etiler poyrazoğlu otomotiv

DENİZLİ VE PAMUKKALE

Asil Türk

23-06-2017

Denizli deyince aklınıza ilk gelen şey nedir dediğimde, ilk yanıtların Pamukkale ve uzun ötüşü ve dövüşçülüğü ile bilinen ve her çöplükte öten Denizli Horozu olduğunu duyar gibiyim. Gerçekten de; Pamukkale’nin ünü Dünya üzerinde Denizli'yi geçmiştir. Bizler özellikle Yurt dışına çıktığımızda Denizli'yi soranlara, Pamukkale'nin güneyindeki kent olarak yer tarifi yapmaktayız. Pamukkale gerçekten de fiziki yapısı ile çok özel bir bölgedir. Çok geniş bir alanda kireçli suyun oluşturduğu beyaz örtüsü ile çok uzaklardan kar beyazı görüntüsü ile kendini göstermektedir.

Sıcak ve şifalı suları ile insanoğlunu yüzyıllarca kendine çekmiş olan kent pek çok uygarlığa da ev sahipliği yapmıştır. Pamukkale, adını almadan evvel Hiera'nin Kenti anlamındaki Hierapolis ismi ile bilinmektedir. Son derece düzenli ve imarlı bir yapısı olan kent, kentin beyaz dokusunu bizlere kazandıran depremler nedeni ile yıkılmış ve terk edilmiştir.

Dünya’nın yedi harikası içinde sayılması gerektiğine inandığım Pamukkale bugün itibari ile tamamen yerleşime kapalı bir ören yeridir. Pamukkale’de son dönemlerde yapılan çalışmalar ile içinde kireç minerallerini taşıyan şifalı suyu daha dikkatli kullanılmaya başlanmış ve eski yıllarda kurulmuş olan oteller tümü ile kaldırılmıştır. Bu nedenle; ören yeri içinde şifalı su ile iki yerde temas kurmak mümkündür. Bunlardan birisi Travertenler Bölgesi, diğeri ise Antik Havuzdur. Benim için en inanılmaz tecrübelerimden biri antik havuza girdiğim anlardır. Antik Havuz içinde bulunan tarihi eserlerin içinde ve üzerinde yüzmek müthiş bir deneyimdir.

Pamukkale içinde bulunan tiyatro binası da bugün ayaktadır ve pek çok etkinliğe halen ev sahipliği yapmaktadır. Hamam kalıntıları, müzesinde bulunan pek çok önemli tarihi eserleri ve mezarlık bölgesi de gezilip görülmeye değerdir. Kefenin elbette cebi yoktur. Ancak, insanlar şimdi olduğu gibi, antik dönemlerde de büyük ve ihtişamlı mezarları ile zenginliklerini sergilemişlerdir. Pamukkale'nin mezarları da bu bölgede yaşamış olan insanların ne kadar varlıklı olduklarını kanıtlar gibi halen ayaktadır.

Adını pamuğun beyazından alan Pamukkale'ye bu yıl düşen kar, Kar beyazı travertenlerine bambaşka bir güzellik katmış, kar ve kar beyazı antik kent bambaşka bir güzelliğe bürünmüştür. Böyle bir dönemde çekmiş olduğum fotoğraflarımı da sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.

Pamukkale (Hierapolis) Antik Kentinin güneyinde kent olmaya çalışan Denizli'mizden de bahsetmemek olmaz elbette. Denizli, başlangıçta Anadolu'ya ilk gelen Türklerin, Selçuklular ve Beylikler döneminde bölgeye yerleşmesinden sonra temelleri atılmış olan, iç ve dış kaleden ibaret iki kaleden oluşan bir yerleşim yeridir. 1200 lu yıllarda kurulduğu bilinmektedir. Bugün ise bu bölge Kaleiçi ve Saraylar Mahallesi olarak bilinmektedir. Denizli'nin kurulduğu yer itibari ile ipek yolu üzerinde bulunması ve batıdan-doğuya bir geçiş bölgesi üzerinde olması nedeniyle yerleşime her zaman açık olmuş ve ilk yapılan kalelerin içine insanların sığmaması nedeni ile Kaleiçi dışında da yerleşimler başlamıştır. Çok farklı rivayetlere konu kentin adı bu yıllarda Tonguzlu olarak bilinmektedir. Bu isim zamanla dönüşüp Denizli adını aldı diyenlerin yani sıra Yörük kültüründe göle veya büyük nehirlere de Deniz denildiğinden Dengizli (Deniz bulunan yer) adının Denizli'ye dönüştüğünü ifade eden tarihçi ve arkeologlar da bulunmaktadır.

