etiler poyrazoğlu otomotiv
19 Temmuz 2018 Perşembe

BİR YAZAR, NİÇİN YAZAR?

Tarık Barbaros Pilevne

13-07-2017

...

Sonbahar uzun ve güzel geçti. Çardaklardaki yapraklar, kırmızının en son haline doğru ağır ağır, kızara kızara renk oyunları içinde, düşmeden evvel ne kadar sallanıp durdular.

...

Niyetim yazı yazmak bile değildi. Balığa çıkacaktım. On kuruşa kahve, yirmi kuruşa köylü cigarası içecektim. Kalemsiz kâğıtsız dağlara fırlayacak, balığa çıkacaktım. Yazmayacaktım.

...

Bir sabahtı. Kayık, hülyalarımdaki gibi balıktan dönmüştü. Çavelâlar vapura verilmişti. Şimdi ağları denize çarpa çarpa yıkıyorlardı. Balıkhanede hiç tutmayan, fiyat bile verilmeyen on, onbeş dülger balığı kayığın küpeştesinde hala canlı, ince zar gibi kanatlarıyla titreşiyorlardı. Biraz sonra işlerini bitirmiş olacaklar, hepsi orta parmaklarına birer dülger balığı takarak çekip gideceklerdi. Umduğum gibi dülger balığı çorbası çok evlerde tütecekti.

Kayığı temizleyenler sekiz kişiydi. Yedisi bizim adadandı. Sekizinci zayıf, sarı, hatalıklı adamı hiç görmemiştim. Ne kadar dostça, ne kadar içten bir sevgi ile çalışıyordu.

Balığın bol çıktığı zaman, dışarıdan da insanlar gelirdi. Dışarıdan ırıba katılanlar pay almazlardı. Irıp tayfası ile reis, gönüllerinden ne koparsa o kadar balık verirlerdi. O adam da bir dülger alabilmek, bu balığı hak edebilmek için elinden geleni yapıyordu.

Nihayet iş bitti. İki büyük dülger balığını reis kıçaltına attı. Tayfalardan birine: “Bunu bize götür, ötekileri pay yap, dedi.”

Üçer tane alanlar oldu. Dışarıdan gelen, bir tane versinler, diye bekledi. Yüzünde tatlı bir gülümseme ve çalışmaktan doğabilmiş hafif bir kırmızılık vardı. Bu kırmızılık, pay dağıtanın elinde tek balık kalıncaya kadar yanağında durdu. Sonra birdenbire uçtu. Yüzündeki gülümseme önce tehlikeli bir halde dondu. Sandım ki böyle, bütün ömrünce böyle donuk bir tebessümle kalıverecek adam. Etrafına bakındı. Kendine bakan birini gördü. Gülümseme birdenbire yüzünde bir meyve gibi çürüyüverdi. Gözleri hayretle büyüdü. Son balığı, kayıktaki adam rıhtıma fırlatmıştı. İki adım attı. Elini balığa doğru uzatmak üzere eğildi. Ama ötekilerden, başparmağına irisinden bir tane dülger balığı takmış birisi, kocaman çizmeli ayağını balığın üstüne bastı: “Ne o hemşerim? Dur bakalım, dağdan gelip bağdakini kovmayalım.”

Adam elini çekti. Bir şey söylemedi. Söyleyecek halde değildi. Rıhtım kahvesine doğru yürüdü. Bir iskemleye çöktü.

...

Söz vermiştim kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum, canım sıkılınca küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum, sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.

Haritada Bir Nokta / Sait Faik ABASIYANIK

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - BİR YAZAR, NİÇİN YAZAR?
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları