başında gerçekleştirilen Heimtextil Fuarı bu yılda gerçekleşti. Zaman ben de bu fuara konuk olarak katılıyorum. Her yıl, geçmiş yıllar ile bu yıl arasındaki farkları, dünya ülkelerinin ev tekstilinde geldiği yerleri, ev tekstili pazarının muhtemel gittiği rotayı gözlemleme fırsatım oluyor. Elbette bu gözlemlerimin çok profesyonel olmadığını ifade etmemde yarar var.

Türkiye’de ev tekstili ile uğraşan ve bu konuda ihracat yapan çok fazla katılımcı firmanın olduğunu, katılımcı firmaların bulunduğu stantlarda ise kalitenin her yönü ile boy gösterdiği bir gerçek. Ürünler, verilen hizmet ve güvenin bu anlamda payı çok büyük. Ev tekstili deyince havlu ve bornozun dışında pek çok ürünün bulunduğunu da bu fuarda görmek mümkün. Halıdan tutunda paspasa, perdeden duvar kâğıdına kadar her alanda üreticiler ürünlerini burada sergiliyorlar. Üretilen ürünlerin satılacağı ülkelere göre ürünlerin renklerinin ve desenlerinin değiştiğini, kalite farklılıklarının ve buna bağlı fiyat farklılıklarının olduğunu görüyoruz.

Avrupa’dan kapanan tekstil fabrikalarının makinelerini alarak yola çıkan havlu bornoz üretimimiz sonrasında, Avrupa ülkeleri maliyetlerin yüksekliği nedeni ile havlu-bornoz piyasasını Türkiye’ye devrettiler. Avrupa’dan katılan ülkelerin ev tekstili üreticilerinin ürünlerine baktığımızda daha çok katma değeri yüksek ve nano teknolojinin kullanıldığı malzemeler olduklarını görmek mümkün. Bu alanda en iyi örnek, yanmaz kumaşlar ve duvar kâğıtları olarak sayılabilir. Şu anda görünen ise Mısır, Pakistan, Hindistan, Çin gibi ülkeler havlu ve bornoz üretiminde Türkiye’den devraldıkları teknoloji ve makine parkı ile ucuz işçilik ve diğer düşük maliyetleri üzerine koyup bu pazarda rekabet halindedirler. Şu an itibari ile bu ülkelerin stantlarına bakıldığında kaliteli ürün ve hizmet görmek pek mümkün olmadığı gibi, ticari olarak güven de vermemektedirler. Ancak, ucuz havlu-bornoz dünya piyasasında kendisine ciddi anlamda yer bulmaktadır.

Gerek Türkiye ev tekstili üreticileri ve gerekse bu alanda en büyük paylardan birine sahip Denizli tekstilcileri olarak yapılması gereken katma değeri yüksek ürünler üretmek ve bu sayede daha az ürün ile daha fazla kar elde etmenin yolunu bulmaktır. Ancak, bu konuda asıl elini taşın altına koyması gereken ise hükümettir. Türkiye’nin ev tekstili alanında Dünya pazarında rekabet gücünü artırabilmesinin en önemli unsurlarından biri girdi maliyetlerinin düşürülmesidir. Bugün tekstil alanında fabrika kuran bir yatırımcının karşısına yüksek sigorta primleri, vergi ve elektrik maliyetleri yüklenmekte ve işe başlar başlamaz üreticimizin beli bükülmektedir. Teşvikli bölgeler ile sektörün önü açılmaya çalışılmış ise de bu uygulama da tam bir fiyasko ile sonuçlanmıştır. Bir ülkenin kendi içinde haksız rekabet meydana getirmeye çalışmasını anlamak mümkün değildir.

Fuarda görüştüğüm Çin’li bir üreticinin bana ifade ettiği aynen şudur. Bizim ülkemizde vergi denetim elemanını tanıyan yoktur. 100 milyon doların altında ihracat yapan firmalara kimse dönüp bakmaz, organize sanayi bölgelerinde sektörel olarak çok ciddi teşvikler uygulandığı gibi, ülke yönetiminin söylediği en önemli sözün “Yeter ki ihracat yapın biz sonuna kadar desteğiz.” olduğu ve bürokratik olarak ciddi kolaylıklar sağlanmaktadır.

Asıl olan gemiyi kurtarmaktır. Gemi battıktan sonra yolun, yolcuların ve malların değerinin kalmayacağını anlayan Çin yönetimini takdirle karşılıyorum. Benzer bir düşünce sisteminin ülkemizde de yerleşmesi arzusu ile DOSTÇAKALIN…

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - HEİMTEXTİL 
Asil Türk - Diğer Yazıları
Bütün Asil Türk Yazıları