etiler poyrazoğlu otomotiv

ETKİLİ MÜSLÜMANLIK

Mustafa Örki

29-06-2017

“Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim.” 5,3

Ramazan ayı bitti, inşallah bir artış ve eksilme olmuştur. Manen yücelmiş, bir takım günahlarımızdan arınmışızdır. Ve biriktirdiğimiz iç kuvvet ile on bir ay idare ederiz. Yapılan tüm ibadetler ahiret azığı olarak bizi taşır, her birerimiz kendi çapımızda kâmil insan olmuşuzdur. Alet kem değil niye kemalât olmasın, şevval ve diğer aylarda yücelmemiz devam eder.

Kemalât: faziletler, güzellikler iyilik mükemmellikler gibi manalara gelir. Bu din Kemal sıfatı olan Allah tarafındandır, Vahyin kaynağı Allah’tır.

“Bir mümin imkânsızı mümkün, mümkün olanı kolay; kolay olanı ise zarif ve zevkli yapmaya çalışmalıdır” bu sözü seviyorum. İki tane örnek verelim:

Merhum Mehmet Rüştü Aşıkkutlu (1901-1980) O Reîsul-Kurrâdır. Ömrünü kurana adamış elli yıl Kur’an öğretimi ile meşgul olmuştur.

“930 yıllar hayli sıkıntılıdır, yokluk, yoksulluk vardır. O yıllarda Trabzon Uğurluda açtığı Kur’an Kursunun ve öğrencilerin tüm ihtiyaçlarını kendisi temin ediyor, yemeği hanımı yapıyormuş. O kursta okuyan bir müftümüz devamında derki: Karadeniz’de yağmur çok yağdığı için evlerimizden kursa gelirken çamurlu yollarda lastik ayakkabılarımız çamura bulanırdı. Lastik ayakkabılarımızı çıkarıp derse girerdik, çıktığımızda lastik ayakkabılarımız yıkanmış ve dizilmiş olarak kapının önünde bulurduk. Meğer ayakkabılarımızı hocamız yıkarmış niye? Aşıkkutlu hoca Kur’ana verdiği değerden dolayı, kursa gelen talebeye minnet eder, hürmeti talebe yapması gerekirken hoca kendisi yaparmış.”

Ali Ulvi Kurucu merhum anlatıyor: “Yıl 1932 dedem Veyis efendi Konya âlimlerinin bulunduğu bir davette yere düşen ekmek kırıntılarını topluyormuş. Yemekte bulunan vaiz Aksekili Mehmet Efendi titiz ve sert bir adamdır. Vaiz yüksek sesle “ Hacı Veyis Efendi! Bırak canım, herkes döktüğü ekmeği kendi toplasın. Sofranın huzurunu kaçırma” diye çıkışmış.

Ertesi günü Veyis Efendi merhum komşulardan gelen bir tas yoğurdu alır ve kapısına gider. Hocayı gücendirdik bir tas yoğurt götüreyim de barışalım der.

O halde kapıda onu gören vaiz ağlar ve derki:” Hacı Veyis Efendi beni her de geçtin nedir bu kemâlat yahu! Nedir bu ahlâk-ı Peygamberi! Der dedeme sarılır ağlaşırlar.

Evet bu din kemale ermiştir Allah nimetini tamamlamıştır. İş biz Müslümanlara kalmıştır. Dün yukarıda örnekte anlattığımız güzide binlerce insan yetiştirmiştir. Bu insanların ibadet ve ubudiyet anlayışları mevsimlik, günübirlik miydi? Hayır

Şu an halimiz ortada, malzeme var iş anlamak ve yaşamaktan geçeceği muhakkak.

“Evet, gerçekten her kim tüm benliğini Allah'a teslim eder ve iyilik yapanlardan olursa, Rabbi katında mükâfatını görecektir ve böyleleri ne korkacak, ne de üzülecekler.” 2,112

Gelecek korkusu ve geçmişin hüznünü duymak istemeyen yüzünü/gönlünü tam olarak Allah’a doğru olması gerekir. Böyle bir garantiyi Allahtan başka verecek olanda yoktur. Bu mutluluk garantisidir, dün yokluk ve yoksulluk ve başka sıkıntılarımız var iken bile insanımız imkânsızı mümkün, mümkünü kolay, kolayı ise zarif ve ince yapmışlar.

“Kem aletle kemâlat olmaz denilmiştir doğrudur” Kem olan anlayışımız değiştirmeliyiz. Aşıkkutlu, Hacı Veyis Efendi merhumları çoğaltmalıyız. İstikrar yani devamlılığı mutlaka sağlamalıyız.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ETKİLİ MÜSLÜMANLIK
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları