etiler poyrazoğlu otomotiv
21 Kasım 2019 Perşembe

“DİNLERİ İŞİMİZ GİBİ, İŞLERİ DİNİMİZ GİBİ…”

Ramazan Canural

05-06-2018

Haftalık yazılarımızı yazarken hep “telif yazı” yazacak değiliz ya, bazen de “alıntılar” yapmak durumunda kalıyoruz.

Efendim…

Telefonumuza her gün birçok mesaj geliyor. Özellikle Cuma günleri… Malum, mesaj çağını yaşıyoruz.

Halbuki bir zamanlar mektuplar olurdu değil mi, sıcacık ve samimi… Şimdi iş kupkuru mesaja dönüştü. Ne kağıda yazma derdi, ne postaneye gitme derdi, ne pul yapıştırmak için zarfın zamklı kısmını yalama derdi, ne de para ödeme derdi…

Hiç biri yok.

Anında gönderiyorsun ve ne zaman okunduğunu da test edebiliyorsun.

Hal böyle olunca da binlerce gerekli, gereksiz mesaj telefonunuza boca ediliyor.

Gerekli gereksiz dediğime bakmayın, bazen çok hayati ve önemli olanları da oluyor. Bu hafta yazımıza alıntı yapacağımız mesaj gibi…

Kimin gönderdiğini dahi hatırlamıyorum, belki de yanlışlıkla “arşive” almışım. Ama bir de baktım ki, mesaj çok önemli “mesajlar” içeriyor, hemen sizinle paylaşayım, dedim.

Çünkü çok evrensel bir soruna parmak basmış gibi duruyor…

“ARAMIZDAKİ FARK”

“Zengin ve fakir ülkeler arasındaki fark ülkelerin yaşı değildir.

Mesela;

Hindistan ve Mısır gibi ülkelerin iki bin yıldan fazla geçmişi vardır ve fakirdirler.

Öbür taraftan;

Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi 150 sene önce isimleri bilinmeyen ülkeler kalkınmış ve zengin ülkelerdir.

Doğal kaynakların var olup olmaması da zengin ve fakir ülke arasındaki farkı yaratmaz!!

Japonya…

Küçük bir adaya sıkışmış, %80 arazisi tarıma ve hayvancılığa uygun olmayan bir ülkedir ama aynı zamanda…

Dünyanın ikinci büyük ekonomisidir.

Ülke dev bir yüzer fabrika gibidir, bütün dünyadan hammadde ithal eder, sonra da bütün dünyaya bitmiş ürün ihraç eder.

Diğer bir örnek;

Kakao yetiştirmeyen ancak dünyanın en kaliteli çikolatasını üreten ülke İsviçre’dir.

Dört ay da sürse kısa yaz döneminde toprağı da ekerler, hayvancılık da yaparlar. Bu yetersizlikte bile ürettikleri süt ürünleri en iyi kalitededir. Bu ufak ülke yansıttığı güvenli, düzenli ve çalışkan ülke imajı sayesinde dünyanın para kasası olmayı da başarmıştır.

Zengin ve fakir ülkelerin yöneticilerini birbirleriyle karşılaştırdığınızda aralarında önemli bir fark bulamazsınız.

Irk ve deri rengi de önemli değildir.

Kendi ülkelerinde tembel olarak tanınan işçiler aslında zengin Avrupa ülkelerinin arkasındaki ana üretici güçtür.

Peki…

O zaman aradaki fark nereden gelmektedir?

Fark;

Uzun yıllardır kültür ve eğitim ile içlerine işlenen değişik bakış açısıdır.

Zengin ve kalkınmış ülke insanlarının davranışlarını incelediğimizde…

Büyük bir çoğunluğun şu prensiplere kalpten inandığını görürsünüz:

1-Temel ahlaki kurallar

2-Dürüstlük

3-Sorumluluk

4-Kanun ve kurallara saygı

5-Başkalarının hakkına saygı

6-Çalışkanlık

7-Tasarruf ve yatırıma inanç

8-İrade

9-Dakiklik(Zamanı iyi kullanma)

Geri kalmış ülkelerde nüfusun çok küçük bir azınlığı bu prensiplere inanmaktadır.

Biz doğal kaynaklarımız olmadığı için veya doğa bize karşı zalim davrandığı için fakir değiliz.

Biz…

Doğru bakış açısına sahip olmadığımız için fakiriz. Zengin ve kalkınmış ülkeleri o noktaya getiren işlevsel prensiplere uymak ve bunları çocuklarımıza öğretmek azmimiz olmadığı için, hala fakiriz.”

İşte böyle sevgili dostlar…

Tam burada, milli şairimiz M. Akif Ersoy’un bir Berlin gezisi sonucu “gittin oralara neler gördün anlat bakalım” diyenlere verdiği kısa ve özlü cevabı hatırlamamak mümkün değil:

“Dinleri işimiz gibi, işleri dinimiz gibi…”

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - “DİNLERİ İŞİMİZ GİBİ, İŞLERİ DİNİMİZ GİBİ…”
Ramazan Canural - Diğer Yazıları
Bütün Ramazan Canural Yazıları