Anadolu Selçukluları döneminden kalan birkaç eserden biri olan Ulu Camii maalesef yitirilmiş, geriye kalan ve halen kullanılan Tarihi Şehir Hamamı ve dar bir alanda görülebilen kale sur duvarları halen ayaktadır. Bu yapıların yanı sıra daha yakın döneme ait bir kısım Denizli Evleri de ayaktadır. Bana göre; bu evlerin restorasyonu ve korunması son derece önemlidir. Bugün gördüğümüz tüm antik kentlerden geriye kalan eserler mermer ve travertenden imal edilmiş yapılardır. Mermer ve travertenin bol olduğu kentimize yapılacak olan özellikle kamu binaları ve müzelerin tarihi dokuya uygun bir mimari ile yapılması halinde binlerce yıl ötelere gidecek eserler meydana getirileceğine inanıyorum. Betonun ömrünün 100 yıl civarında olduğu bilinmektedir. Bu nedenle de beton ile yapılan yapıların tarihi yapılar olamayacağı de bilimsel bir gerçektir. Bu nedenle, en azından bu tarihten sonra yapılacak olan yapılarda mermer ve traverten kullanılmasını yürekten arzuladığımı ifade etmek istiyorum.

Denizli, tarihte olduğu gibi bugün de çok önemli bir coğrafya üzerinde bulunmaktadır. Denizli’nin girişimci bir yapıya sahip olan halkı son derece çalışkandır. İki kişinin bir araya geldiği kentte mutlaka üçüncü bir fikir üretilmektedir. Halkının çalışkanlığı ve girişimci sanayicilerinin gayretleri ile Antik dönemlerden buyana ünü Dünyaya yayılmış olan tekstil ürünleri, gerek yurtiçi ve gerekse yurtdışına satılmakta ve kent tekstil ürünleri ile adından her yerde söz ettirmektedir. Tekstil sanayi gerçekten de Denizli'nin lokomotif sektörüdür. Tekstilin yani sıra, son dönemlerde Mermercilik sektörü de kentin önemli sanayii sektörlerinden biri haline gelmiştir.

Kentimizde kurulmuş olan Pamukkale Üniversitesi, Denizli'nin bilimine, kültürüne sosyal yaşamına zenginlik katmaktadır. Denizli Kasabası, bugün kent olma yolunda ilerlemektedir. Kentli olmak ise yaşadığımız şehri tanımaktan ve birbirimize duyduğumuz saygı ve sevgiden geçmektedir.

Denizli, bulunduğu konumu nedeni ile etrafı dağlar ile çevrilidir. Bunların en başında elbette 2571 metre yüksekliği ile Ege ve Marmara Bölgelerinin en yüksek daği olan Honaz (Cadmos) Dağı gelmektedir. Yine, şehrin günleyende bulunan Karcı Dağ silsilesi ve devamındaki Babadağ ve kuzeyindeki Çökelez dağını burada anmamak mümkün değildir. Milli Park statüsünde olan Honaz Dağı, bitki örtüsü ve yasayan canlıları ile Denizli için çok önemlidir. Ancak, kentin hemen güneyinde bulunan ve bizim gibi doğa sporlarını ve doğayı sevenlerin hemen her gün yürüyüş yaptıkları Karcı Dağ silsilesi de Denizli'nin akciğerleri ve su kaynağıdır. Bu bölge bitki örtüsü ve bağrında barındırdığı canlıları ile en az Honaz Dağı kadar Milli Park olmayı hak etmektedir. Yine, bu bölge içinde pek çok antik donemden kalan tarihi eserler de mevcuttur. PAKDOS’un girişimi ve Aydın Anıtlar Kurulu kararı ile bu alanlar arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiştir.

Sevgili dostlarım. Yaşadığımız kenti ve kente can verem insanlarımızı yürekten sevelim ve çevremize bu sevgiyi ve saygıyı lütfen aşılayalım. BİLMELİYİZ Kİ; NE KADAR SEVİYOR VE DÜSÜNÜYORSANIZ, O KADAR SİZİNDİR.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - DENİZLİ VE PAMUKKALE
Asil Türk - Diğer Yazıları
Bütün Asil Türk Yazıları