etiler poyrazoğlu otomotiv

ATATÜRK VE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ

Ufuk GÖKMEN

04-11-2017


Atatürk ilkeleri anlatılırken en hassas yaklaşılması gerekeni laiklik ilkesidir. Laiklik kavramıyla anlatılmak istenenleri doğru yansıtırsak Atatürkçü düşünceyi tam olarak anlatmış sayılırız.

Atatürk, doğup büyüdüğü yıllarda Türklerin kurduğu en kudretli devletin paramparça oluşuna şahit oldu.

Osmanlı Devleti, aydınlanma çağına gücünün doruğundayken girdi. Lakin sarayda yuvalanmış cahiller ordusu aydınlanma döneminde Osmanlı Devleti'nin gelişmeleri görmesine engel olmuşlardı.

Dünyadaki gelişmelerin izlenmesinin ve daha iyi üretip kalkınmanın önüne geçenler, hep dini kuralları sebep olarak göstermişlerdir.

Avrupaya baktığımızda, aslında onların da aynı yoldan geçtiklerini görüyoruz. Onuncu yüzyıldan sonra Katolik inancı tamamen benimseyen Avrupa, devlet yöneticilerinin yerine kiliseyi dinlemeye başlamış ve gücüne güç katan din görevlileri yeniliklerin önüne din kurallarını bahane ederek engeller koymuşlardır.

Orta Çağda gelişen karanlık bir feodal düzen insanların yaşam kalitesini düşürdüğü gibi medeniyetin de geri kalmasına neden oldu.

Kiliseye gidip cennetin tapusunu satın alan insanlar mutlu mutlu öldüler.

Dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyen bilim adamları kafir sayılıp idam edildi. Eğitim alıp bilime katkı sunmak isteyen kadınlar cadı diye yakıldılar.

Veba salgını yüzünden nüfusunun üçte birini kaybeden Avrupa 15'inci yüzyılda aydınlanma hareketlerine başladı.

Rabmetli Turgut Özal'ı dinleme fırsatı bulmakla şanslı bir Türk Vatandaşı sayılırım.

Hiç unutmam kendisi; "Matbaanın ülkemize 300 yıl geç gelmiş olması nedeniyle bu gün hak ettiğimiz yerde olmadığımızı" söyleyerek başlamıştı konferansına.

Laik kesimin, mutaasssıp diye tanımladığı kişilerin oylarıyla iktidara gelmiş olan sivil cumhurbaşkanı, konferansına laikliğin önemini anlatarak başlıyordu.

"İnanç , bilimin ve medeniyetin önüne geçmemelidir." Laikliği kısaca böyle tanımlamak yeterli olacaktır.

İnsanların inancını istediği gibi yaşamasına imkan sağlamak ve din kurallarını bilimin önüne geçirmemek toplumsal gelişimin anahtarıdır.

Atatürk, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin sağlam temeller üzerinde durmasını istiyordu. Sağlıklı bir gelecek için, din görevlilerinin insanları inanç konusunda aydınlatmasını destekliyor, lakin devleti yönetmeye talip olanların dini motifleri kullanarak başkalarını engellemesine fırsat vermeyecek bir sistem öneriyordu.

Laiklik ilkesini "Vicdan özgürlüğü" olarak tanımlarsak daha isabetli ifade etmiş oluruz.

Müslüman dünyada özgür iradesiyle camilere koşan bir Türkiye, kılıç zoruyla ibadet edilen ülkelerden çok daha inançlı bireylere sahiptir.

Atatürk, bu gün medeniyet ufkunda bir güneş gibi parlayan Türkiye'yi düşlediği için laikliği ülkenin temeline yerleştirdi.

Şimdi hür irademizle inancımızı yaşıyor ve çağın gerisinde kalmadan Batı ile rekabet edebiliyoruz.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ATATÜRK VE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ
Ufuk GÖKMEN - Diğer Yazıları
Bütün Ufuk GÖKMEN Yazıları