etiler poyrazoğlu otomotiv

BANA BİR MASAL ANLAT BABA

Tarık Barbaros Pilevne

19-04-2018

Bana bir masal anlat baba
İçinde denizler balıklar,
Yağmurla kar olsun / Güneşle ay...

Bana bir masal anlat baba
İçinde bütün oyunlarım,
Kurtla kuzu olsun / Şekerle bal...

Anlatırken tut elimi
Uykuya dalıp gitsem bile
Bırakıp gitme sakın beni...

Bana bir masal anlat baba
İçinde tüm sevdiklerim
İçinde İstanbul olsun…

Herkesin babasıyla ilgili anlatacakları vardır elbet. Ben de siyah beyaz bir fotoğrafın eşliğinde paylaşmak isterim sizlerle, aklımdan yüreğimden geçenleri. Öykünün adı da şöyle olsun; “Babamın Güçlü Kolları” Çocuk nahifliğiyle, bakışıyla bütün babaların kolları güçlü kuvvetlidir, öyle anımsarız. Kucaklamaya, sarmaya, korumaya hazır o kollarda güven ve huzur buluruz. Yaşamın sarp yokuşunu o kocaman, kıllı ve damarlı erkek elleri sıkıca tutarak tırmanmaya başlarız. Soluğumuz daraldığında ve şanslıysak, o sıcak ellerin, güçlü kolların sırtımızdaki yumuşak temasını hisseder, yolumuza devam ederiz.

Hacettepe, “üniversite”den önceki haliyle semt, bir “mahalle” idi. Ankara’nın yerli geleneğine uygun; mutaassıp, komşuluk ve dayanışma kültürü yüksek, insan ilişkilerinde kabadayılık raconlarının geçerli olduğu, kendine özgü namus ve ahlak anlayışı olan bir sosyal dokuya sahipti. Genelde, yoksul ve dar gelirli ama paylaşmasını bilen bir yapıydı bu. Çocukluğumun geçtiği bu yerde Erzurumlular Kıraathanesi vardı ve halen duruyor. Mahallenin toplumsal yaşamının merkezini oluşturan birkaç kahvehaneden biriydi. Yedi – sekiz yaşlarındaydım, babamla birlikte buradan geçiyorduk; ben birkaç adım önde yürüyordum. Az önümde benden küçük bir çocuğun yere kapaklandığını gördüm. Yardım etmek, onu kaldırmak için koştum, üzerine eğildim. O sırada iri yarı, esmer, bağrı açık ve sert görünümlü bir adam, silkeleyerek kolumu tuttu ve kocaman tokadını bana kaldırdı. Çocuğunu iterek benim düşürdüğümü sanmıştı, kızgındı. Suratıma inecek darbeyi beklerken gözlerimi kapadım, soluğumu tuttum; bir an öylece kaldım ama hiç bir şey olmadı. Gözlerimi açtığımda baktım ki, Babam; o güçlü, kaslı kolları ile adamın bileğini havada yakalamış, kavgaya hazır bekliyordu. Bir yandan da efendice ama sinirli bir sesle olup biteni anlatıyordu. Kahvehaneden tanıdık birkaç kişi çıktı, bizi arkaladı. Adam çocuğunun elinden tutup uzaklaştı özür de dilemedi.

Sonra, yuvadan ayrılana dek, hiç bırakmadım babamın ellerini…

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - BANA BİR MASAL ANLAT BABA
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları