etiler poyrazoğlu otomotiv
19 Eylül 2018 Çarşamba

EĞİTİMDE BİRLİK 

Ufuk GÖKMEN

16-09-2017

Cumhuriyet ilan edilmiş, üzerinden henüz dört ay geçmişken 3 Mart 1924'te tevhidi tedrisat kanunu çıkarılmıştır. Eğitimin birliğine neden ihtiyaç vardır? Sorunun cevabı için, Kurtuluş Savaşının en zor günlerinde 15-21 temmuz 1921'de yapılan Maarif Kongresini hatırlamak yeterlidir.

Türk Milliyetçiliğinin önderlerinden Hamdullah Suphi tarafından yönetilen kongrede; Yarım kalan okulların yapımı, ziraat ve sanayi okullarının durumu(!), yabancı ve özel okulların denetimi, ilköğretim modelinin değiştirilmesi, yöreye göre, ihtiyaca göre eğitim sisteminin belirlenmesi yani Köy Enstitüleri yapımı konuları ele alınmıştır.

İstiklal Savaşı'nın zorlu günlerinde Atatürk'ün cepheden bir günlüğüne dahi olsa gelip açılışını yaptığı tarihi Maarif Kongresi ülke için bir umut olmuştur. Söz konusu dönemde Anadolu'da sadece 3000 öğretmen bulunmaktaydı. Bu rakam o tarihteki toplam köy sayısından azdır. Kongrenin kadın erkek aynı çatıda gerçekleştirilmesi ve görüşülen konular sadece düşmanla değil cehaletle de savaşılacağının göstergesiydi.

Milli Mücadeleyi veren çekirdek kadro aslında savaşı kazanacaklarına kesin olarak inanıyor, ateşin ortasında gelecekte kuracakları Cumhuriyeti düşlüyorlardı. Tevhidi Tedrisat yasasının temel amacı; ilk ve orta eğitim düzeyindeki kuşaklara ortak bir ulusal kültür vermek, gençleri farklı akımların, görüşlerin, maksatlı yetiştirme ve koşullandırma emellerinden uzak tutmaktı. 15 Temmuz'da hainlerin darbe girişimini yaşamış Türk Toplumu bu maksadın ne ifade ettiğini çok iyi anlamıştır.

Yasa kabul edildiğinde kapatılan ve Milli Eğitim Bakanlığına devredilen medreselerde yaklaşık 18.000 öğrenci kayıtlıydı. Bunlardan yalnızca 6.000’i eğitime devam ediyordu. Diğerleri II.Abdülhamit döneminde çıkarılan bir yasadan faydalanıp askerlikten muaf tutulmak için sadece kayıt yaptıranlardı.

Yasaya en çok itiraz bu kesimden geldi. Tevhidi Tedrisat kanunuyla birlikte Milli Eğitim Bakanlığı tüm eğitim ve öğretim işlerinden sorumlu tek makam haline geldi. Ders programlarının, müfredatın Bakanlık tarafından hazırlanmasıyla öğrenciler, laik ve çağdaş bir eğitim almaya, Türk kültürünü ve bilincini geliştirme hedeflerine yönlendirildi. Kanunla Tanzimat’tan sonra sayıları hızla artan yabancı okullar denetim altına alındı.

Özetle, en zor çatışmalar sırasında cepheye bir gün ara verip cehalete savaş açmaya gelen Atatürk, bu günlerde karşımıza dikilecek olan gerici akımları görebilmiş ve şöyle demiştir; "Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder."

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - EĞİTİMDE BİRLİK 
Ufuk GÖKMEN - Diğer Yazıları
Bütün Ufuk GÖKMEN Yazıları