etiler poyrazoğlu otomotiv

AYBÜKE OLMAK…

Tarık Barbaros Pilevne

15-06-2017

Atamanız çıktığında önce sevinç kaplar içinizi, sonra utangaç bir tedirginlik. Yine de kısıtlı aile bütçesiyle yemeyip içmeyip sizi okutan, hayata hazırlayan ailenizle, yakınlarınız ve arkadaşlarınızla paylaşırsınız bu mutluluğu. Harita ve yol durumunu araştırırsınız gideceğiniz bu Güneydoğu ilçesinin… Orayı bilen, gidip gelen insanlarla konuşursunuz. Çoğu kulaktan dolma bilgiler, “hayırlı olsun”lara karışır; genellikle moral vermeye çalışır insanlar. Hazırlık başlar, memur kıyafetleri seçilir daha çok, ağırbaşlı; yeni valizler alınır. Genellikle uçak tercih edilir yolculuk için. Batman havaalanı askeridir. Aprona indiğinizde güneş yanığı silahlı askerlerin arasında ilerler, terk edersiniz havaalanını. En yakın taksiye ulaşmak için yürürken bir kez daha dönüp bakarsınız; artık geride kalmıştır Devletinizin binaları ve koruma gücü. Siz, ellerinizde valizlerle yalnızsınız ve Güneydoğu gerçeğiyle başbaşasınız. Taksiciyle konuşmayı başlatan siz olursunuz; genç ve sakallıdır, pişkindir, sizi rahatlatmaya çalışır. Batman otogarına geldiğinizde daha önce duymadığınız, anlamadığınız bir dilde konuşuyordur herkes. Türkçenizi duyamazsınız artık; daha doğrudan etkilenir, gerilirsiniz. Bilmediğiniz bu yerde, dilini bilmediğiniz bu insanlarla bir süre birlikte olacaksınız… Yine de kolay anlaşırsınız otogar esnafıyla, onlar tanır sizin gibileri. Gideceğiniz ilçenin minibüsünde insanlara bakarsınız usulca; şoför Kürtçe bir kaset koyar, hüznün ve neşenin harman olduğu… Bir süre sonra alışırsınız, hatta seversiniz bu ritimli ezgileri. Yol boyunca tepelerde küçük, yığma taştan yapılar görürsünüz, Türk bayraklı; korucu kulübeleridir, yanınızda oturan babanızın elini daha sıkıca tutarsınız...

Araçtan indiğinizde sizi ağaçsız, yolları bakımsız, çöp toplama sistemi olmayan iki üç katlı binalardan oluşan bir yerleşim karşılar. Geldiğiniz yerlerdeki yeşillik, canlılık, parklar ve banklar yoktur. Çatılarda devasa çanak antenler dikkatinizi çeker; Öğretmenevine sığınırsınız. Müdür dâhil çalışanlar oralıdır, hizmet ve alaka; şöyle böyle. Orada fazla kalmanıza izin vermezler; hem pahalı gelir, kiralık bir ev bulmak gerek... Tesisin yemekhanesinde, çay salonunda sizin gibi yeni atananlarla tanışmaya, ortak yönler bulmaya, anlaşmaya çalışırsınız. Nitekim memleketliniz, yakın gördüğünüz biri veya birileriyle aynı evde kalmak için yer bulmaya çıkarsınız, bulursunuz da... Çarşıdan bir çekyat, elbise dolabı, ucuz perdeler, tabak-çanak gibi eşyalarla, belki bir elektrik sobasıyla evde size ayrılan odanızı düzersiniz; şöylece bakarsınız, beğenirsiniz. Bu küçük odada ilk kez ailenizden, baba ocağınızdan ayrı geçecek günleriniz, gecelerinizle hayatınızın bundan sonraki bölümünü hazırlayacaksınız. Bütün bu uzaklıklara, yalnızlıklara gelecek adına katlanacaksınız. İş güvenceniz, aylığınız ve memuriyet itibarınız olacak; ne güzel! Tanıştığınız esnaf ve komşular, sevecen ve anlayışlıdır. Yine de erkek eli sıkmasanız iyi olur, inançlarınca geri çevirebilirler. Memleketinizi sorarlar önce, oralarda bir yerlerde akrabaları vardır veya tatile gitmişlerdir. Daha önce görmediğiniz kadar konuğa hürmetli, ikramlıdırlar. İlk mesai gününde kurum’a belgelerinizi verir, göreve başlarsınız. İşyerinize de gelir babanız; arkadaşlarınızı, amirlerinizi tanır; “başım üstüne, gözüm üstüne” sözlerini sıkça duyar, sevinir oncağız…

Artık ayrılık vakti gelmiştir; ilçenin küçük otogarında elini öpersiniz o fedakâr adamın. Size göstermemeye çalıştığı gözyaşlarını ceketinin koluna silmeye çalışırken, bir yandan da “Allaha emanet ol, sıkça ara, habersiz bırakma” gibi sözler dökülür yutkunamadığı boğazından. Ve otobüs hareket eder; geride bir memleket gerçeği ve küçük, ürkek kuşlar gibi Aybüke’ler bırakarak…

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - AYBÜKE OLMAK…
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları