etiler poyrazoğlu otomotiv

EY DÜŞMANIM, SEN BENİM…

Ramazan Canural

05-12-2017

“Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın

Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!”

Yukarıdaki sözler, Necip Fazıl’a ait iki güzel mısradır.

Düşman ne demek?

Türk Dil Kurumu Sözlüğüne bakarsanız “düşman” şöyle bir şeydir: Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım.

Bana sorarsanız , huzurumuzu bozan her şey düşmandır. Bunlar; yapılması gereken ama yapılmamış bir iş, çalışmamıza engel olan unsurlar ve hastalık yapan mikroplardan tutunda “şeytana” kadar bir çok düşmanımız var.

Nefis ve onun arzu ettiği şeyler de çoğu kere bizim düşmanımızdır. Mesela tembellik de bize düşmandır. Çağdaşlaşma ve modern bir hayat kurma, ilim yolunda ilerleme noktasında bize engel oluşturan şeyler de bize düşmandır.

Bu kadar engel arasında yaşamını sürdürmeye çalışan biz insanoğlu bu düşmanlara teslim mi olacağız?

Hayır, asla…

Tam tersine onlar bizim yaşam kaynağımız, ilerleme yolunda itici gücümüz yani ifademiz, hızımız olmalı…

HAYATIN “ENGELLİ” YANI…

Varsayalım ki, birisi size:

“Şu şehrin tamamını sana vereceğiz, yalnız bir şartımız var, iki gözünü de ameliyatla yerinden alıp bir başkasına takacağız” dese bunu kabul eder miydiniz?

Ben etmezdim.

Sanırım ki, kabul edecek biri de yoktur.

Engelli olmak, vücudumuzdaki herhangi bir organın veya sistemin, tamamen ya da kısmen çalışmaması, fonksiyon görmemesi demek…

Bu, fiziksel veya zihinsel olabilir…

Görme, işitme, yürüme engelli olmak…

Veya ömür boyu bir cihaza bağlı yaşamak…

Ne olursa olsun…

İnsanın günlük hayatta herhangi bir “engelle” karşı karşıya gelmesi çok zor bir durum.

Allah hem bu insanlarımıza, hem de onlara yardım eden ve bakanlara kolaylık, sabır versin…

Bu gün engelli ya da özürlü olarak ifade edilen vatandaşlarımızın toplumdaki sayısı 9 milyon civarında. Yani ülkemizde yaşayan insanların %12 si özürlü…

Bunların da 7-8 yüz bini ağır özürlü. Yani günlük rutin ihtiyaçlarını karşılamak için başkalarının yardımına ihtiyaçları var…

Giyinme, yeme içme, tuvalete gitme, sokağa çıkma gibi en sıradan gereksinimlerini yapabilmek için bile başkalarının yardımına muhtaçlar…

2003 yılına kadar toplumun % 12 sini oluşturan bu insanlarımız hemen hemen “yok “ farz edildi. Adeta evlerinde hapis hayatı yaşadılar. Sokağa çıkma, toplum içine karışma, bir iş güç sahibi olma onlar için tamamen hayaldi.

2003 den sonraki hükümetlerimizin aldığı isabetli kararlar sayesinde özürlü vatandaşlarımız bir çok haklar elde ettiler…

Ağır özürlü olduğu heyet raporuyla kanıtlananların ailelerine, nakdi olarak asgari ücrete yakın “evde bakım” yardımı verilir hale geldi. Zihinsel özürlü, konuşma ve algılama bozukluğu olanlara özel eğitim kurumlarında eğitim alma hakkı verildi. Bunların ücretini devlet ödüyor. Belediye otobüslerinde ücretsiz taşıma, akülü araç, otomobil alınırken ÖTV indiriminden faydalanma, vergi indirimi gibi birçok sosyal haklar sağlandı.

Bütün bunlar güzel uygulamalar…

Keşke özürlülük tamamen ortadan kaldırılsa…

Ama bu mümkün mü?. Değil…

Çünkü bunun mümkün olması için bütün bebekler sağlıklı doğacak, trafik ve iş kazaları olmayacak, savaşlar, terör saldırıları ortadan kalkacak.

3 Aralık günü Engelliler Günüydü.

Engelli vatandaşlarımıza ve ailelerine kolaylık ve sabırlar diliyorum.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - EY DÜŞMANIM, SEN BENİM…
Ramazan Canural - Diğer Yazıları
Bütün Ramazan Canural Yazıları