etiler poyrazoğlu otomotiv
19 Temmuz 2018 Perşembe

BİR BAHAR GÜNÜYDÜ

Tarık Barbaros Pilevne

23-03-2017


İnsanı insan yapan değerler, sevgi ve hoşgörüdür. Birbirimize sunacağımız kır çiçekleridir sevgilerimiz, reyhanlı kekik kokulu bir yayla yelidir hoşgörümüz. Ben bu sıcaklıkları yaşadım o gün...

Sandıraz dağlarının eteklerinde yol alıyorduk. İki yanımızdan sayısız, biçim biçim, irili ufaklı ağaçlar akıyordu. Önümüz ardımız, ağaca çalıya fidana kesmişti sanki. Çam dallarının uçlarından fışkıran taze yeşil bahar sürgünleri koyu mavi gökyüzüne uzanıp, Bereket Tanrısına yakarır gibiydiler. Sarılı morlu kır çiçekleri, otların çayırların arasından başlarını çıkartıp merakla bu cümbüşlü yeryüzünü izliyorlardı. Yamaçlarda eriyen kar suları, ilkyaz güneşinin ılık kucağında yudum yudum derecikler oluşturuyordu. Yolun alt yanında akan Deliçay, her zamankinden daha coşkun ve telaşlıydı. Dar ve çamurlu orman yolu kıvrımlarla Akçay vadisine iniyordu. Yolun üzerine kış yağmurlarıyla yamaçlardan kopan irili ufaklı taş ve kaya parçaları düşmüştü. Sabahtı, doğa yaradılışın şehvetli sancısını duyuyordu. Ege’nin milyon yıllık güneşi henüz kendisini yeterince anlatamıyordu ama toprak tütüyordu...

Az ileride onu gördük, durduk, aracın içine atladı. Gençti, kara yağız ve iri yapılıydı. Omzunda kirli bir yorgan, ellerinde ucuz naylon çantalar vardı.

“Merhaba, nereye böyle?”

“Gökdere Köyü’ne.”

“Hayrola sabah sabah?”

“Elimizden bir kaza çıktı, damda yatardık birkaç aydır.”

“Geçmiş olsun.”

“Sağol, köyde Mustan dayımın oğlu evleniyordu. Sarhoştum, hemi de sevdalı. Köy yerinde adet olmuş ya, düğün dernekte silah atmak. Gafletime geldi, yere doğru çaktım çifte kırmayı. Kör yanımda Mehmet Ali dinelirmiş, ne deyelim, takdiri İlahi! Bacağını kestiler, ama masarifini gördüm, koltuk değneği de alıverdim. Lakin Devlet Baba koyuvermedi, kesti cezamızı, attı mahpushaneye. Çok şükür, günümüzü tamam eyledik, nasip olursa ocağımıza kavuşuruz az sonra...”

“Kavuşuruz ya, Mehmet Ali'nin yüzüne nasıl bakarım bilmem. Çok koyun güttük, ava gittik birlikte. Gurbette, Nazilli yanında pamuktaydık en son. Bu güz evereceklerdi onu, keşke...”

Sustu, huzursuzlandı, biz de konuşmadık.

Az sonra Gökdere köyünün makasına ulaştık. İri cevizin gölgesindeki çeşme yalağında bir karaltı oturuyordu. Yaklaşınca durduk, yol arkadaşımız indi, aracımız hareket etti.

Baktım, bekleyen adam kalktı. Yaslanarak doğruldu, bir bacağı yoktu. Yolcu ona yaklaşınca durakladı, bir süre öylece bakıştılar. Sonra iri ellerini diğerinin omzuna koydu, sarıldılar, omuzlaşıp köye doğru yürüdüler. Yamaca yaslanmış seyrek ve ahşap evlerin yorgun çatıları üzerinde tek tük bacalar tütüyordu. Yol boyunca günlük ağaçlarının narin dalları suyu okşuyor, ağırbaşlı bir Balıkçıl güvenli adımlarla dere yatağında ilerliyordu. Geveze çalıkuşları heyecanla çevrede uçuşurken, bütün bunlar beni mutlu ediyordu.


YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - BİR BAHAR GÜNÜYDÜ
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları