etiler poyrazoğlu otomotiv

CEVDET ŞEMSİOĞLU

Tarık Barbaros Pilevne

19-01-2017


Neşe ağ, / Tebessüm otağ kurmuş yüzüme

Gönensinler güle güle

Mesudum / İçimden gelen bir sesi duydum

Çok şükür bir fakir gönlü var bende

Sırça saraylar yaparım kırık yıldır kulübemde

Kendisine ait olan bu dizelerle başlıyor, anısına yayınlanan kitap. Denizli’nin yetiştirdiği önemli ve çok yönlü bir sanatçıdır Şemsioğlu. Sanatsevenler Derneği başkanlığını yürüttüğüm yıllarda, gündeme gelen bu kitap projesini, daha sonra Dernek Başkanı olan Sayın Haydar Enginsoy ve merhumun oğlu Haluk Şemsioğlugerçekleştirdiler. İçerik ve tasarım kalitesi yüksek, belgesel niteliğinde müthiş bir eser çıktı ortaya. Emeği geçenleri, kültür, tarih ve sanat adına kutluyorum. Üstadın geride bıraktıklarıyla, bir tarihsel sürecin gözlerimizin önüne serildiği kitapta neler yok ki: Koca Irlantı, Kolera ve Çekirge Vakaları, Koca Kar, Çarşı Yangınları gibi önemli olaylar yanında, çeşmeler, medreseler, hamamlar, türbeler, yatırlar, değirmenler, camiler, mescitler, çınarlar, pınarlar, arklar, çaylar, hanlar, mağaralar ve inler, özetle kentin gürül gürül akan atardamarlarını tutuyorsunuz elinizde. Yaşamı çeşitlendiren mekânlar, olaylar ve Denizli’de ilkler sıcak bir anlatımla sürüyor sayfalarda: İlk sinemalar, ilk futbol maçı, ilk gazeteler, çalgılı kahveler ve garson kızlar gibi.

Denizli’nin birçok tarihsel, kültürel değerinin tanıtıldığı eserin bir başka bölümünde ise; gelenekler, düğünler, Denizli folklorundan örnekler, zeybek havaları, uzun havalar, yas türküleri, ninniler, deyimler, atasözleri yer alıyor. Kendisine ait resim çalışmaları, eskizler, karikatürler, fotoğraflar, belgeler ve şiirlerle süslenen sayfaları çevirirken zamanın nasıl geçtiğini bilemiyorsunuz. Yaşantı kesitleri, önemli kişilikler, küçük pırıltılar ve anılarla desteklenen satırlar öylesine akıcı ki, bir gecede bitirdiğim ender kitaplardan biri: “20. Yüzyıl Başlarında Denizli”

İlginçtir, doğa ve çevre adına ahkâm kesen benim gibilerin ders alması gerekli bir ayrıntı olarak sunuyorum: “Anıt Ağaç” kavramı, günümüzde yeni yeni konuşuluyor. Şemsioğlu ise, Denizli ve çevresindeki elliye yakın çınar ağacını, bazılarını resimleyerek; geçmişi, özellikleri ve ayrıntılarıyla anlatıyor: “Suları çok olan Denizli’nin ulu çınarları da çoktu. Hemen her pınarın yanında bir çınar vardı. Denizli’de çınara kavak demek bir dil alışkanlığıdır. Çevremizde ulu çınarlara balta vurmak günah sayıldığından gittikçe büyümüş ve ululuk kazanmışlardır. O zaman şehir içindeki bu elliye yakın çınarın ortalama yaşlarının üç yüze yakın olduğu söylenirdi…”Şemsioğlu bu bilgileri verdikten sonra kentteki çınarları tek tek anlatıyor: Leylekler Kavağı, Kestane Pazarı Çınarı, Saltak Çınarları, Meydanlık Çınarı, Delikli Çınar, Eğlenceler Çınarı, Alan Çınarı, Kanlı Kavak, Uçancıbaşı Çınarları, Karapınar Çınarı, Palabıyık Çınarı, Karaman Çınarı, Fırka Bahçesi Çınarları, Servergazi Çınarları… Bu minval üzere liste uzayıp gidiyor ve tabi ki Aynalı Kavak: “Kiremitçi’de Kanlı Kavak Mescidi önündeki küçük alanda idi. Bir dalının kıvrılarak yuvarlak oluşturmasıyla bu adı almıştır.” Aynı zamanda bir ressam olan değerli şahsiyet, bazı ağaçların eskizlerini de yapmış.

Kişiliğini yoğuran doğa ve insan sevgisiyle günümüze, bizlere ulaşan sanatçıyı, kitabın küçük bir alıntısı eşliğinde saygı ve rahmetle anıyorum: “1935 senesi. Zafer bayramında resmigeçit yapılıyor. Tekel binasının önünde genç bir kıta çavuşunun bindiği at durakaldı. Bütün tepinmelere ve dehlemelere rağmen, at ilerlemiyordu. Batarya ilerlemiş, çavuş orada kalmıştı. Etrafta kalabalık bir seyirci kitlesi vardı, heyecanla bakıyorlardı. Çavuş hafifçe kızardı, attan indi. Atının kantarmasından tuttu, yanağını yanağına koydu. Sakin bir şekilde şunları söyledi: ‘Haydi, kuzum, beni üzme. Kışlamıza gidelim. Nazlanma çok ayıp!’ Bir taraftan bunları söylüyor, bir taraftan da onun boynunu, kulaklarını ve yelelerini okşuyordu. Merhamet ve sevgiyle atı tekrar tekrar öptü: ‘Haydi, kırma beni’ dedi. Atının üzerine atladı. At normal bir yürüyüşle resmigeçide katıldı. Kıta çavuşu kendisini izleyenlerin sevgilisi oluverdi. ‘Bravo’ sesleri ve alkışlar arasında, kendinden emin, mütebessim uzaklaştı.”

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - CEVDET ŞEMSİOĞLU
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları