etiler poyrazoğlu otomotiv

BİR DEĞERLENDİRME

Mustafa Örki

17-06-2017

“Gerçek müminler o kimselerdir ki, Allah’a ve Resulüne iman ederler, sonra da asla şüpheye düşmezler, mallarıyla canlarıyla Allah yolunda cihad ederler. İşte onlar özü sözü doğru olanların tâ kendileridir.”49, 15. Ramazan ayı öncesi ve sonrasını değerlendirmemiz gerekiyor. Ne idik? Nasıldık? Ve sonra nasıl olacağız? Ramazan ayı içinde dini yaşantımızda diğer aylara göre bir farklılık dikkat çekicidir. Bir kesim var ki, onlar inancı gereği elinden geldiği kadar yaşama gayretinde olanlar var. Bir kesim kardeşimizin dini değerler diye bir derdi yok. Ramazan gelmiş gelmemiş hiç umurunda değiller yok sayıyorlar. Görmedik, duymadık haberimiz yok diyorlar âdete. Bu kardeşlerimiz için dua edeceğiz, ediyoruz. Bir kesim var ki, anlamakta zorlanıyoruz, Ramazan ayının ilk haftası camiler teravihler de dolu, gündüzün eh işte. İlk hafta sonra işler değişiyor, Teravih namazında sayı üçte ikisi yok. Bu durum kadir gecesine kadar devam ediyor. Kadir gecesi ve bayram namazında cemaat camilere sığmıyor. O günün öğle namazında ise bir iki ilave hariç Ramazan öncesi duruma dönüyoruz. Niçin? İbadet azlığı ciddi bir durum, az ibadet yeterli midir? Böyle mutlumu yüz? Rabbimiz bizden böyle bir kulluk mu bekliyor? Böyle mi olmasını istiyor? Bu dini bizi tebliğ eden böyle mi yapmış? Hakiki mutluluk ve sekine bu mu? Hayır. O zaman teşhis ve tedavi gerekiyor. Âlimlerimiz derler ki; Bu bir hastalıktır ve tedavi edilmesi gerekir Fuad kalbin en yoğun halini ifade eder duyma düşünme, inama gibi yeteneklerini içine alır. Bir yanlış anlama ve hastalık var, kısaca İman zayıflığı, amel eksikliği ve bir ciddiyetsizlik var. Ve durum yüzünden amellerimizin kalitesizliği artıyor. İbadetleri yaparken isteksiz mi oluyoruz? Tüm ibadetlerin dış kısmı serttir ama içi ve sonrası tatlıdır. İbadetleri bir adet, gelenek olarak değil şuurla yapmalıyız. Şuur kelimesini inceliklerini iyice idrak etmek, hoşça tanımak diye tarif etmişler. Bir başka husus yaptığımız ibadetlerin kıymetini ve değerini tam anlamak anlamaya çalışmaktır. Yaptığımız ibadetten kim istifade edecek? Allah’ın ihtiyacı olmadığına göre bizim ihtiyacımız var. Bulunduğumuz ortamlar manen çok kötü olabilir haramların çok işlendiği bir yerde ruhumuz rahatsız olacağı için ibadetlerden zevk alamayabiliriz. Hasta bir insan yediği ve içtiği şeylerden tam zevk alamaz. Örneğin dili yaralı olan biri yediği yemeğin tadına ve lezzetine varamaz. İnanç zayıflığımız var, sanki Allah affetmek mecburiyetinde gibi, bize bir şey olmaz gibi anlayışlar iman zayıflığını işaret eder. O halde kendimizi bir an evvel yanlış bilgi anlayışından kurtararak tedavi etmeliyiz. Zamanla işi ciddi almayışımız ile günah işliyoruz ve kalbimiz ve ruhumuzu yaralanıyor bu durum devam eder ise hastalanmamız mümkün. Bu sebeple ruhun gıdası olan ibadetleri yaparken tam zevk alamıyoruz. Hasta insan yediği gıdalardan zevk alamaz, ama yine de yemeye ve içmeye devam eder. Çünkü gıda almaya mecburdur. Biz de ibadetlerimizde zevk almasak da devem etmeliyiz. Çünkü ruhumuz gıdaya muhtaçtır. İnşallah zamanla zevk almaya başlayacağız ve yaptığımız ibadetlerde biz günahlardan koruyacaktır. Cihat etmek var gücü ile Allah yolunda olmaktır, ibadetlerde bile bir düzeye çıkamayan Allah yolunda canın yongası olan malı nasıl verisin? Canı nasıl versin?

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - BİR DEĞERLENDİRME
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları