etiler poyrazoğlu otomotiv
19 Eylül 2018 Çarşamba

HACETTEPE KABADAYILARI

Tarık Barbaros Pilevne

16-11-2017

Hacettepe; günümüz insanı için Ankara’da bir üniversite veya bir hastane adı olan bu semtte, çocukluğumun en renkli, en isyankâr on yılı geçti. Hacettepe’yi anlatmaya önce kabadayılarından başlamalı. Ramazan geceleri radyoda Karagöz ve Hacivat’ı seslendiren Hayali Küçük Ali’nin gerçek adı, Mehmet Muhittin Sevilen’di.

O zamanlar dahi çok yaşlıydı. Oğlu “Karagöz Kemal” lakabını babasının icra ettiği sanattan alıyordu. Semtin ünlü bir kabadayısı ve spor kulübünün hamisiydi. Rüzgârlı Ankara akşamlarında, Çiçek lokantasının bahçesinde çilingir sofrasını kurar, küçük havuzun fıskiyesinde dönen pinpon topuna karşı nargilede esrar çeker, demlenirdi. Gece ilerlediğinde, Hacer Buluş’un Dörtyol’daki çay bahçesini basıp haraç almak üzere avenesiyle kalkardı. Diğer ünlü kabadayılar ise, “Sarı Veli” ve “Kabadayı Mehmet”ti. Lakabı gibi soyadı da “Kabadayı” olan Mehmet, mahalleli tarafından son derece mert, iyiliksever olarak bilinmesine karşın; zamanında çok sert, acımasız ve gaddar olabiliyordu.

İlkokul sıralarındaki en iyi arkadaşım Ahmet Kabadayı’nın amcasıydı. Ahmet; sakin, akıllı ve çalışkan bir öğrenciydi. Yakın koruması Dündar Kılıç olan Kabadayı Mehmet’in ünü, Hacettepe’nin dışına taşmış, işlettiği kumarhanesiyle şehrin gayrimeşru hayatını kontrol eder olmuştu. Altındağlı Kürt Cemali de şehrin güçlülerindendi. Üzerinden elli yıl geçmesine rağmen halen nasıl olduğu bilinmeyen bir şekilde Kürt Cemali öldürüldü. Kabadayı Mehmet' in açtığı kulübe davetli olarak kumara gelen Cemali, bir tartışma sonrası ateşlenen silahlardan çıkan kurşunların hedefi olmuş ve oracıkta ölmüştü.

Cinayetten sonra Ankara kaynayan bir kazana dönmüş, infial içindeki ölenin yakınları ve Altındağlılar yürüyüş yapmış, intikam yemini etmişlerdi. Cenaze büyük bir kalabalıkla kaldırılmış, gazeteler günlerce bu olayı manşetten vermişlerdi. Sokaklarda yanık yanık Kürt Cemali ağıtını söyleyip, saman kâğıda basılmış “destan” satanları anımsıyorum. Hatta Haldun Taner’in “Keşanlı Ali Destanı” adlı oyun kahramanının aslında Kürt Cemali olduğu söylenir. Yıllar sonra Dündar Kılıç “O anda bizi yakalayanı Ankara’ya vali yaparlardı” diyecektir. Bu olay Kabadayı Mehmet’in yakasını ölünceye dek bırakmaz.

Teslim olup cezasını yatmaya başlayacak, ardı sıra Dündar Kılıç da, cinayete iştirakten yargılanarak cezasını Ankara Ulucanlar Cezaevi’nde çekecektir. Bu arada Mahalle, Sarı Veli’ ye kalır. Mahallelinin “Veli Dayı” dediği Sarı Veli, Kabadayı Mehmet’ in en yakın arkadaşıdır, içtikleri su ayrı gitmez. İki kabadayı sırt sırta verip tüm dövüşlerden çıkmış, aynı cezaevinde aynı yatağı paylaşmış, can dostlarıdır. Ama Kabadayı’nın cezaevinden çıkmasından sonra ne olmuşsa olmuş, iki arkadaşın arasına çekememezlik girmiştir. Ardından belki de Hacettepe tarihindeki en dramatik olay yaşanır ve Kabadayı Mehmet, en yakın arkadaşı Sarı Veli’yi öldürür. Bu kabadayıların her biri birer efsane olarak dilden dile anlatılır, bir cinayet, kız kaçırma, yaralama olayı bir kahramanlık öyküsüne dönüşüverirdi.

Bunda mahalleliye karşı bonkör ve korumacı tavırların etkisi vardı. Hatırı sayılır bir kabadayı gün gelip mahalleden ayrılmak zorunda kalsa bile mahallenin üzerinden “elini çekmiyordu”. Örneğin zamanında Kabadayı Mehmet’in adamlarından olan Dündar Kılıç, Mehmet’in öldürülüşünden sonra İstanbul’a göç etmiş ve mahalleden kırk yılı aşkın bir süre ayrı kalmış olmasına rağmen, muhtaç Hacettepelilere ayni ve nakdi yardım sağlamış, iş imkânı yaratmış, okutmuştu. Mahallenin namlı kabadayıları kendilerine mallarını, namuslarını, hatta canlarını emanet etmek isteyenleri geri çevirmezlerdi.

Kabadayılar, dışarıdan hemen tanınabilecek biçimde giyinirler, yakın arkadaşları ve korumalarıyla birlikte dolaşırlardı: Kabadayı Mehmet, belde kuşak, bir tarafta tabanca, bir tarafta bıçak ve ceket omuzda hatırlanıyor. Kabadayı Mehmet, yeraltı ve suç dünyasıyla ilişkilerine karşın; içki, sigara ya da esrar kullanmayan, namus ve adalet gibi kavramlarla kurallar koyan, oldukça karizmatik biriydi. Kabadayı Mehmet, Kürt Cemali’nin adamlarınca vurulur. “Ölümün ve raconun çocukları” artık birbirlerine de kıymakta, ailelerin arası açılmaktadır. Sonrası; “İstimlâk Günleri”dir…

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - HACETTEPE KABADAYILARI
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları