etiler poyrazoğlu otomotiv

ANABASİS (ONBİNLERİN DÖNÜŞÜ)

Tarık Barbaros Pilevne

18-05-2017

Anabasis, başarılı bir komutan ve ünlü bir yazar olan Ksenephon'un, insanlık tarihindeki en inanılmaz serüvenlerden birini anlattığı belge eseridir. Eser, Batı Anadolu’dan yola çıkarak binlerce kilometre uzakta büyük bir meydan savaşına katılan bir paralı askerler ordusunun tehlikeli ve güç koşullar içinde yabancı ülkelerden, düşman kavimler arasından geçerek yurtlarına dönüşlerinin öyküsüdür. “Onbinlerin Dönüşü” ismiyle de tanınan eserde, İ.Ö. 4. yüzyılda Anadolu'nun ve komşu ülkelerin özellikleri ve halkların töreleri dile getirilmiştir. Yaşadığımız toprakların tarihini aydınlatıcı bir kaynaktır. Kendi coğrafyamızdan 2500 yıl önce yola çıkarak Anadolu’yu harmanlayan askeri birliğin geçtiği yerler bizlere çok yabancı değil:

Kyros, Sardes'ten yola çıktı. Lidya içinde üç günlük yürüyüşle yirmi fersenk yol alıp Meandros’un (Menderes Nehri) kıyısına vardı. Bu ırmağın genişliği iki yüz kademdi. Üstünde yedi tekneden oluşan bir ırmak vardı. Kyros bu köprüyü aşıp Frigya içinde bir günlük yürüyüşle sekiz fersenklik yol aldıktan sonra kalabalık büyük ve zengin bir şehir olan Colossae'ye ulaştı. Orada yedi gün kaldı. Beş yüz hafif ve bin ağır piyade ona katıldı.

Kyros oradan ayrıldıktan sonra üç günlük yürüyüşle, yirmi fersenk aşıp, Frigya'da bir şehir olan Kelainai’ye (Dinar) ulaştı. Orada, bir sarayı ve yetiştirdiği güzel atları vardı. Sarayın bitişiğinde avlanarak bedenini çalıştırdığı, vahşi hayvanlarla dolu büyük bir parkı vardı. Bu yerden doğan Meandros, parkı ortasından aştıktan sonra şehirden geçer.

Büyük Kralın (Kserkes) Kelainai'de, Marsyas ırmağının kaynağında hisarın eteğinde bir şatosu vardır. Marsyas, şehri aştıktan sonra Meandros'a kavuşur, genişliği yirmi beş ayaktır. (Işıklı gölüne dökülen Dinar Çayı) Söylendiğine göre Apollon kendisiyle boy ölçüşmek isteyen Marsyas'ı burada yenip diri diri derisini yüzerek, deriyi kaynağın bulunduğu mağaraya asmış. Irmak Marsyas adını bu olaydan almış.

Dinar Çayının ve Menderes Nehrinin kaynağı olan Suçıkan anlatılıyor. Şimdi kayalık bir yamaç arazi olan bu yerde, yeşillikler içinde bir av köşkü varmış. Bugün Suçıkan’da bir tabelada yazılı olan mitolojik öyküye göre; Apollon ve Marsyas arasında düzenlenen müzik yarışmasında hakem olan Kral Midas, oyunu Marsyas lehine kullanınca, Apollon tarafından cezalandırılır ve kralın kulakları bir eşeğin kulaklarına dönüşür. Bu sırrını yalnızca berberi ile paylaşmak zorunda kalan kral, başkalarının duymaması için ona sıkı sıkı tembih eder. Berber bu büyük yükü taşımaktan yorulur ve ırmağın kaynağına gelerek sırrını akan suyla paylaşır; “Kralın kulakları eşekkulağı, Kralın kulakları eşekkulakları.” Bir süre sonra ise, kıyıdaki sazlar, esen rüzgârla bu ölümcül sırrı tüm evrene duyurur: “Kralın kulakları eşekkulağı, kralın kulakları eşekkulakları...”

Söylendiğine göre Kserkes bu şatoyu ve Kelainai hisarını Yunanistan'da bozguna uğradıktan sonra dönerken yaptırmıştır. Kyros, Kelainai’de otuz gün kaldı. Lakedamonialı sürgün Klearkhos, bin ağır piyade, sekiz yüz Thrakialı hafif piyade ve iki yüz Giritli okçuyla gelip ona katıldı. Aynı zamanda Syrakusailı Sosis üç yüz ağır piyadeyle, Arkadialı Agias da bin ağır piyadeyle geldiler. Bunun üzerine Kyros, parkta Yunanlı birlikleri denetleyip saydırdı; hepsi, on bir bin ağır piyade ile iki bin kadar hafif piyadeydi. Kyros Phirigya’da ilerleyerek Peltai şehrine vardı. Orada üç gün kaldı. Bu arada Arkadia’lı Ksennias kurbanlar kestirip oyunlar düzenleyerek Zeus Lykaios şenliklerini kutladı. Oyunlarda ödül alanlara altın kaşağılar verildi. Yarışmaları Kyros bizzat seyretti. Oradan iki günlük yürüyüşle on iki fersenk aşıp Phrygia’nın Mysia yönündeki son şehri olan Çanak-Çömlek Pazarı şehrine vardı.

Kyros, Pers Kralı olan kardeşinin tahtından pay istemektedir. Kardeşiyle yaptığı savaş sırasında Fırat nehrinde boğularak ölür. Yunanlı paralı askerlerden oluşan ordu dağılır ve onbinlerin yıllar süren maceralı geri dönüşü başlar. Ksenophon’un önderliğinde yapılan bu geri çekilme sırasında, tam bir askeri disiplin ve grup kurallarına kesin uyum görülmektedir. Yerli halk, Yunanlıların her zamanki genel bakış açısıyla ilkel ve barbar kavimlerdir. Tutulan notlar, Anadolu’nun o günkü coğrafi, sosyolojik ve etnik yapısına ışık tutacak bilgiler taşıması yönünden önemlidir.

Son söz: Söz uçar, yazı kalır.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ANABASİS (ONBİNLERİN DÖNÜŞÜ)
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları