etiler poyrazoğlu otomotiv

BİR BAĞIMSIZLIK VE ULUSAL ONUR ÖYKÜSÜ: ESKİŞEHİR CER ATÖLYESİ VE İMALAT-I HARBİYE

Tarık Barbaros Pilevne

26-10-2017

Yıl 1957, Gençlik Parkı bir bayram yeridir. Her şeyi ile Eskişehir Cer Atölyesinde üretilen iki küçük buharlı lokomotif, “Mehmetçik” ve “Efe”, hem Ankara’yı, hem de Eskişehir’i sevince boğar. 1750 metrelik bir güzergâhta, Havuzbaşı ve Esmen adı verilen istasyonlar arasında 20 km/saat hızla gidip gelen ve bugün belli bir yaştaki Ankaralıların mutlulukla ve çocukluk heyecanlarıyla hatırlayacağı iki küçük buharlı lokomotif, Eskişehir Cer Atölyesinin gururunu ve büyük lokomotifleri de üretebilmenin umudunu taşır.

Lokomotiflerden her biri yaklaşık 50.000 liraya mal olmuştur ve her parçası fabrikada imal edilmiş, tamamı Türk yapısı lokomotiflerdir. Bu iki küçük trenden yıllar önce, bu emektar ve üretken demiryolu atölyesinde buharlı lokomotifin “kalbi” sayılan “buhar kazanı” üretimi de başarılmıştır. Bu atölyede üretilen ilk buhar kazanının çeliğine alnının terini katmış 1911 doğumlu emekli “Cer” işçisi Sabri Altınkap, 1994 yılında 83 yaşında iken o günlerin heyecanını ve gururunu şöyle anlatır: “Efendi, buhar kazanı bu, buhar kazanı! Yani makinenin kalbi! ‘Cer’ ne demektir bilir misin? ‘Cer’ kuvvet (lokomotifin çekiş, çekme gücü) demektir. Cer Atölyesinde ‘Cer’in kendisini yapacağız şimdi anlayacağın. Ben on altı yaşındayım, “kazan” lafı duyuldu ya mahallede, Odunpazarı’nın arkasında oturuyoruz o sıra, yetişkin usta muamelesi yapılır oldu bana. Buhar kazanı bu efendi! Üstünde Grup (Krupp) yazmıyor, Tüsen (Thyssen) yazmıyor, Cer yazıyor Cer!” Cer “kuvvet” demektir ama aynı zamanda onu üreten fabrikanın ismidir; aynı zamanda başarabilmenin gücü demektir, Cumhuriyet demektir, bağımsızlık demektir ve geleceğe umutla bakabilmek demektir o kuşağın gözünde. ‘Bak efendi, şu parmağı görüyor musun? 26 yaşımdan beri bükülmez. Nedendir bilir misin? Erzincan’ın Mercan kasabasında, Nenehatun demiryolu köprüsünde perçin çakarken kırıldı.

Kaynadı ama böyle kaldı. O yıllar memleketin dört bir yanına saldılar bizi. Eskişehir Cer dedin mi duracaksın; ustasının, çırağının, müdürünün ve mühendisinin elinden gelmeyen yoktur. Memleketin demiryollarının her bir santiminde alınterimiz var bizim.’ Aydın Engin, “Çarklardan Çiplere” adlı eserinde, Eskişehir Cer Atölyesi’nin Milli Mücadele ve daha sonraları Cumhuriyet için önemini anlatır: “Batı Cephesi Komutanı Miralay İsmet Bey; ‘Elimizde yedi adet 15’lik top vardı. Bunları muhtelif depolarda terk edilmiş olarak bulduk. Lakin işe yaramadan, sadece boru olarak duruyorlardı çünkü kamaları alınmıştı.

Eskişehir Cer Atölyesinde kamaları yapıldı. Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruzda kullanıldı’ İsmet Paşa’nın anlatımını, Atölyenin ustalarından Ahmet Akar tamamlıyor; ‘İmalat-ı Harbiye’den iki genç subay geldi, torbalarından işçi tulumlarını çıkardılar ve şahmerdanın başına geçtiler…’ Vagon aksları bu şahmerdanla dövülür, sonra torna tezgâhında oyulur, böylece kamalar üretilir, kamalar toplara takılır ve Eskişehir ovasında ilk denemeler yapılır. Ahmet Akar, denemenin sonucunu o günlerin heyecanıyla şöyle aktarır; ‘Eskişehir ovasında top salvoları yankılanırken gözyaşlarımız sel gibi aktı, mükâfatımız sevinç gözyaşları oldu.’ İş yoluna girer, top kamaları için seri üretime geçilir.

Ancak ilerleyen Yunan kuvvetleri 20 Temmuz 1921’de Eskişehir’e girer, Eskişehir Cer Atölyesi bir kez daha yabancı ellere geçer. Ama o şahmerdan, torna tezgâhları, vagon aksları ve tabii ki ustalar çoktan Ankara’nın yolunu tutmuşlardır. Onlara Ankara’da süvari kışlasında yer gösterilir. İlk işleri ahırlardaki at pisliklerini temizleyip yerlerin düzeltilmesi olur. Ardından itinayla şahmerdan, torna tezgâhları ve diğer alet edevat yerleştirilir ve kapıya elle yazılmış bir tabela asılır: “Eskişehir Cer Atölyesi.” Cer, yuvasına kurtuluştan sonra, 2 Eylül 1922’de döner ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü’ne bağlanır.

Genç Cumhuriyet’in büyük atılımı için çalışmaya başlar; yurdu demir ağlarla örmek yolundaki kutsal çabayı üstlenir. 1925’te 500 dönüme ulaşan bir arsa üzerinde ardı ardına atölyeler kurulmaya başlanır. Vagon ve özellikle lokomotif montajı yapacak ‘montajhane’, buharlı lokomotifler için kazan üretecek ‘kazanhane’, dişli ve tekerlek üretimi için ‘çarkhane’, köprü, makas, kantar, yol güvenliği için araç gereç üretecek atölyeler, hepsi iki yıl içinde kurulur ve faaliyete geçer. Bu tesisi önemli kılan diğer bir özelliği de Cumhuriyet’in ilk ve uzun dönem tek ağır sanayi kuruluşu olmasıdır. O yıllarda okul kitaplarında Eskişehir Cer Atölyesi için “ağır sanayi tesisimiz” ifadesi kullanılmakta idi. TCDD personeli olarak on yıl hizmet veren babam Selim Sabit Pilevne’yi ve yakın tarihimizin bu isimsiz sanayi kahramanlarını saygıyla anıyorum. (Tarık Barbaros Pilevne)

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - BİR BAĞIMSIZLIK VE ULUSAL ONUR ÖYKÜSÜ: ESKİŞEHİR CER ATÖLYESİ VE İMALAT-I HARBİYE
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları