etiler poyrazoğlu otomotiv
19 Kasım 2018 Pazartesi

ATATÜRK VE MİLLET 

Ufuk GÖKMEN

26-10-2017



Türkiye Cumhuriyeti'nin doğum günü yaklaşırken devletimizin kuruluş felsefesinden ve dinamik idealini belirleyen etkenlerden bahsetmek istiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında tam bağımsızlıktan sonra gelen ilk hedef; milli egemenliğin kazanılmasıdır.

Atatürk, askeri öğrenci olduğu yıllarda dahi gerçek kurtuluşun saltanat düzeninden kurtulmak olduğunu görüyordu. Silahlı kurtuluş mücadelesi döneminde cephedeki uygulamaların kararlarını dahi kongreler ve meclise dayandırdı.

Milli Egemenlikten bahsedebilmek için öncelikle millet kavramının anlamını iyi açıklamak gerekmektedir.

Atatürk, millet kavramının gelecekte de herkes tarafından farklı şekilde ifade edileceğini biliyordu. Çünkü Cumhuriyet'in kurulduğu yıllarda sınırlarımız içinde 24 ayrı etnik kökenden insan yaşıyordu. Bu sebeple kendi el yazısıyla yazdığı halde Afet İnan imzasıyla 1931'de bastırdığı "Yurttaş İçin Medeni Bilgiler" kitabinda;
“Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye Halkına Türk Milleti denir" diyerek millet kavramını açıklamıştır.

Açıklamada belirtildiği gibi Türk Milleti kavramı ırkçılık barındırmaz. Bu yüzden Nutuk'a, "Ne mutlu Türk olana" değil, "Ne mutlu Türk'üm diyene!" diyerek nokta konulmuştur.

Türk toplumu, önce Çanakkale ruhunu yaşayıp müteakiben verdiği kurtuluş savaşı sırasında büyük oranda Milliyetçi bir karaktere bürünmüştür.

Türk Milliyetçiliğinin esaslarını belirleyen öncüler, çok idealist ve davasına inanmış bireylerdi. Ziya Gökalp, Hamdullah Suphi ve Yusuf Akçura Atatürk'ün yakın dava arkadaşlarıydı. Ümmet toplumundan Milli Egemenliği benimsemiş topluma geçişte her biri ayrı ve kıymetli eserler verdiler.

Bu gün milli iradeyi idrak edebilmek adına Atatürk Milliyetçiliği düşüncesinde olanlardan başka her biri belli bir sosyal grubu peşinden sürükleyen akımlar gelişmiştir.

Bir kesim ülkücülük, bir diğeri ulusalcılık, bir başkası da bütün islam dünyasını kapsayan millet kavramı üzerinden milli görüş diyerek açıklama yapmaktadır.

Aslen vatanseverlik kutsal bir evrensel değerdir. Bu değeri taçlandırmak yerine aynı düşünceyi farklı tanımlayanlarla ayrı kutuplara yönelmek Çanakkale ruhunu inciten bir davranış olur.

Son yıllarda PKK terör örgütünün Kürt Sorunu bahanesiyle yaptığı bölücü saldırılar Çanakkale ruhuna en büyük zararı verdi.

Türk Milleti düşüncesinin karşısına Kürt Halkı kavramının çıkarılması aslen temeli olmayan çarpık bir yaklaşımdır.

Binlerce yıl birlikte yaşamış ve kurtuluş mücadelesini birlikte vermiş bir toplumun yapay baskılarla bölünmesi imkansızdır. Nitekim bölücüler, 30 yılda döktüğü kana rağmen bir arpa boyu yol almamışlardır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş destanı tek başına bir milleti var etmeye yeter.

Tarihi süreçte yarattığımız aynı değerde pek çok destan mevcuttur;
Malazgirt destanı, Haçlılara karşı Kılıçaslan'ın o müthiş direnişi, Selehattin Eyyubinin Kudüs savunması , Moğol İstilasına karşı Anadolu halkının direnişi, Çanakkale destanı ve daha niceleri Türk Milliyetçiliğinin özünü şekillendirmiştir.

Türk Milletine tarihi süreçte yapılmış olan saldırılara geçmişinde verdiği refleksler Milli duruşun kültürel genlerimize işlenmiş olduğunun göstergesidir.

Cumhuriyetimizin başlıca karakteri milliyetçiliktir.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ATATÜRK VE MİLLET 
Ufuk GÖKMEN - Diğer Yazıları
Bütün Ufuk GÖKMEN Yazıları