etiler poyrazoğlu otomotiv

BUNLAR DA BENİM ABİLERİMDİ…

Tarık Barbaros Pilevne

26-01-2017


Yıl: 1968, aylardan Nisan, Karadeniz Ereğli Lisesi birinci sınıftayım; 4-B…

Kardeşlerim Oruç ve Sevda, daha üst sınıflardalar. 16 yaşın kavak yelleri, Karadeniz’in yosun ve kırların bahar kokusuyla birleşip, dershanenin açık penceresinden giriyor. Gençliğin “Çocuğum gel bakalım, Göztepe’ye çıkalım, sahile inelim, ne işin var bu dört duvar arasında, sıkıcı yerde!” çağrısına uyarak birkaç arkadaş okuldan kaçıyoruz. Biraz huzursuzum ama sanki bunu da denemeliyim. Lise yokuşundan inerken Muhsin Abi ile karşılaşıyorum. Bilenler bilir, bilmeyenlere tanıtayım; ERDEMİR mensubu ve lojmanlarda komşumuzdu, yakışıklı, mert görünümlü, karşısındakine güven veren bir “Ağır Abi” idi. Verdiğim selamı, mesafeli ama rahatlatan bir gülümseme ile aldı. Yaklaştım, biraz da yılışarak okuldan kırdığımızı söyledim bir ara. Bekliyorum ki; “Seni gidi kerata, hadi bakalım, iyisiniz” gibi delikanlıca sözler…

Oysa Muhsin Abi birden durdu, ciddileşti, kolumdan hafifçe çekerek diğerlerinden uzaklaştırdı. Kırıcı olmayan, yumuşak ama tok bir sesle: “Tarık bak, biliyorsun babanla aynı yerde çalışıyoruz. Onun sizleri okutmak için ne fedakârlıklara katlandığını en iyi bilenlerdenim. Senin böyle bir şey yapmaya hakkın olmadığını düşünüyorum, yanlış olmuş, bir daha yapma!”

Nasıl utandım ve bunu hiçbir zaman unutmadım…

Öykü 2: Yıl; 1973 veya 74, mevsim sonbahar olmalı, bitmeyen sersem ıslatanlardan biri yağmakta… Yüksel Yılmaz, arkadaşım Taşkan ve onun büyüğü Hüseyin’in ağabeyi. Bir akşam birlikte kulüpten çıktık, tesadüf olmalı, çünkü kendisini tanırız, severiz ama yaşıt değiliz. Yenice memur olmuşum, cebimde taksiye binecek param var. İkimiz de lojmanlara gideceğiz, yağmur altında yürüyoruz. Taksi durakları bu gün de aynı yerdeler; Belediyenin karşısında 56 Fordlar, Postanenin yanında ise Murat 124’ler… Fordlar eski, kimse binmiyor. 124’ler ise ışıldaklı, yeni, pırıl pırıl, müşterisi çok, vızıl vızıl... Ayaklarım onlara doğru gitti, Yüksel Abi anladı: “Gel, şu eski arabalara binelim, onlar da evlerine ekmek götürsünler…”

Nasıl etkilendim ve bunu hiçbir zaman unutmadım.

Öykü 3: Turgut Abi zayıf, kara yağız, boyluca, özü sözü bir, sesi gür. Fabrikada muhtemelen Formen… Akşamları boş bir toprak alanda futbol ve voleybol oynuyoruz. Bazen yetişkinler de katılıyor ama çoğunlukla lojmanların gençleriyiz. Turgut ve Doğan Yazıcıoğlu kardeşler, Aleattin Manav (merhum), Faik Korunmuş anımsayabildiklerim… Turgut Abi’nin bende iz bırakma nedeni iyi bir topçu veya voleybolcu olması değildi. (Zaten öyle de değildi) Bizi derleyip toparlıyor, spor ahlakını, centilmenliği, disiplini ve kurallara uymayı öğretiyordu. Daha önemlisi bütün bunları ders alır gibi değil, keyifli bir ortamda öğreniyorduk, arkadaşça, demokrat ve sevecen tavırlarla. Ortaklaşmayı, ekip olmayı, malzemeyi kullanmayı ve korumayı, buluşma sözü verildiğinde uymayı da ondan öğrendik. Voleybolda top çizginin üzerine düştüğünde, o topu vurana verir, içerde mi / dışarıda mı kararını ondan bekler ve bu karara herkesin uymasını sağlar, bizlerin özgüvenini, kişiliğini pekiştirirdi.

Sizleri hep hatırlayacağım; Muhsin Abi, Yüksel Abi ve Turgut Abi...

Söyleyin dostlar, bu hayat derslerini günümüzde hangi üniversiteler veriyor? O günün koşullarında kimse çok okumuş, bilgili, entelektüel insanlar değildi, bizler de öyle... Fakat onlar kendi doğrularını kırıcı olmadan, düzeylice çevresine ifade edebilecek sorumluluk duygusu, medeni cesaret ve üsluba sahiptiler. Belki bu yazdıklarım da çok önemli ve değerli şeyler değil ama yaşam denilen ve bir ömür boyu alın teriyle örülen duvarın önemli köşe taşları olduğunu sanıyorum. Rostand diyor ki; “Uygarlık insanın insana eklediği şeylerdir.” Günümüzün sığ, yavan ve sanal ilişkileri, başkalarına sunabileceğimiz, paylaşabileceğimiz değerleri yok ediyor, toplumu yabancılaşmaya, insansızlaşmaya götürüyor yazık ki!

Sevgiyle kalın.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - BUNLAR DA BENİM ABİLERİMDİ…
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları