etiler poyrazoğlu otomotiv
19 Eylül 2018 Çarşamba

BEN KURT YAVRUSUNUN ACIKMASIYIM

Tarık Barbaros Pilevne

21-12-2016


Biz topraktanız ve ona aitiz. Ey Dünya Ana, üzerinde attığımız her adım kutsal olmalıdır. Her adım bir dua olmalıdır. / Black Elk - Sioux Kızılderili’si

Afrika, Asya, Amerika ve Avustralya yerlilerine, “Doğa Halkları” adı verilir. Bu halkların yaşam ilkeleri arasında; toprak üzerinde mülkiyet talep etmemek, büyük aile kavramı, doğayla barışıklık, evrensel ve bütünsel bir tanrı tasarımı ve ruhsal bir derinlik yer alır. Kendisini doğanın sahibi değil, bir parçası olarak tanımlayan toplumlar; toprakla, suyla, gökyüzü ve rüzgârla özetle tüm evrenle bütünleşen bir dünya görüşünü benimsiyorlardı. Amerika yerlilerini araştıran Friedrich Abel şunları söylüyor: “İnsan kendisi ile dünya arasındaki uyumu hissedebilirse, yeniden doğar. Doğadaki şeylere yaklaşmalı, yakınlık aramalı ve onların yanında kalmalı. O zaman evreni kendi evi gibi görür insan. Ona ait olduğunu bilmekle kalmaz, tüm bedeni ve ruhu ile duyumsar onu. Bu yapıdaki bir insan dünya ile özdeşleşerek, bir bütün olarak yaşar. Bu özdeşleşmeden dolayı insan dünyadan korkmaz, çünkü tüm dünya onun evidir. Bu insanın dünyasında öncelik yerine denge, egemenlik yerine uyum vardır.”

Bir Novajo türküsü, “Dağlar dünyayı sarar ve uyum yayılır yamaçların üzerine” der ve devam eder:

Ben bir tüyüm açık gökyüzünde

Ben düzlükte koşan o mavi atım

Ben parlayan ve suda çırpınan o balığım

Ben çayırların sevinci akşam güneşiyim

Ben rüzgârla oynayan bir kartalım

Ben ışıldayan damlalardan bir güvercinim

Ben en uzak yıldızım

Ben sabahın serinliğiyim

Ben yağmurun gürlemesiyim

Ben karlı bir yamaçtaki pırıltıyım

Ben ayın göl üzerindeki yansımasıyım

Ben dört renkli bir alevim

Ben alacakaranlıkta kaybolan bir geyiğim

Ben kurt yavrusunun acıkmasıyım

Ben bunları saran rüyayım

Ben dünya ile iyi ilişkiler içindeyim

Ben güzel olan her şey ile iyi ilişkiler içindeyim

Anlıyor musun - ben yaşıyorum, ben yaşıyorum

“Ve Tanrı onları kutsadı ve onlara dedi ki; üreyin ve çoğalın, dünyayı doldurun ve emrinize sokun. Denizdeki balıklara ve gökyüzünün kuşlarına, sığırlara ve dünyadaki kıpırdayan tüm hayvanlara hükmedin.” - Musa 28 / Tevrat

Doğaya egemen olmayı buyuran düşünce tarzı ile desteklenen bu görüş ise; doğanın ruhsuz olduğunu, kutsal olamayacağını öne süren emperyalist Yahudi - Hıristiyan geleneğinin ürünüdür. Burada belirginleşen, farklı kültür yapıları ile biçimlenen evrene bakış açılarının, büyük ölçüde bağdaşamaz olduğudur. O halde, insanın evreni algılayışını geliştirmesi ve onunla olan ilişkilerini düzenlemesi gerekir. “Tanrı taşta uyur, çiçekte rüya görür” anlayışı ile biçimlenen Kızılderili dünya görüşünü kavramamız zor olmayabilir. Çünkü bizler tasavvuf geleneğine uzak değiliz. Yaratılanın Yaradan’ın bir parçası ve her şeyin birbiri ile bağlantılı olduğuna, doğa ilişkilerinin duyarlı bir denge gerektirdiğine ve dünyevi olanların geçici olduğuna inananlardanız…

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - BEN KURT YAVRUSUNUN ACIKMASIYIM
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları