etiler poyrazoğlu otomotiv
16 Temmuz 2018 Pazartesi

DAHA NELER?

Mustafa Örki

07-06-2017

Ramazan ayında neler kazanıyoruz?

Bilir ve inanırız ki, Allah iyinin müminlerin arkasındadır, yardımcısıdır. Kötünün ve kötülerin kâfirlerin arkasında değildir, sadece çalıştığının karşılığını verir.

Bugün Müslümanlar niye böyle? Çalıştığımızı söylemeyiz, ayrıca kâfirler tek millet olarak tüm enercimizi savaştırarak heba etmemizi sağlıyorlar. Kısaca oyuna geliyoruz farkında değiliz.

Rabbimiz ne buyurmuş?"O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu/gururunu doldururken, Allah da peygamberine ve müminlere huzuru ve güvenini bahşetmiş onlara takvayı(sorumlu davranma) sadık kalmalarını sağlamıştır. Zaten onlar buna fazlasıyla layık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir." 48, 26)

Âlimlerimiz derler ki; Yüce Allah bu ayette önce kâfirlerin psikolojisini açıklamaktadır. Ayetin ilk bölümünde yer alan "hamiyet" kelimesi, "taassup, kibir, bir işi yapmayı kendisine yediremeyen kimse" anlamlarına gelmektedir.

Bir kesim oruç tutmayı kendine yediremiyor, özgürlüğüne bir darbe olarak görüyor.

Dikkat edilirse, kalplerine taassubu koyanlar kâfirlerin kendileridir. Ayetteki "ce'ale" fiilinin faili kâfirlerdir. Demek ki taassubu onların kalbine Allah koymadı ve yaratmadı. Taassup, kâfirlerin kendi fiili olmaktadır. Yüce Allah bu taassubu cahiliye taassubu olarak nitelendirmektedir. Cahiliye taassupları ötekilerden daha koyu, daha derin ve daha katı olduğu için yüce Allah onu bu şekilde tanıtmaktadır. Bir taassup, cahillikle bir araya gelince katmerli olmakta ve daha koyulaşmaktadır. Böylece bu insanların gönlünde inkâr, taassup ve cehalet bir araya gelip orasını tamamen kapsamıştır.

Taassubu çözmekten veya hafifletmekten yana, insanlık günümüzde bir arpa boyu ileri gidememiştir. Günümüzün kâfirleri o dönemin kâfirlerinden daha koyu bir taassubu gönüllerinde taşımakta, ilahi vahye ve müminlere karşı hareket etmektedirler. İnsanlık bu cahiliye taassubundan çektiği kadar hiçbir şeyden çekmemiştir. İbadet özgürlüğünü kurban eden işte bu cahiliye taassubudur. Cahiliye taassubu gönülde olduğu gibi durmuyor, oradan taşıp davranışlar âlemini ele geçiriyor ve başkalarına zarar verecek hale geliyor.

Yüce Allah da Hz. Peygamber ve müminlerin gönüllerine huzur ve güveni indirdi. Bir bakıma hamiyet denen taassup; iç huzuru ve güven anlamına gelen "sekine" kelimesinin ters anlamlısı olmaktadır. Huzur ve güveni onların gönlüne indiren Allah olduğu halde, taassubu kâfirlerin gönlüne kendileri koymaktadır. Çünkü yüce Allah kulları için kötüyü istemez; kötüyü insanların kendileri isterler.

Diğer taraftan yüce Allah, Hz. Peygamber'e ve müminlere takva sözünü aşılamış, yani onların gönüllerine takva denen sorumluluk duygusunu bağlayıp aşılamış, onların manevi bağışıklık sistemlerini kuvvetlendirmiştir. Görüldüğü gibi Kuran'da, bir "takva gıdası" (Bakara, 197), bir "takva elbisesi" (Araf, 26), bir de "takva sözü" (Fetih, 26) vardır. Ayrıca Şems 8'de bağışıklık sistemi olan takva vardır. Yüce Allah, müminlerin savaşa girmemeleri için gönüllerine iç huzuru indirdi, gönüllerine takva düşüncesini aşıladı ve böylece onları savaştan alıkoydu.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - DAHA NELER?
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları