etiler poyrazoğlu otomotiv
11 Aralık 2019 Çarşamba

BANA DÜŞEN GÖREV NEDİR?

Mustafa Örki

21-11-2019

İlk nazil olan sureler içinde Müddessir suresinin ilk ayetleri olduğunu Hz. Ayşe validemizden gelen rivayetten öğreniyoruz.” Kalk uyar/kendini ada” Vahyin gelişi ile beraber halim selim kendi halindeki insan gidiyor 23 yıl durmadan kendisine verilen risalet görevini yerine getirmek için gece-gündüz gayret ediyor.

Hz. Muhammed sav biliyor ki bu görev zor ama bir o kadar değerli. İnsanların bu güzelliği bilmeleri ve yaşamaları gerekiyor. Bu bir şeref Rabbinden kendisini sevenden geliyor O güvenilir biri, vahyi test etmek mümkün. Sözün şiir olduğu şairlerin çok olduğu bu coğrafyada bu gelen yani vahiy “Sözler” beşer sözü olamaz.

Kısa ve öz olarak söylersek inanmış güvenmiş risalet görevini yerine getirmek için çalışmıştır. Biz başarıyı elde edebilir miyiz? Daha önemlisi mutlu olabilir miyiz? Neden olmasın? Ne lazım? Doğru bilgi samimi inanç sonra yol azığı ibadetler ki bunlar iç kuvvettir. Sonra hedefe doğru yürümek, çalışmadan asla olmaz.

Son yüzyılın yüz akı insanlarımızdan biridir O Aliye İzzetbegoviçtir, O’nun hayatından bir kesit.

Aliya genç yaşında cezaevine düşmüştür, dava arkadaşları Aliya içerideyken İslami faaliyetlerini en olumsuz şartlarda sürdürmeye gayret ederler. Bir akşam teşkilat merkezinde oturum halinde, çalışmalarını istişare ederlerken… Oturum uzamış, ilerleyen bir saatinde teşkilat merkezinin kapısı çalınıyor içerdekiler tedirgin… “kim olabilir ki?”, “Yoksa yeni bir polis mi?”

Aliya’nın yakın dava arkadaşları Hasan ve Halit’in kapı tıklamasına tepkileri çok farklı…“Tedirgin olmamıza gerek yok, bu kapı tıklaması Aliya’nın kapı tıklamasına benziyor.”“Ama Aliya cezaevinde nasıl olabilir? “Biz Aliya’yı kapı tıklamasından tanırız.”

Ve kapıyı açtıklarında karşılarında Aliya İzzet Begoviç’i görürler… İki yıllık bir cezaevi sürecinden sonra salıverilen Aliya, bir kamyonun arkasına atlayıp Saraybosna’ya geliyor…

Gecenin o saatinde ilk gittiği adres ailesi değil, Dava arkadaşlarının buluşma merkezi olan Mladi Müslümani teşkilatının kapısı oluyor… Ve öylesine yüce bir kardeşlik kıvamı var ki, birbirlerini kapı tıkırtısından tanıyabilecek kadar kaynaşmışlar… Kurşunla kaynatılmış duvar misali…

Üç buçuk yıllık Bosna direnişinin nerede, nasıl mayalandığını şimdi daha iyi anlıyorum… Balkanlardaki İslami uyanışın temelinde işte bu samimiyetler bulunuyor… Teşkilat merkezindeki dava arkadaşları Aliya’ya sorarlar:“Niçin acele ettin, yarın da gelebilirdin?” Aliya, kardeşlerine sarılır ve sorumluluğun zirvesinde bir şuurla şu soruyu sorar:

“Bugün cezaevinde çıktım, bana vereceğiniz görev nedir? Onu öğrenmeye geldim.”Evet, bir derdi, bir davası olanların mutlaka kendilerine sormaları gereken soru: “Bana düşen görev nedir?”Hangi özellerimizi öteleyip, davayı nasıl öncelememiz gerektiğini kendimize sorma vakti… Hayat ve hareketin hakikati hamasette, edebiyatta değil bu soruda saklı.

Yolu Saray Bosna’ya yolu düşenler onun kabrini ziyaret edebilir, ama asıl mesele onun görev aşkını anlayışını taşımaktır. Evet, her bir Müslüman’ın bugün vazifeleri var, yaşlısından gencine, kadınından erkeğine. Neden mi çünkü biz Hz. Muhammed As izleyicileri arkasından gidenleriz. Onun mirasını sahip çıkanlardır.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - BANA DÜŞEN GÖREV NEDİR?
Mustafa Örki - Diğer Yazıları
Bütün Mustafa Örki Yazıları