etiler poyrazoğlu otomotiv

BİR DOSTLUĞUN ANISINA

Tarık Barbaros Pilevne

02-02-2017

İstanbul otobüsü, mola yerinden erken ayrılır ve bir yolcusunu, soğuk ve sisli bir Düzce akşamında orta yerde bırakır. Kastamonu’nun bir ilçesinde öksüz ve yetim büyüyen delikanlı, gayretli ve başarılı bir öğrencidir. Yakınlarının desteğiyle liseyi bitirmiş, amcasının cebine koyduğu kısıtlı bir yol harçlığıyla üniversite sınavına girmek üzere yola çıkmıştır. O anda orada bulunan birileri, yalnız ve çaresiz çocuğa akıl verir. Bir jeep şoförüyle konuşulur ve ücretin otobüsten alınacağı varsayımıyla anlaşılır. Zorlu bir takipten sonra otobüse yetişirler. Ancak, ortaya bir sorun çıkar. Şoför, olayda yolcuyu suçlayarak jeep şoförüne para vermez. Öğrenci olduğunu, sınava gittiğini, mevcut parasının sınav harcı, otel ve dönüş için ancak yeteceğini anlatsa da, fayda etmez. Ortam sertleşip tansiyon yükselince, jeep’in kirasını çaresiz kendisi çıkarıp verir. Otobüse biner, arka sıralardaki koltuğuna oturur ve yoluna devam eder. Başını cama dayayıp, bir daha ele geçmeyecek bir öğrenim şansını yitirdiğine yanan, üzülen, suskun ve incinmiş delikanlının yanına, bir zaman sonra bir kız çocuğu yaklaşır. Küçücük elleriyle bir avuç para uzatır ve “Cebini aç, bu paralar senin” der. Bir anda şaşıran genç adam parayı almak istemez. O anda koltuklarından başlarını uzatan birçok insan, içtenlikle ve bir ağızdan; “Al oğlum al, aramızda topladık” derler.

Sınava girer, İstanbul Üniversitesi, Orman Fakültesi’ni kazanır ve bitirir. Onunla, staj döneminde tanıştık, uzun süreli ve sarsılmaz bir dostluğun temellerini attık. Bu anısını, doyumsuz sohbetlerimizden birinde anlatmış, beni duygulandırmıştı. Armağan ettiği “Madenci” heykelciğini ve Ereğli Orman İşletme’sinden ayrılış mesajını hala saklıyorum:

Değerli çalışma arkadaşlarım,

Zonguldak Orman İşletmesi’ne atanmam nedeniyle aranızdan ayrılıyorum. Karadeniz Ereğli’sinde sekiz yıl süren ormancılık hizmetlerim sırasında, seçkin ve verimli kayın ormanlarının yeşil bir manto gibi örttüğü; Göktepe, Çillertepe, Yongalıktepe, Dikmentepe, Bacaklıyayla, Dokuzdoruk ve Kızıltepe’ye, orman köylümüz, işçi ve memurlarımızla çıktım. Bu yükseltilere bakarak, yolumu ve yönümü tayin ettim. Yine bu tepelerde, sürünerek gelen yılanlara ve uçarak gelen kuşlara rastladım. Bense buralara yürüyüp terleyerek ulaştım. Bundan dolayı da üstün bir mesleki haz duydum.

...

Halktan yana, dürüst ve özverili çalışmalarına rağmen birkaç sürgün daha yiyince, Orman Teşkilatından ayrıldı ve Türkiye Taş Kömürleri İşletmesine (TTK) geçti. Zonguldak’ta ailecek ziyaret etmiştik ve bizi Üzülmez’deki lojmanında ağırlamıştı. Bodrum’daki devre mülküne gidip gelirken Denizli’ye uğrardı. Merhametli, kişilikli ve dost canlısıydı. Bir sabah, bir tanışımız telefonla acı haberi ulaştırdı. Zonguldak rıhtımında, ceketinin üzerine bir veda notu bırakıp kendini sulara bırakmış ve intihar etmişti. İşiyle, sağlığıyla ilgili sıkıntı ve sorunları vardı.

Otobüste toplananın bedelini, bu topluma ödediğine inanıyorum,

Ama böyle bir ölüm, ona hiç yakışmadı.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - BİR DOSTLUĞUN ANISINA
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları