etiler poyrazoğlu otomotiv

CİHATÇILAR-3

Ufuk GÖKMEN

06-08-2017

Son yıllarda özellikle Ortadoğu'daki çatışma alanlarında Cihatçı gruplar ön plana çıkmakta, söz konusu örgütler büyük finans ve enerji kartelleriyle işbirliği yapmaktadır. Konuyla ilgili ilk iki yazıda örgütlerin yapısı ve hedeflerini masaya yatırmıştım. Bu gün kapanış yazısında amaçları aynı olmasa da cihatçı gruplarla benzer şekilde örgütlenen ve onlarla aynı bölgede çatışmalara dahil olan terör örgütlerinden bahsedeceğim. Çeçen direnişçiler Rus baskısına destansı bir mücadeleyle karşılık vermiş olan Şeyh Şamil'in yolundan giden savaşçı topluluğuydu. Soğuk savaşın bitişi ve SSCB'nin dağılması döneminde bağımsızlık isteyen Çeçenistan ile Rusya Federasyonu arasında çatışmalar görülmüş, Çeçen Savaşçılar yeniden duyulmuştu. Rus ordusuyla kendileri arasında orantısız güç farkı olmasına rağmen gösterdikleri mücadeleyle bütün dünyaya parmak ısırtmışlardı. Şimdilerde Çeçenler, liderlerinin değişimi ve Putin politikaları sonrasında Rusya ile mücadelelerini farklı boyutlara indirgemişlerdir. Irak ve Suriye'de görülen düzensizlik Deaş terör örgütünü ortaya çıkardığında onların saflarına Çeçen savaşçılar da katıldılar. Aslen Deaş'ın kısa sürede şehirleri ele geçirmesinde çok etkili oldular. Bu günlerde gündemden tamamen düşmüş olan Kobani çatışmaları sırasında PKK/YPG ile Deaş arasında denge sağlandığinda Çeçen Savaşçılar devreye giriyor, PKK/YPG terör örgütünü geri püskürtüyorlardı. Urfa Suruç sınırından bizzat gözlemlediğim Kobani çatışmaları tam bir ortaoyunu görünümündeydi. Birbiriyle hiç bir sorunu olmayan Sünni müslüman Çeçen ve Türk vatandaşı Kürt iki genç bir petrol kasabası üzerinde birbirine kurşun atıyorlardı. Yahudi ve Hristiyan inanca bağlı rafineri sahipleri onların döktükleri kan ile amaçlarına ulaşıyorlardı. Cihatçı yapılanmaların dünya siyasetinde yer edinerek gençlerin kanını pazarlaması yeni ve kirli bir sektörün belirmesini sağladı. Yıllar boyunca Türk Devletinin canını yakmak üzere kurulmuş PKK bu sektöre koşar adım katıldı. Şimdilerde Deaş'tan şehirleri kurtarmak üzere demokratik güçlerin içinde olduklarını belirtseler de büyük güçlerle işbirliği yaparak Türk Ordusuna karşı yapacakları saldırılar için silah yardımlarını kabul etmektedirler Büyük sermaye, teknoloji ve enerji sahibi devletler kendi vatandaşlarının canını ortaya koymadan Cihatçı gençleri kullanarak çatışmalara dahil olmakta ve sonuçta elde edilecek kazanımları hesaplamaktadırlar. Vekalet savaşları adı verilen bu kirli dönemin yan etkileri Deaş ya da PKK/YPG veya SDG adı altında Türkiye'yi vurmak üzere kurulmaktadır. Suriye ve Irak'ta misyonunu tamamlayacak olan Cihatçı örgütler ve onları rol model alarak farklı postlara bürünen PKK, gelecekte İran'a karşı saldıracaktır. Onların varlığını sürdürmesi büyük güçlerin ekmeğine yağ sürmekten geçer. Bu nedenle pek çok alanda batıya direnen İran'a saldırmaları kaçınılmazdır. Her alanda dünya ile entegre olmuş NATO üyesi Türkiye bu örgütlerin faaliyet alanlarının kıyısında durmaktadır. Bağımsız politika izlemek istediği her durumda terör hücrelerinin saldırılarına maruz kalmaktadır, kalacaktır. PKK/YPG/SDG, adını ne koyarsa koysun Türkiye'nin canını yakmak üzere kurulmuş cani örgüt bahsedilen vekalet savaşlarında kendine silah devşirmektedir. Onlara verilen silahlar Türk ordusuna karşı kullanılacaktır. Yanıbaşımızda gelişen ve etkili silahların kontrolsüz güçlere verilmesine yol açan gelişmelerin engellenmesi zorunludur. Uluslararası alanda kullanılacak elde ne kadar argüman varsa ortaya koymalı ve büyüyen tehlikeyi engellemeliyiz.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - CİHATÇILAR-3
Ufuk GÖKMEN - Diğer Yazıları
Bütün Ufuk GÖKMEN Yazıları