poyrazoğlu otomotiv etiler

GÜZELİ OLANI GÖRME- 1

Mustafa Örki

06-02-2020

İslam dini güzeldir, yaşamaya değerdir, emek verirsek güzelliğini görebiliriz. Ne gerekiyor? Göz görmeli gördüğü şeyde güzelliği fark etmeli ki, gönülden sevebilsin. Seven her zaman sevdiğini bildirmek ister. Bu yetmez sevdiğinin de kendisini sevmesini ister. Bizi seven biri var mı? Bir müslüman olarak evet, kimdir o? Allah’u Teâlâ’dır. Allah c.c bizi sevdiğini nereden nasıl bileceğiz? Yaratmış, dünyayı yaşanılır hâle getirmiş, halife vazifesi ile onurlandırmış, sayısız nimet vermiş yetmez mi?

Biz bizi sevene saygımızı nasıl bildirebiliriz? İtaat ederek, kulluk yaparak, zaman ciddi soru nasıl seveceğiz? İki yolu var okumalıyız, ne okuyacağız? Kuran, kâinat ve insan okunacak kitaptır. Sonra model olarak Hz. Muhammed sav hayatıdır.

Kâinata baktığımızda, her mevsimin değişen farklı hoş güzelliğini fark etmek mümkündür. Unutmayalım o iç açıcı, ferahlatıcı buğulu havanın içinde sertlikler, gelip-geçici yönlerini de içinde barındırır. Göz ise her zaman eksik arar, niye böyledir? Kana atımca asıl güzel-iyi olanı görme isteğindendir. Bilmeliyiz ki dünyada mutlak güzellik yoktur, insanın istediği kalıcı, devamlı olanı cennete olacaktır. Mutlak güzel olan ise yalnız Allah’u Teâlâ’dır.

Kitaba bakışımızı göz gönül birlikteliğini nasıl sağlayabiliriz? Allah’ın bak dediği yerden bakmakla olacağı bir gerçek. İlk bakacağımız yer “içinde şüphe olmayan kitap” da uygunsuz bir şey bulmak mümkün değil. Elimizdeki Kuran’ın daha başında iman, namaz ve zekât birlikte gelmiş. İnsan kendi ihtiyacı yanında toplumsal bir varlıktır, İslam denge dinidir.

Allah’u Teâlâ’nın bize lütfettiği nimeti benimsemezsek, üstünü örtersek güzellikleri göremeyiz ve bu hayatın anlamını keşfedemeyiz, hâlbuki bu hayatın bir amacı var. İşte onu keşfedersek hayat anlam kazanır. Tek kutuplu bir dünya ve yaşantı ne yazık ki insana mutluluk vermez, vermiyor.

Kuran’da kendilerindenülü’l-ebsâr(Haşr 59/2),ülü’l-elbâb(Zümer 39/9) diye söz edilir. Gözün gördüğünün ötesinde asıl görülmesi gerekeni görmeyi basîret olarak ifade edilmiş. Bu bakış sahipleri hislerine kapılmadıkları ve nefislerini günahlarla kirletmedikleri için maddî ve mânevî hakikatleri olduğu gibi görür ve ona göre hareket ederler.

“Görme, idrak etme, bir şeyin iç yüzüne vâkıf olma, sezgi” gibi anlamlara gelen basiret kelimesi Kuran’da genel olarak “görme” anlamı yanında özellikle “hakikati keşfetme, doğru yolu tanıma, gerçeği yanlıştan ayırma yeteneği” manalarında kullanılmış ve bu bakımdan mânevî körlük veya dalâletin zıddı olarak gösterilmiştir. En‘âm 6/50,

Aslında basiret, ilâhî sıfatlardan biri olanbasarın kullardaki tecellisidir. Bu tecelliden nasibi olmayanların gözlerinde perde vardır. Bakara 2/7) ve bu sebeple gerçekleri göremezler. Yâsîn 36/,9 İnsanların gerçekleri görmelerine ışık tuttuğu için Kur’an âyetlerine debesâir(basîretler) denilmiştir A‘râf 7/203. Kur’an küfür, nifak, hırs, kin gibi olumsuz inanç ve duygular yüzünden kalp gözü körleşmiş ve basîreti bağlanmış kimseler hakkında “körler” Bakara 2/18), “kalpleri olup da bununla idrak edemeyenler” A‘râf 7/179), “bakar körler” A‘râf 7/197 gibi tabirler kullanır, inananları basîretli, inkârcıları kör sayar.(TDV İslam Ansiklopedisi)

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - GÜZELİ OLANI GÖRME- 1
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları