poyrazoğlu otomotiv etiler
19 Aralık 2018 Çarşamba

ALİÇO VE KOCA YUSUF

Tarık Barbaros Pilevne

16-08-2018

Aliço, Türk güreş tarihinde “Başpehlivan” unvanını en uzun süre ile elinde tutandır. Plevne'de (Bulgaristan) doğdu. Pomak asıllıdır. Güreşe Deliorman'da başladı. Saçsız başından ötürü “KelAliço”, sertliğinden ötürü “GaddarAliço”namlarıyla anıldı. Güreşi seven ve kendisi de güreşen Sultan Abdülaziz tarafından himaye edilip, saray başpehlivanı oldu.

Son zamanlarda kendisine çatan olmadığından; soyunmadan, güreşmeden, başpehlivanlık ödülü ile ayrılırdı Kırkpınar er meydanından. Elense ve tırpanlarıyla meşhur olan bu güreş ustasına hiçbir yiğit meydan okuyamadı uzun zaman. O yıl da karşısına kimsenin çıkmayacağı sanılıyordu aslında; sözü geçen bazıları, çıraklarından biri ile “oynaş güreşi” yapmasını teklif etmeyi düşünüyorlardı.

Kırkpınar'a her boyda güreşmek için ülkenin çeşitli yerlerinden pehlivanlar gelirdi. Geleneğe göre bir pehlivana “hangi boyda güreşeceği” sorulmazdı. Herkesin dikkatini başındaki Trablus şalıyla dirseğini kispetinin zembiline yaslayıp çayıra uzanan gösterişli bir adam çekmişti. Genç pehlivanın “orta”güreşçisi olabileceği tahmin ediliyordu. Fakat “küçük orta” bitip “büyük orta” ya sıra geldiği halde yerinden kalkmamıştı bu pehlivan! Meydancıyanına gidip ona seslendi: “Ağam kusura kalma, yabancı olduğun için söylerim; soyunanlar büyük orta güreşçileridir. Soyunacaksan eğer şimdi soyun; bundan sonra başaltı güreşleri yapılır. Kırkpınar güreşleri, köylerinizin güreşlerine benzemez; sizin başpehlivanlarınız bile burada büyük orta ödülünü alamazlar.”

“Büyük ortaya güreşmeyeceğim ağam...”diye yanıt verdi pehlivan. Meydancının aklı karıştı; başaltı pehlivanları, zamanın en meşhur ve en yaman güreşçileriydiler. Aliço Ağanın varlığı olmasa, pek çoğu başpehlivanlık güreşi atabilirdi bu er meydanında…

Büyük orta güreşlerinin sonlarına doğru başaltına güreşecek pehlivanlar da soyunmaya başladılar. Yabancı pehlivansa yine yerinden kıpırdamamıştı! Artık herkes yabancınınbaşa güreşmek için geldiğinianlamıştı. Anlaşılan bu garip adam Aliço'nun şöhretinden habersizdi; çevredekiler “aklından zoru mu var” dercesine bakındılar, bazıları acındılar, bu boylu poslu ama “tüysüz kızan”a…

Zurnalar, coşturan başpehlivanlık havalarını çalmaya başlayınca, Aliço yerinden kalkıp soyunmaya giderken, yabancı pehlivan da zembili elinde onun arkasından yürüdü. Aliço kispetini giyip yağlandıktan sonra meydanda peşrev atmaya başlayınca, seyirciler onu büyük coşkuyla alkışlamaya başladı…

İkisi de yağlanıp güreşe hazır duruma gelince, meydanda çıt çıkmaz oldu; herkes bütün dikkatini cazgıra verdi. Çünkü hiç tanımadıkları bu yabancı pehlivanın kim olduğunu, nereli olduğunu az sonra cazgırdan öğreneceklerdi. Yaşlı Cazgır da halkın bu merakını bildiğinden duadan önce, pehlivanları tanıttığı konuşmasında gür sesiyle şunları söyledi: “Ağalar, ey ahali! Başpehlivanlığa meşhur Ali Pehlivan ile Deliormanlı Yusuf Pehlivan kapışacaklardır.”Ardından Aliço'ya döndü: “Ey Aliço! Koca Aliço! Kırkpınar’ın yirmi altı yıllık başpehlivanı Aliço! Huzur güreşlerinde ve şu meydanda yendiğin nice pehlivanla haklı bir şöhret kazandın.Ama kendine çok güvenme! Unutma ki, ummadığın taş baş yarar. Karşına çıkma cesareti gösteren Deliormanlı Yusuf'un nasıl bir pehlivan olduğunu az sonra anlayacaksın.Burası er meydanı, yiğitler meydanıdır.Her yiğidin gönlünde bir aslan yatar.Her ana bir yiğit doğurur; Koca Aliço!”

Sonra da diğer pehlivana döndü: “Ey, Yusuf Ağa! Aliço'nun saç kalmamış kafasına bakarak ‘geçkin’ deme, aldanırsın!Ona ‘Gaddar Aliço’ derler.Aman vermeden güreşir; oyundan oyuna geçer, kolla kendini, ona göre davran! Pehlivaan, pehlivan; alta düştüm diye yerinme, üste çıktım diye sevinme! Hay, maşallah yiğitlere!”

Her ikisi de, halkı selamladıktan sonra asıl peşreve geçtiler. Aliço, delikanlıca ve seri hareketlerle fırtına gibi dönüyordu kendi çevresinde.Yusuf'un koca elleriyle çıkardığı peşrevler ise çok ustaca ve gösterişliydi.Artık anlaşılıyordu ki, ehil bir güreşçiydi bu pehlivan…

Peşrev faslı bittikten sonra elenselerinişimşek gibi çakarak hızla girdi güreşe Aliço; bu müthiş elenselerden sarsılmayan pek az güreşçi çıkardı bu meydanlarda. Halk, Yusuf’un bunlardan hiçte etkilenmediğini, sendelemediğini görünce heyecanlanmış, zevkli ve keyifli bir güreş izleyeceğini anlamıştı…

Başpehlivan, rakibinden çekinmediğini göstermek istercesine dik güreşiyor ve dalmasını bekleyerek, onu boyunduruklarıyla hırpalayıp, yenmeyi tasarlıyordu. Yusuf bunu sezinlemişti ki, bir kez bile paça kapmak için dalmamış; fakat güreş uzadıkça Aliço'nun elenselerine karşılık vermeye başlamıştı. Koca pençeleriyle öyle elenseler çekiyordu ki; Yusuf’un ezici kuvvetini işte o zaman anladı Aliço! İki saate yakın bir zaman geçip de, rakibini yorarak yenemeyeceğini anlayan deneyimli Aliço, yıldırım hızıylaçift paçayadaldı. Rakibi, seri bir dönüşle paçalarını kaptırmadan öne doğruyüzükoyunkapaklandı. Aliço da dizleri üzerinde emekleyerek kasnağından bastırıp, onun kalkmasına fırsat vermedi. Yusuf ayağa kalkmak için sağa sola hamle yaptıysa da Aliço'nun pençesinden kurtulamayacağını anlayıp, açık vermemek için toparlandı. Bu arada Aliço, hemen şark kündesini doldurmaya başladı. İşte o anda genç pehlivanın ileri atılarak, bir nara ile ayağa kalkıp kurtulduğu görüldü… (Devam Edecek)

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - ALİÇO VE KOCA YUSUF
Tarık Barbaros Pilevne - Diğer Yazıları
Bütün Tarık Barbaros Pilevne Yazıları