etiler poyrazoğlu otomotiv
19 Eylül 2018 Çarşamba

ÇANAKKALE

Mustafa Örki

15-03-2018

“Ey îman edenler! (Savaş için) bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebât edin ve Allâh’ı çok anın ki başarıya ulaşasınız.” 8, 45) “Dön ardına bir bak hele Hatırına neler gele... Dar boğazda Çanakkale, Tarihin en zor meydanı!” Niyazı Yıldırım Gençosmanoğlu Tarihimizi bilmeliyiz, kim nedir dost-düşman neler olmuş, niçin? Geçmişimizi bilmez isek geleceğimizi kuramayız. 1915 de Deniz ve kara harekâtı yaklaşık 11 ay sürmüş.

Dünya bir araya gelmişler ve savaşmışlar. Başını İngilizlerin çektiği bu savaşın dert ne idi?. Dünya üzerinde hak batıl mücadelesi bitmedi bitmez. Üstelik batılı temsil edenlerde hak adalet birlikte yaşayalım gibi bir durum yok. Niye sevmezler tanımazlar ve güvenmezler. Müslümanlar her zaman şunu unutmamalılar Bizim gibi inanmayanlar, bizim gibi düşünmeyenler, bizim gibi yaşamayanlar, biz Müslümanların dertlerini derman olacağına beklemek ham hayaldir. “Hasta adam” Osmanlının boğazı sıkılırsa Müslümanlar başsız kalır ve elimize düşer diyorlardı. Bizde onları ayakta tutan değerleri yıkar yer altı ve yerüstü kaynaklarını yağmalayacaklar idi. Bu sebeple dünyayı oraya topladılar. Netice Çanakkale geçilmez oldu ecdadımıza minnet borcumuz var. Bu borç onların şehit olduğu davayı bilmek ve bu bilinç ile yaşamak. Sadaka nişanesi Şemsi Nenemiz var bizim.

Onun hayatını bir memur çocuğu anlatır 1954 yılında Sındırgı’dan Balıkesir’e geldik, babam memurdu. Alt katta ev sahibi yaşlı bir kadının oturduğu iki katlı bir evin üst katını kiraladık. Ev sahibine Şemsi Nene diyorduk. Yani ismi Güneş idi. Evlendiğinde 16 yaşında imiş. Evlendikten üç gün sonra kocası gönüllü ihtiyat zabiti yani yedek subay olarak Çanakkale’ye gitmiş. Nene, kocasının Çanakkale’den, cepheden kendisine yolladığı Şems’im, güneşim diye başlayan mektuplarını evinin duvarlarına ve pencerelerine yapıştırmıştı.

Her sabah bu silik, sararmış mektupları birer kere okur, her birini karşısında şehit kocasının ruhuna Fatihalar gönderir, diz çöker yarım bıraktığı yerden kocasına hatim indirirdi. Nene hiç sokağa çıkmazdı. Kocam giderken gençsin, güzelsin, ne olur ben gelinceye kadar sokağa çıkma. Gözüm arkada kalmasın, dedi. Nasıl sokağa çıkarım? diyordu. Yıllar sonra o evden cenazesinin çıktığını duydum. Bir gün Şemsi Nene’yi beyaz bir gelinlik giymiş, boynuna iri incilerle dolu bir gerdanlık takmış, odasının köşesinde duran, o zamana kadar hiç oturmadığı hiç görmediğimiz bir sandalye üzerine otururken gördük. Babam: Nene, nene pek süslenmişsin ya? diye takıldı. Nene acı bir gülümsemeyle şu cevabı verdi: Ben kocamla bugün evlendim.

Bu inci yüz görümlüğüm. Gelinliğimi giydim. Kocamı bekliyorum. Kocasıyla evli kaldığı üç gün boyunca nene gelinlikle sandalyede kocasını bekledi. Ömür boyunca öyle yaptığını öğrendik. Solmayan ruhu bu işte Nenede kendini göstermiş.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ÇANAKKALE
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları