poyrazoğlu otomotiv etiler
19 Aralık 2018 Çarşamba

AYANDON VURDU VONA’YI - 2

Tarık Barbaros Pilevne

15-11-2018

Iğrıb bereketliydi, ambarları balıkla doldu, keyifleri geldi, yüzleri güldü. Teknelerde yatıp kalktılar, avladıkları bol miktarda hamsinin büyük kısmını Ünye ve Fatsa’da sattılar. Cepleri para gördü. Dönüş yoluna birlikte çıktılar. Bu kıyıların kayasını, kumsalını ezbere bilen usta reisler, doğuya ilerleyip Bolaman yalısına vardılar. Burada gökyüzü aniden kapandı. Güneybatı göklerini ağartan şimşeklerle ve güçlü bir esintiyle gelen çiselti; ıslak sicimler gibi yüzlerine çarpmaya başladı. Yason burnunu tez vakitte aşıp, korunaklı Perşembe limanına ulaşmalıydılar! Dümenlerin yekesini çevirdiklerinde çok sert bir rüzgârla karşılaştılar. Yalıköy açıklarında ise deniz iyice kabardı. Giderek büyüyen ve hırçınlaşan dalgalar, teknelerin kestane ağacından ahşap bordalarını sertçe dövmeye başladı. Ufukları karartarak bu gelen Ayandon’du! Sığınak, koy veya dalgakıran yoktu yakınlarda. Birbirlerinden güç alarak, devasa dalgaların içinde kaybolup tekrar yüzeye çıkarak, çaresiz yollarına devam ettiler…

Fırtına o gece sahile yakın köylerde ağaçları devirdi, evlerin çatılarını uçurdu. Fakat asıl can pazarı denizde yaşanıyordu ve sahilden onları izleyenler vardı…

Öndeki daha büyük ve motorları güçlü iki tekne, rüzgârın ve akıntının harman olduğu en kuzeydeki kayalık burnu güçlükle aşıp güneydoğuya döndüler. Sancak yanını kıyıya, iskeleyi rüzgâr üstüne verip, güvenli Vona sahiline ilerlediler…

Artlarındaki diğer iki tekne ise haşin dalgalarla boğuşuyordu. Kara Nuri, Belicesulu İsmail, Çolağın Mehmet ve Kapıco Ahmet’in dört ortaklı teknesinde kötü, talihsiz şeyler oluyordu! Teknelerin kıçaltında 30’luk Lister motorlar vardı. Asma kilitli kapakları tekne yatarken kapalı olur, seyir halinde iken havalansın diye açık tutulurdu. Kimindir bilinmez, motor kapağına asılı ceket, coşan dalgaların sarsıntısıyla düşüp kayışa dolandı, motoru durdurdu. Tekne, dalgaların önünde savrulmaya, bayılmaya başladı. Murat Reis’in sürdüğü Keçiköylü Süleyman’ın teknesi yakın geçiyordu; bağırdılar, yardım istediler. Reis düşündü, adamlarına baktı, ortalık can pazarıydı; tayfalarının canları da kendine emanetti. Sordu acele; “Sen bilirsin Reis!” dediler. Çok zaman bu kıyılarda birlikte nasip aradıkları, ekmek bölüştükleri tanışlarını bırakıp gidemediler; onların da çoluk çocukları vardı!

Teknenin burnunu çevirip yanaştılar, halat attılar. Adamlardan üçünü kendi teknelerine alabildiler, biri denize düştü, hemen kayboldu. Reis, motora yol verdi; olmayacak iş, tekne gitmedi! Baktılar; o hengâmede çapa denize düşmüş, kuma saplanmıştı! Paniklediler, çapanın zincirini kırıp tekneden ayırmalıydı; uğraştılar, olmadı! Güvertede durmak, küpeşteye tutunmak zordu, rüzgâr adam alıyordu. Olduğu yerde kalan tekne, kendini döven dalgalara daha fazla dayanamadı, kamara parçalandı; sonra alabora oldular, denize döküldüler…

Üzerlerinde kalın kışlık giysiler, ayaklarında ağır lastik çizmeler vardı, yüzemediler!

Karadeniz’in serin ve karanlık sularında gözden kayboldular…

Yasun burnu açıklarındaydılar…

İçlerinden en genci ve güçlüsüydü; sırım gibi delikanlıydı. Mesleği balıkçılıktı. O denizi, deniz de onu sever, tanırdı. Teslim olmadı, iyi yüzücüydü; yüzdü, burundaki kayalıklara tutundu. Fakat Ayandon kararlıydı; gün onun günüydü ve daha çok kurban istiyordu. Kamyon gibi güçlü bir dalga geldi, kayalara tırmanmaya çalışan adamı çekti aldı, açığa sürükledi…

Yedi denizcinin cansız bedenleri; birkaç gün arayla yakın kumsallarda, kayaların arasında, yosunların altında bulundu. Dalgalar, batan tekneleri de kıyıya vurmuştu. Murat Reis’in takası parçalanmış halde Fener yakınlarında görüldü. İçinde bozulmamış bir ceset vardı, yün kuşağıyla kendini başaltındaki kamaraya bağlamıştı. Onu gerçekten deniz alamamış, babası gibi kabri belirsiz olmamıştı; O yunus avcısı Mustafa’ydı… (“Ayandon Vurdu Vona’yı” adlı öykümden)

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - AYANDON VURDU VONA’YI - 2
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları